Nişan hediyeleri geri istenebilir mi ? Nişan hediyelerinde neler olduğu nasıl ispatlanır ? Nişan hediyelerinde ispat yükü kimin üzerindedir ? Nişan hediyeleri için dava açılabilir mi?

Nişan hediyelerinin nişan bozulduktan sonra iadesine dair düzenleme TMK 120 maddesi ve devamında ele alınmıştır. Kanun maddeleri şu şekildedir ;

II. Nişanın bozulmasının sonuçları

1. Maddî tazminat

Madde 120- Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan

taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.

Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.

2. Manevî tazminat

Madde 121- Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan

diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

III. Hediyelerin geri verilmesi

Madde 122- Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.

Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

IV. Zamanaşımı

Madde 123- Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl

geçmekle zamanaşımına uğrar.

Nişan yüzüğü geri istenebilir mi ?

Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre nişan yüzüğü geri istenemez.

T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2013/ 16931 Karar: 2014 / 1004 Karar Tarihi: 27.01.2014

ÖZET: Mahkemece; yanılgılı değerlendirmeyle, mutad hediye olan ve iadesi gerekmeyen nişan yüzüğünün iadesi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. Kaynak sinerji mevzuat.

Nişan hediyelerinde kusur önemli midir ?

Nişan hediyelerinin iadesinde tarafların kusurunun önemi yoktur. Taraflar mutad dışı hediyeleri kusurlu da olsalar iadesini isteyebilirler.

T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2002/ 5584 Karar: 2002 / 5991 Karar Tarihi: 27.05.2002

ÖZET: Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri alınması istemine ilişkin davalarda kusur aranmamakla birlikte dava konusu yapılan hediyelerin (ve özellikle ziynet eşyalarının) mutad olup olmadığının tesbiti konusunda sadece yöresel örf ve adetlerin varlığı yeterli olmayıp tarafların usulünce araştırılıp saptanacak mali ve sosyal durumlarının da dikkate alınması gerekir. Kaldı ki altınlar, mutad eşya kapsamında sayılmamaktadır.

Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz.’ 3. Hukuk Dairesi 2015/3347 E. , 2015/8639 K.

Nişan hediyelerinin iadesinde, İspat yükü kimin üzerindedir ? Takıyı kimin taktığını kim nasıl ispat edecektir ?

İspat yükü kendisine menfaat sağlayan tarafa düşer. TMK’nın 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde; gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Nişan hediyelerinin iadesinde iki adet ispat yükü bulunur.

İlki nişan hediyesinin davacı tarafından verildiğinin ispatıdır. Nişan hediyesi olarak ileri sürülen ve davada iadesi istenen bir kolye, nişandan önceden beridir davalının kendi kişisel malı olabilir. Bunun, davalının kişisel malı olmadığı, nişan vesilesiyle kendisine hediye edildiği davacı tarafça ispat edilmelidir.

İkinci ispat yükü ise, hediyelerin iade edilip edilmediği noktasındadır. Davacı hediye verdiğini ispat ettikten sonra bu hediyenin iade edilmediğini de ispat etmek zorundadır. Hediye verilmesi, başlı başına davayı kazanmaya yetmeyecektir.

Davalı taraf takıların takıldığını ancak iade edildiğini ileri sürüyorsa bu sefer ispat yükü çevrilir, davalı taraftan iade ettiğini ispat etmesi beklenir. Davalı taraf takıldığını kabul etmemekle birlikte fotoğraf ve video kasetlerinden takıların takıldığı görünüyor ise bu sefer davalı bunu iade ettiğini ispat etmek yükü altındadır.

Emsal bir olayda davalı, takı takıldığını ancak nişanda takılan sahte olduğunu, gerçek takıların ise düğünce takılacağını ileri sürmüştür. Yargıtay bu durumda ispat yükünü çevirerek, takıların sahte olduğunu ileri süren davalıya ispat yükü yüklemiştir.

Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davacının, nişanın bozulması nedeniyle, nişanda hediye ettiği altınların iadesini talep etttiği, davalı tarafın, takılan altınların sahte olduğunu savunduğu görülmüştür.

Bu bağlamda; nişanda takılan altınların sahte olduğunu, bunu iddia eden davalı taraf ispatla yükümlüdür.’ 3. Hukuk Dairesi 2015/3347 E. , 2015/8639 K.

Davacı iddiasını ispat için tanık dinletebilir. Tanık delili de yeterli değilse davalıya yemin teklif edebilir. Davalı takının takılmadığına veya iade edildiğine dair yemin ederse davacının davasının reddedilmesi gerekir.

TMK.nun 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Hediyelerin iadesi için kusur aranmaz ise de; davaya konu edilen hediyelerin, davacı tarafça davalıya verildiği ve iade edilmemiş olduğu hususlarının ispatlanması icabeder ki, bu yoldaki iddianın her türlü delille ispatı mümkündür. Davacı, davalıya nişan merasimi sırasında tek taş yüzük, takı seti, inci süslemeli bilezik, saat, alyans, kolye, bileklik ile kurban bayramında iki adet 3 burgulu bilezik taktığını iddia etmiş, davalı ise iki adet 3 burgulu bileziğin takılmadığını savunmuştur, her iki tarafta iddiasını ispat amacıyla tanık dinletmiş, ispat yükü altında olan davacı, davalıya yemin teklif etmiştir. Davalı iki adet 3 burgulu bileziğin takılmadığını belirterek yeminini eda etmiştir. Bu durumda; iki adet 3 burgulu bileziğin davalıya takıldığı ispatlanamamıştır. O halde mahkemece 2 adet 3 burgulu bilezik yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.’          T.C YARGITAY3.Hukuk DairesiEsas: 2012/ 17617Karar: 2012 / 22489Karar Tarihi: 01.11.2012 kaynak sinerji mevzuat.

Dosyaya sunduğu delillerle (her ne kadar dosyaya kuyumcu kartviziti de delil olarak sunulmuş ise de, üzerinde gram ve ayar haricinde başka bir bilgi yer almayan ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan bu delile itibar edilmemiştir) davacı bir adet bilekliğin davalıya nişan hediyesi olarak takıldığı yönündeki iddiasını ispat edememiştir.  

 Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde her türlü yasal delile dolayısı ile yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya, bu iddiasını ispatlaması konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.’ T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2014/ 19012 Karar: 2014 / 16688 Karar Tarihi: 17.12.2014

Manevi tazminat nasıl belirlenir?

Sırf nişanın bozulması manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli değildir. Davacının kişisel olarak fahiş bir zarara uğraması gerekir. Her nişan bozulması olayında doğaldır ki taraflar üzülür. Normal bir üzüntü manevi tazminat hükmedilmesine sebebiyet vermez. Kişilik haklarının zarara uğraması gerekir.

T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2020/ 473 Karar: 2020 / 2316 Karar Tarihi: 12.03.2020

ÖZET: Dava, nişanın bozulması nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi ile nişanın bozulması nedeni ile doğal olan üzüntü sebebi ile oluşan menfaat ihlali için manevi tazminata hükmedilemeyeceği, ancak nişanın bozulması nedeni ile fahiş bir zarar doğmuş ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebileceği, temyize konu uyuşmazlıkta davalının sebep göstermeden nişanı bozduğunun anlaşıldığı ve bu hali ile davalının, davacının kişilik haklarına saldırarak doğal üzüntüyü aşan şekilde manevi zarara (objektif zarar) yol açtığından söz edilemeyeceği, bu itibarla manevi tazminat koşullarının somut olayda bulunmadığı gözetilerek bu istem bakımından red kararı verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış, bu husus da bozmayı gerektirmiştir gerekçesi ile hüküm bozulmuş olup mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davacının manevi tazminat talebinin reddine, hükmün sair kısımları onanarak kesinleştiğinden kesinleşen kısımlar bakımından yerinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması isabetli olup usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Takıyı takan anne baba davacı olmalı mıdır ? Nişanlı tarafın davacı olması yeterli midir ?

Sadece nişanlı tarafın davacı olması yeterlidir. Takıyı takan amca hala, anne baba gibi yakınların bulunması TMK 122 kapsamında iade için onların da davacı olmasını gerektirmez.

‘Davalı taraf, ziynet eşyalarının davacının bizzat kendisi tarafından alınmadığını (zira, öğrenci olup, bir gelirinin bulunmadığını) savunmuş; mahkemece de; altın ve hediyelerin davacı tarafından davalıya verilmediği, davacının anne ve babası tarafından davalıya verildiğinden bahisle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, nişan törenlerinde takılan takıların bizzat davacı nişanlı tarafından takılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Ana-babanın ya da onlar gibi davrananların nişanlı adına taktıkları takılar, davacı nişanlı tarafından takılmış sayılır ve nişanın bozulması durumunda da bizzat talep edilebilir. Örf ve adete göre, nişan törenlerinde, takıların, nişanlıların birbirine bizzat takmalarından çok, genelde bir aile büyüğü veya ana-baba veya kardeşlerden biri tarafından takıldığı bir gerçekliktir. O halde, mahkemece; davacı(nişanlı) veya davacı adına hareket eden ana-baba veya kardeşleri tarafından takılan takıların saptanarak, hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir” gerekçesiyle bozulmuştur.’ 3. Hukuk Dairesi 2014/19012 E. , 2014/16688 K.

EMSAL KARARLAR

T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2013/ 16931 Karar: 2014 / 1004 Karar Tarihi: 27.01.2014

ÖZET: Mahkemece; yanılgılı değerlendirmeyle, mutad hediye olan ve iadesi gerekmeyen nişan yüzüğünün iadesi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

(4721 S. K. m. 122)

 Taraflar arasında görülen nişan hediyelerinin iadesi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

 Davada; nişan hediyelerinin aynen iadesi, mümkün olmadığı taktirde bedeli olan 4.005,00 TL ile nişan kahvesinde davalıya verilen 200,00 TL paranın tahsili talep edilmiş; mahkemece; davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek; dava konusu altın ve ziynet eşyaları yönünden talebin kabulüne, 200,00 TL para yönünden ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.

 Dava; nişan hediyelerinin iadesi istemine ilişkindir.

 Türk Medeni Kanunu’nun 122 nci maddesi gereğince; nişanın evlenme dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları mutad dışındaki hediyelerin aynen, mevcut değilse karşılığının sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince geri verilmesi gerekmektedir. Nişan hediyelerinin iadesine karar verilebilmesi için kusur şartı aranmaz.

 Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, nişan yüzüğü dışındaki altın ve ziynet eşyası mutat hediye kapsamında olmayıp iadesi gereken hediyeler olarak değerlendirilmektedir.

 Hal böyle olunca mahkemece; yanılgılı değerlendirmeyle, mutad hediye olan ve iadesi gerekmeyen nişan yüzüğünün iadesi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

 Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.01.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2012/ 17617 Karar: 2012 / 22489 Karar Tarihi: 01.11.2012

ÖZET: Davalı iki adet 3 burgulu bileziğin takılmadığını belirterek yeminini eda etmiştir. Bu durumda; iki adet 3 burgulu bileziğin davalıya takıldığı ispatlanamamıştır. O halde mahkemece 2 adet 3 burgulu bilezik yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

(4721 S. K. m. 122)

 Dava: Dava dilekçesinde nişan hediyelerinin iadesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

 Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

 Karar: Davacı vekili, nişan hediyesi olarak davalıya takılan tek taş yüzük, takı seti (kolye, küpe, yüzük), inci süslemeli bilezik, saat, alyans, kolye, bileklik ile iki adet 3 burgulu bileziğin aynen iadesi olmazsa bedeli olan 5000 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiştir.

 Davalı vekili cevabında davanın zamanaşımına uğradığını, davaya konu edilen iki adet 3 burgulu bileziğin davalıya takılmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

 Mahkemece davanın kabulü ile davaya konu nişan hediyelerinin aynen iadesine, hediyelerin aynen iadesinin mümkün olmaması halinde 5000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

 Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.

 TMK.nun 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Hediyelerin iadesi için kusur aranmaz ise de; davaya konu edilen hediyelerin, davacı tarafça davalıya verildiği ve iade edilmemiş olduğu hususlarının ispatlanması icabeder ki, bu yoldaki iddianın her türlü delille ispatı mümkündür. Davacı, davalıya nişan merasimi sırasında tek taş yüzük, takı seti, inci süslemeli bilezik, saat, alyans, kolye, bileklik ile kurban bayramında iki adet 3 burgulu bilezik taktığını iddia etmiş, davalı ise iki adet 3 burgulu bileziğin takılmadığını savunmuştur, her iki tarafta iddiasını ispat amacıyla tanık dinletmiş, ispat yükü altında olan davacı, davalıya yemin teklif etmiştir. Davalı iki adet 3 burgulu bileziğin takılmadığını belirterek yeminini eda etmiştir. Bu durumda; iki adet 3 burgulu bileziğin davalıya takıldığı ispatlanamamıştır. O halde mahkemece 2 adet 3 burgulu bilezik yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

 Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2014/ 19012 Karar: 2014 / 16688 Karar Tarihi: 17.12.2014

ÖZET: Davacı, dava dilekçesinde her türlü yasal delile dolayısı ile yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya, bu iddiasını ispatlaması konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.

(4721 S. K. m. 122)

 Dava: Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

 Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin, 01.02.2011 tarihinde davalı ile nişanlandığını; nişan sırasında davacı tarafından davalıya 1 adet altın set (9990 TL değerinde), 6 adet altın burma bilezik ve bir adet bileklik (2135 TL değerinde), 2 adet yüzük (575 TL değerinde) olmak üzere toplamda 12700 TL değerinde altın takılar takıldığını; nişanın davalı tarafından haksız bozulduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, toplam 12700 TL değerindeki altın takılardan oluşan nişan hediyelerinin aynen iadesine; olmadığında, dava tarihindeki değerinin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

 Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının nişan sırasında öğrenci olduğunu, müvekkiline herhangi bir hediye almadığını, alınan hediyelerin davacının babası tarafından bizzat alındığını; bu nedenle, davacının dava açma hakkının bulunmadığını belirterek davanın husumetten reddini istemiş; esası bakımından da, nişanın bozulması ile ilgili iddiaların asılsız olduğunu, nişanı bozanın davacı olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur.

 Mahkemece; …”Davacı ile davalının nişanlı oldukları, nişanlılığın evlenme dışındaki bir sebeple sona erdiği ve davalıya verilen altın takıların, hediyelerin ve nişan masraflarının davacı tarafından davalıya verilmediği, davacının anne ve babası tarafından davalıya verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş…”, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

 Dairemizin 03.12.2013 tarih ve 2013/14453-17133 sayılı ilamı ile “… Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, TMK’nun 122. maddesi; “Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.” hükmüne amirdir. Davalı taraf, ziynet eşyalarının davacının bizzat kendisi tarafından alınmadığını (zira, öğrenci olup, bir gelirinin bulunmadığını) savunmuş; mahkemece de; altın ve hediyelerin davacı tarafından davalıya verilmediği, davacının anne ve babası tarafından davalıya verildiğinden bahisle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, nişan törenlerinde takılan takıların bizzat davacı nişanlı tarafından takılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Ana-babanın ya da onlar gibi davrananların nişanlı adına taktıkları takılar, davacı nişanlı tarafından takılmış sayılır ve nişanın bozulması durumunda da bizzat talep edilebilir. Örf ve adete göre, nişan törenlerinde, takıların, nişanlıların birbirine bizzat takmalarından çok, genelde bir aile büyüğü veya ana-baba veya kardeşlerden biri tarafından takıldığı bir gerçekliktir. O halde, mahkemece; davacı (nişanlı) veya davacı adına hareket eden ana-baba veya kardeşleri tarafından takılan takıların saptanarak, hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir…”, gerekçesiyle bozulmuştur.

 Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulü ile 14.231,60.-TL değerinde 6 adet burma bilezik, 2.688,40.-TL değerinde 1 adet bileklik, 430,00.-TL değerinde 1 adet yüzüğün aynen, aynen iadesinin mümkün olmaması halinde belirtilen eşyaların toplam değeri olan 17.350,00.-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 Dosyadaki yazılara, uyulan bozma kararı uyarınca hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

 Ancak; Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.

 Davacı, nişanda takıldığını iddia ettiği ziynet eşyasının tür ve miktarını ispat yükü altındadır. Davacı miktara yönelik iddiasını ispat için nişan fotoğrafları, CD ve tanık deliline dayanmıştır. Dinlenen davacı tanıkları, nişanda davalıya 6 bilezik, bir adet bileklik, 2 adet yüzük takıldığını, davalı tanıkları ise davalıya 6 bilezik ve 2 adet yüzüğün takıldığını ancak bir adet bilekliğin takılmadığını beyan etmişlerdir. Bu durumda davacı vekili davalı tanıklarının beyanlarının aksine bir adet bilekliğin de davalıya takıldığı iddiasını ispat yükü altında olup, davacı dayandığı fotoğraf ve CD delili ile de davalıya bir adet de bileklik takıldığı yönündeki iddiasını ispatlayamamıştır.

 Dosyaya sunduğu delillerle (her ne kadar dosyaya kuyumcu kartviziti de delil olarak sunulmuş ise de, üzerinde gram ve ayar haricinde başka bir bilgi yer almayan ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan bu delile itibar edilmemiştir) davacı bir adet bilekliğin davalıya nişan hediyesi olarak takıldığı yönündeki iddiasını ispat edememiştir.

 Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde her türlü yasal delile dolayısı ile yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya, bu iddiasını ispatlaması konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.

 Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.12.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2012/ 17617 Karar: 2012 / 22489 Karar Tarihi: 01.11.2012

ÖZET: Davalı iki adet 3 burgulu bileziğin takılmadığını belirterek yeminini eda etmiştir. Bu durumda; iki adet 3 burgulu bileziğin davalıya takıldığı ispatlanamamıştır. O halde mahkemece 2 adet 3 burgulu bilezik yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

(4721 S. K. m. 122)

 Dava: Dava dilekçesinde nişan hediyelerinin iadesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

 Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

 Karar: Davacı vekili, nişan hediyesi olarak davalıya takılan tek taş yüzük, takı seti (kolye, küpe, yüzük), inci süslemeli bilezik, saat, alyans, kolye, bileklik ile iki adet 3 burgulu bileziğin aynen iadesi olmazsa bedeli olan 5000 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiştir.

 Davalı vekili cevabında davanın zamanaşımına uğradığını, davaya konu edilen iki adet 3 burgulu bileziğin davalıya takılmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

 Mahkemece davanın kabulü ile davaya konu nişan hediyelerinin aynen iadesine, hediyelerin aynen iadesinin mümkün olmaması halinde 5000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

 Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.

 TMK.nun 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Hediyelerin iadesi için kusur aranmaz ise de; davaya konu edilen hediyelerin, davacı tarafça davalıya verildiği ve iade edilmemiş olduğu hususlarının ispatlanması icabeder ki, bu yoldaki iddianın her türlü delille ispatı mümkündür. Davacı, davalıya nişan merasimi sırasında tek taş yüzük, takı seti, inci süslemeli bilezik, saat, alyans, kolye, bileklik ile kurban bayramında iki adet 3 burgulu bilezik taktığını iddia etmiş, davalı ise iki adet 3 burgulu bileziğin takılmadığını savunmuştur, her iki tarafta iddiasını ispat amacıyla tanık dinletmiş, ispat yükü altında olan davacı, davalıya yemin teklif etmiştir. Davalı iki adet 3 burgulu bileziğin takılmadığını belirterek yeminini eda etmiştir. Bu durumda; iki adet 3 burgulu bileziğin davalıya takıldığı ispatlanamamıştır. O halde mahkemece 2 adet 3 burgulu bilezik yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

 Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2020/ 473 Karar: 2020 / 2316 Karar Tarihi: 12.03.2020

ÖZET: Dava, nişanın bozulması nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi ile nişanın bozulması nedeni ile doğal olan üzüntü sebebi ile oluşan menfaat ihlali için manevi tazminata hükmedilemeyeceği, ancak nişanın bozulması nedeni ile fahiş bir zarar doğmuş ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebileceği, temyize konu uyuşmazlıkta davalının sebep göstermeden nişanı bozduğunun anlaşıldığı ve bu hali ile davalının, davacının kişilik haklarına saldırarak doğal üzüntüyü aşan şekilde manevi zarara (objektif zarar) yol açtığından söz edilemeyeceği, bu itibarla manevi tazminat koşullarının somut olayda bulunmadığı gözetilerek bu istem bakımından red kararı verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış, bu husus da bozmayı gerektirmiştir gerekçesi ile hüküm bozulmuş olup mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davacının manevi tazminat talebinin reddine, hükmün sair kısımları onanarak kesinleştiğinden kesinleşen kısımlar bakımından yerinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması isabetli olup usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.

(4721 S. K. m. 120) (1086 S. K. m. 427) (YİBK 01.06.1990 T. 1989/3 E. 1990/4 K.)

Dava: Taraflar arasındaki nişanın bozulması nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın manevi tazminat yönünden reddine, maddi tazminat yönünden bozma ilamı ile birlikte kesinleşmiş olması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacı, davalı ile 01.01.2011 tarihinde nişanlandığını, nişanı gelenek ve görenekler gereği ailesinin yaptığını, nişan döneminde davalının tıp öğrencisi, kendisinin ise işte çalıştığını, davalı doktor olduğunda hiçbir kusuru ve kabahati olmadığı halde davalının nişanlılığı bir telefon mesajı ile bitirdiğini, davalının facebooktan 1 ağustos 2013 tarihinde ilişkisinin başladığını bildirmesi üzerine başka biri için ayrıldığını anladığını, bu nedenle nişan masrafı ve davalıya verilen harçlık vs için 10.000 tl maddi ve çektiği acı, ızdırap, elem ve başkası ile birlikte olması nedeniyle 40.000 tl manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, yetki, zamanaşımı itirazında bulunarak nişan töreninin yapılmadığını sadece aile arasında söz kesildiğini, söz töreninde mutad dışı masraf yapılmadığını, evlenmeyi tıpta uzmanlık sınavını kazandıktan sonra düşündüğünü, facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde belirtilen tarihte ilişkisinin bulunduğu yazılmış ise de o tarihte davacı ile birlikte olduğunu, davacıdan ekim 2013 tarihinde ayrıldığını, maddi tazminat miktarının yüksek olup alacak kalemlerinin açıklanmadığını, kusurun davacıda olduğunu, manevi tazminat şartları oluşmadığı gibi miktarının da fazla olduğunu, nişanlısından ayrıldığı için kendisinin de üzgün olduğunu, üzüldüğünden dolayı kazanmak istediği sınava hazırlanamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile TMK.nın 120. maddesi gereğince, maddi tazminat olarak belirlenen 1.566 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte, manevi tazminat olarak belirlenen 20.000 TL’nin, kararın kesinleşmesinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dairemiz 24/05/2018 T. ve 2016/19432 E. – 2018/5848 K. sayılı ilamında; davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi ile nişanın bozulması nedeni ile doğal olan üzüntü sebebi ile oluşan menfaat ihlali için manevi tazminata hükmedilemeyeceği, ancak nişanın bozulması nedeni ile fahiş bir zarar doğmuş ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebileceği, temyize konu uyuşmazlıkta davalının sebep göstermeden nişanı bozduğunun anlaşıldığı ve bu hali ile davalının, davacının kişilik haklarına saldırarak doğal üzüntüyü aşan şekilde manevi zarara (objektif zarar) yol açtığından söz edilemeyeceği, bu itibarla manevi tazminat koşullarının somut olayda bulunmadığı gözetilerek bu istem bakımından red kararı verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış, bu husus da bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.

Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davacının manevi tazminat talebinin reddine, hükmün sair kısımları onanarak kesinleştiğinden kesinleşen kısımlar bakımından yerinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Dava, nişanın bozulması nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.

Davalı vekili vekalet ücreti yönünden hükmü temyiz etmiştir.

1-) Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

5219 ve 5236 sayılı yasalar ile HUMK’nın 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2015 tarihinden itibaren 3.200 TL’ye çıkarılmıştır.

Bu itibarla davalı aleyhine tesis edilen hüküm, karar tarihi itibariyle kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,

2-) Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

Sonuç: Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, yerinde bulunmayan davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 10,00 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)

T.C YARGITAY 3.Hukuk Dairesi Esas: 2002/ 5584 Karar: 2002 / 5991 Karar Tarihi: 27.05.2002

ÖZET: Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri alınması istemine ilişkin davalarda kusur aranmamakla birlikte dava konusu yapılan hediyelerin (ve özellikle ziynet eşyalarının) mutad olup olmadığının tesbiti konusunda sadece yöresel örf ve adetlerin varlığı yeterli olmayıp tarafların usulünce araştırılıp saptanacak mali ve sosyal durumlarının da dikkate alınması gerekir. Kaldı ki altınlar, mutad eşya kapsamında sayılmamaktadır.

(4721 S. K. m. 120, 122) (743 S. K. m. 86)

 Dava: Dava dilekçesinde 763.000.000 lira maddi, 1.000.000.000 lira manevi tazminatın karşı dava ile de 1.745.000.000 lira talep bedeli ve 10.000.000.000-TL manevi tazminatı faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü karşı davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

 Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

 Davada, nişanda takılan hediyelerin iadesi ve tazminat istenilmektedir.

 Davacı, Hasan Hüseyin Ç. davalı ile 07.05.2000 tarihinde nişanlandıklarını, nişanda 3 adet burma bilezik, 1 adet 22 ayar set, kol saati, Alyans- taşlı yüzük takılıp muhtelif hediyelerin verildiğini ancak 20.07.2000 tarihinde davalının kusuru ile nişanın bozulduğunu ileri sürerek hediyelerin aynen iadesi, olmadığı takdirde bedeli olan 1.378.500.000 liranın tahsili, yapılan masraflar karşılığı 763.000.000 lira maddi tazminat ile duyduğu aşırı üzüntü ve çevresinde küçük düşmüş olması nedeniyle 1.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.

 Davalı ise karşı dava ile davalı-karşı davacıya 1 adet künye ve 1 alyans ile muhtelif hediyeler verdiğini nişan hediyelerinin aynen iadesi, olmadığı takdirde 680.000.000 liranın, 565.000.000 lira maddi tazminatın ve nişanın bozulması sonucunda şahsi hakları ağır surette rencide olduğundan 10.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.

 Mahkemece her iki davanın da reddi cihetine gidilmiş olup, hüküm taraflarca temyiz edilmektedir.

 Hükme dayanak yapılan sıfatı belirsiz bilirkişi raporunda Eskişehir ilçe ve köylerinde, belirtilen tüm altın ziynetlerin ve hediyelerin mutad olduğu belirtilmiş ve bu gerekçeyle dava reddedilmiştir.

 Nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin geri alınması istemine ilişkin davalarda T.M.K.nun 86. maddesine göre kusur aranmamakla birlikte dava konusu yapılan hediyelerin (ve özellikle ziynet eşyalarının) mutad olup olmadığının tespiti konusunda sadece yöresel örf ve adetlerin varlığı yeterli olmayıp tarafların usulünce araştırılıp saptanacak mali ve sosyal durumlarının da dikkate alınması gerekir. Kaldı ki altınlar, mutad eşya kapsamında sayılmamaktadır.

 Davalı (karşı davacı) ise davacıya bir adet altın künye hediye ettiğini iddia etmiş, davalı ise kullanamadığı için diğer altınlarla birlikte saklanması için davacı-karşı davalı Filiz’e teslim ettiğini savunmuştur. Bu durumda künyenin saklanmak üzere davalı-karşı davacıya iade edildiğini ispat külfeti davalıda olup bu hususun tespitinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

 O halde, belirtilen nedenlerle, tarafların mali ve sosyal durumlarının da usulünce araştırılarak buna dair belirlenen yöresel örf ve adet ölçüleriyle beraber değerlendirmek ve alyans dışında altınların mutad hediyelerden olmadığı da gözetilmek ve de tüm bu yönleri içerecek nitelikte yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmesi icabederken, bu yönlerden eksik inceleme ve delillerin takdirinde hataya düşülerek sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.

 Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2002 tarihinde  oybirliği ile  karar verildi.

3. Hukuk Dairesi 2015/3347 E. , 2015/8639 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : BAYINDIR ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ

TARİHİ : 18/09/2013

NUMARASI : 2013/183-2013/279

Taraflar arasındaki nişan hediyelerinin iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan Bircan’ın 2009 yılında nişanlanıp, yaklaşık bir yıl nişanlı kaldıklarını, davalılardan kaynaklanan nedenlerle nişanın 30.12.2010 tarihinde bozulduğunu, davalıların, nişan nedeniyle hediye edilen altınları, nişanın bozulmasından sonra müvekkiline iade etmediklerini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı tutup; nişanda takılan 6 adet bilezik, 1 adet söz bileziği, 1 takı setinin davalı taraftan aynen tahsilini, aynen iadenin mümkün olmaması halinde değerleri toplamı olan 16.000,00 TL’nin ve davalı tarafa ödünç olarak verilmiş olan 500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların 26.12.2008 tarihinde sözlendiklerini, davacının annesinin, borçlarının bulunduğunu, takıları düğünde takacaklarını söyleyerek sözde Bircan’a yalnızca söz yüzüğü taktığını, sözden 3 ay sonra Bircan’ın ablasının düğününün olduğunu, Bircan’ın annesinin çevreye karşı mahçup olmamak için bir yakınından ödünç olarak aldığı 6 adet bilezik, kolye, küpe ve yüzüğü kızı Bircan’a taktığını, tarafların 17.10.2009 tarihinde nişanlandıklarını, nişanda Bircan’a sahte 6 bilezik, kolye ve küpe takıldığını, takıların sahte olduğu hususunun müvekkillerinin bilgisi dahilinde olduğunu, gerçek takıların düğünde takılacağına olan inançla, müvekkillerinin, davacı tarafın nişanda sahte takı takmasını sorun etmediklerini savunarak, davacının ziynetlerin iadesine ilişkin isteminin reddine karar verilmesini dilemiş, diğer taraftan, davacının, müvekkillerine ödünç para verdiğine ilişkin iddiasının asılsız olduğunu, nişanı davacının bozduğunu, nişanın bozulmasından 8 ay sonra eldeki davanın açılmasının, kötüniyetin bir göstergesi olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.

./..

Mahkemece, 23.01.2013 tarih, 2011/241 E; 2013/10 K. sayılı ilamla, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dairemizin, 27.03.2013 tarih, 2013/4355 Esas, 2013/5183 Karar sayılı ilamıyla, nişan hediyelerinin iadesine ilişkin olan davanın, Aile Mahkemesinde, Aile Mahkemesi olmayan yerlerde de Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği düşünülerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, bozmaya uyulmuş, Aile Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilmiş; davacının, alacağını miktar itibariyle HMK’nın 200. maddesi gereğince yazılı delille ispat etmesi gerektiği, davacının iddiasını ispatlayamadığı, davacıya, davalı tarafa yemin teklif etme hakkının da hatırlatıldığı, davacının yemin teklif etmeyeceğini beyan ettiği, davacının altın alacağını dosya kapsamındaki delillerle ispat edemediği, 500,00 TL borç para verdiği hususundaki tanık beyanlarının da birbiriyle çeliştiği gerekçesiyle, her iki talep yönünden de davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.

Davacı vekilinin kabul gören temyiz itirazına gelince;

Dava; nişan bozulması nedeniyle, nişanda takıldığı iddia olunan ziynetlerin, davalı taraftan aynen, bunun mümkün olmaması nakden tahsili istemine ilişkindir.

Kural olarak nişan, evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. (TMK m.122)

Hediyelerin geri istenebilmesi için alışılmışın dışında hediyelerden olması gerekir. Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyaların iadesine karar verilemez. Nişan dolayısıyla verilen hediye, olağan bir hediye ise geri istenemez.

Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle nişanın bozulması nedeniyle nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları ziynet eşyaları verenler tarafından geri istenebilir.

Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delille de ispat edilebilir.

Diğer taraftan, TMK’nın 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde; gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.

./..

Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davacının, nişanın bozulması nedeniyle, nişanda hediye ettiği altınların iadesini talep etttiği, davalı tarafın, takılan altınların sahte olduğunu savunduğu görülmüştür.

Bu bağlamda; nişanda takılan altınların sahte olduğunu, bunu iddia eden davalı taraf ispatla yükümlüdür.

Hal böyle olunca mahkemece, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alınarak inceleme yapılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu ispat yükü ters çevrilerek, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

3. Hukuk Dairesi 2014/19012 E. , 2014/16688 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : YAYLADAĞI ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ

TARİHİ : 29/05/2014

NUMARASI : 2014/19-2014/64

Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin, 01.02.2011 tarihinde davalı ile nişanlandığını; nişan sırasında davacı tarafından davalıya 1 adet altın set (9990 TL değerinde), 6 adet altın burma bilezik ve bir adet bileklik (2135 TL değerinde), 2 adet yüzük (575 TL değerinde) olmak üzere toplamda 12700 TL değerinde altın takılar takıldığını; nişanın davalı tarafından haksız bozulduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, toplam 12700 TL değerindeki altın takılardan oluşan nişan hediyelerinin aynen iadesine; olmadığında, dava tarihindeki değerinin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının nişan sırasında öğrenci olduğunu, müvekkiline herhangi bir hediye almadığını, alınan hediyelerin davacının babası tarafından bizzat alındığını; bu nedenle, davacının dava açma hakkının bulunmadığını belirterek davanın husumetten reddini istemiş; esası bakımından da, nişanın bozulması ile ilgili iddiaların asılsız olduğunu, nişanı bozanın davacı olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; …”Davacı ile davalının nişanlı oldukları, nişanlılığın evlenme dışındaki bir sebeple sona erdiği ve davalıya verilen altın takıların, hediyelerin ve nişan masraflarının davacı tarafından davalıya verilmediği, davacının anne ve babası tarafından davalıya verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş”, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dairemizin 03.12.2013 tarih ve 2013/14453-17133 sayılı ilamı ile “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, TMK’nun 122.maddesi; “Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir” hükmüne amirdir. Davalı taraf, ziynet eşyalarının davacının bizzat kendisi tarafından alınmadığını (zira, öğrenci olup, bir gelirinin bulunmadığını) savunmuş; mahkemece de; altın ve hediyelerin davacı tarafından davalıya verilmediği, davacının anne ve babası tarafından davalıya verildiğinden bahisle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, nişan törenlerinde takılan takıların bizzat davacı nişanlı tarafından takılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Ana-babanın ya da onlar gibi davrananların nişanlı adına taktıkları takılar, davacı nişanlı tarafından takılmış sayılır ve nişanın bozulması durumunda da bizzat talep edilebilir. Örf ve adete göre, nişan törenlerinde, takıların, nişanlıların birbirine bizzat takmalarından çok, genelde bir aile büyüğü veya ana-baba veya kardeşlerden biri tarafından takıldığı bir gerçekliktir. O halde, mahkemece; davacı(nişanlı) veya davacı adına hareket eden ana-baba veya kardeşleri tarafından takılan takıların saptanarak, hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulü ile 14.231,60.-TL değerinde 6 adet burma bilezik, 2.688,40.-TL değerinde 1 adet bileklik, 430,00.-TL değerinde 1 adet yüzüğün aynen, aynen iadesinin mümkün olmaması halinde belirtilen eşyaların toplam değeri olan 17.350,00.-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, uyulan bozma kararı uyarınca hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

Ancak; Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.

Davacı, nişanda takıldığını iddia ettiği ziynet eşyasının tür ve miktarını ispat yükü altındadır. Davacı miktara yönelik iddiasını ispat için nişan fotoğrafları, CD ve tanık deliline dayanmıştır. Dinlenen davacı tanıkları, nişanda davalıya 6 bilezik,bir adet bileklik,2 adet yüzük takıldığını, davalı tanıkları ise davalıya 6 bilezik ve 2 adet yüzüğün takıldığını ancak bir adet bilekliğin takılmadığını beyan etmişlerdir. Bu durumda davacı vekili davalı tanıklarının beyanlarının aksine bir adet bilekliğin de davalıya takıldığı iddiasını ispat yükü altında olup,davacı dayandığı fotoğraf ve CD delili ile de davalıya bir adet de bileklik takıldığı yönündeki iddiasını ispatlayamamıştır.

Dosyaya sunduğu delillerle (her ne kadar dosyaya kuyumcu kartviziti de delil olarak sunulmuş ise de, üzerinde gram ve ayar haricinde başka bir bilgi yer almayan ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan bu delile itibar edilmemiştir) davacı bir adet bilekliğin davalıya nişan hediyesi olarak takıldığı yönündeki iddiasını ispat edememiştir.

Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde her türlü yasal delile dolayısı ile yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya, bu iddiasını ispatlaması konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş,bozmayı gerekmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımı

Madde 218- Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar.

II. Edinilmiş mallar Madde 219- Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:

1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,

2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,

3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,

4. Kişisel mallarının gelirleri,

5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

III. Kişisel mallar 1. Kanuna göre Madde 220-

Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:

1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

3. Manevî tazminat alacakları,

4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.