İşten çıkarılacağını anlayan işçinin aldığı ses kaydı suç teşkil eder mi ? İşçi ses kaydedebilir mi? İşçinin ses kaydına alması suç mudur ? Mobbing ses kaydına alınır mı ? Mobbing ispatı nasıl yapılır? Ses kaydına almak suç oluşturur mu? Hakarete uğrayan işçi ses kaydı alabilir mi ? Hakaretin ses kaydına alınması iş davasına delili olur mu ? Hukuka aykırı ses kaydı hangi hallerde suç oluşturur?

İşçinin işten çıkarılacağını anlaması üzerine işyerindeki olayları gizlice kayıt altına alması aşağıdaki kararda tartışılmıştır. İşverenler kimi zaman çalışanlarına kendi açtıkları mail adreslerini tahsis ederler ve böylece mobbing, fazla mesai, gece atılan mailler gibi hususları daha sonra mail şifresini değiştirerek gizlerler. Çıkışı yapılan işçi bu gibi haksız uygulamaları tanıkla ispatlamaya çalışsa da çoğu zaman net ve kesin bir delil sunamaz. Böyle durumlarda işçinin tek şansı yaşadığı haksızlıkları ses kaydına alması ve ileri açacağı davasına delil toplamaya başlamasıdır.

Başka türlü delil elde edilemeyen durumlarda, işyerindeki görüşmelerin kayıt altına alınması, suç işleme niyetinden ileri gelmediğinden suç oluşturmayacaktır. İşçi çalıştığı işyerinde mobbing yaşıyorsa, hafta tatili kullandırılmadan çalışıyorsa, hakaret ve tehditlere maruz kalıyorsa bunu ses kaydına alarak ispatlayabilir. İleride açacağı iş davasında bunları ileri sürebilecektir. Ancak işçinin sırf intikam almak amacıyla işyerindeki özel konuşmaları kayıt altına alması ve youtube gibi platformlarda ifşa etmesi ise TCK 133 ve devamı maddelerice suç oluşturacaktır.

ÖZÜ : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu…işten çıkartılacağını anlayan işçinin, işveren yöneticileri ile işten çıkarılma süreci ve alacakları ile ilgili konuları konuştukları toplantıdaki konuşmaları gizlice kaydedip, bu kaydı içeren CD’yi, işçilik alacakları için dava açtığı İş Mahkemesi dosyasına delil olarak sunması şeklindeki eyleminin, iş mahkemesindeki iddialarını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını taşıdığından hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığından TCK’nın 133/3. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu oluşturmadığı, yine hukuki ihtilaf ile ilgili konuşmaların katılanın özel yaşam alanına dair ve özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte bulunmaması sebebiyle sanığın eylemlerinin TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu da oluşturmayacağı.., hk, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 01.02.2017 tarihli kararı

1264T.C.YARGITAY12. CEZA DAİRESİE. 2015/11389K. 2017/640T. 1.2.2017

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine dair hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: KARAR : Dosya kapsamına göre; katılan …’in mali işler direktör yardımcısı ve tanık…’ın insan kaynakları direktörü olarak görev yaptığı bir özel hastanede ortopedi uzmanı olarak çalışan ve 10.09.2011 tarihinde iş akdi feshedilen sanık …’in, adı geçen yöneticilerle beraber işten çıkarılma süreci ve alacakları ile ilgili konuları görüşmek için yüz yüze gerçekleştirdikleri toplantıda, üçü arasında geçen konuşmaları gizlice kaydedip, bu kaydı içeren CD’yi, kıdem tazminatının ve diğer alacaklarının tarafına ödenmediği iddiasıyla iş mahkemesine açtığı davaya vekili aracılığıyla delil olarak sunmak suretiyle TCK’nın 133/3. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, Tarafı olduğu söyleşiyi kaydetmek suretiyle elde ettiği verileri üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına dair hakkında bir delil bulunmayan sanığın, iş mahkemesindeki iddialarını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını taşıyan eylemlerinde hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı nazara alındığında, sanığa yüklenen TCK’nın 133. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun yasal unsurları somut olayda gerçekleşmediği gibi, hukuki ihtilaf ile ilgili konuşmaların katılanın özel yaşam alanına dair ve özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte bulunmaması sebebiyle sanığın eylemlerinin TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu da oluşturmayacağı anlaşıldığından, sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı beraat kararı verilmesine dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2013 tarihli ve 2013/11-87-245 Sayılı kararında da vurgulandığı üzere; vekalet ücreti kişisel hakka dair olup, kişisel hakka dair kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir. Bu nedenle, hakkında beraat kararı verilen ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/5. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre, bozma sebebi olarak kabul edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğuna dair sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması sebebiyle sanık hakkında CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat hükmü kurulması gerekirken, sanığın üzerine atılı suç açısından kastının bulunmadığından bahisle aynı Kanun’un 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilmesi, SONUÇ : Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeple 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün ilk paragrafının, “Sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşıldığından, CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince sanığın beraatine,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. TCK-Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınmasıMADDE 133 – (1) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.80/a) “iki yıldan beş yıla kadar hapis” cezası ile cezalandırılır.(2) Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.80/b) “altı aydan iki yıla kadar hapis” veya adli para cezası ile cezalandırılır.(3) (Değişik: 6352 – 2.7.2012 / m.80/c) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunurÖzel hayatın gizliliğini ihlalMADDE 134 – (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.81/a) “bir yıldan üç yıla kadar hapis” cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.81/a) “verilecek ceza bir kat artırılır”.(2) (Değişik: 6352 – 2.7.2012 / m.81/b) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Antalya Barosundan Av.Mehmet KAYA’ya teşekkürler.

Makaron doldurma cezası nedir ? Tütün sarma cezası var mı ? Makaron sarma cezası var mı ? Makaron sarmak suç mudur ? Dolma makaron satma cezası nedir ?

Sigara kağıdı ve filtresinin içinde tütün olmayan satışa hazır haline makaron denilir. Kanuna göre gerekli izinler alındıktan sonra boş makaron satılması suç oluşturmasa da makaronun içine tütün doldurulup satılması suç teşkil eder.

Makaronun tütüp doldurulup satılması 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na göre suç sayılır. Ayrıca yakalanan makaron miktarı kadar 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri Ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’da belirtilen idari para cezası ayrıca uygulanır.

https://www.haber.com/kacak-makaron-ne-demek-555922/

Makaronun tütün ile doldurularak sigara haline getirilmesi, bu sigaranın üzerinde TAPDK bandrolü olmaması, ayrıca vergilendirilememesi, makaron doldurmayı kaçakçılık suçu olarak değerlendirilmesine neden olmuştur.

Kişisel kullanım amacıyla vatandaşın makaron ve tütün alması, bunları evde kişisel kullanımı için doldurup içmesi serbesttir. Satılan boş makaronlar faturalı vergisi verilmiş devlet kontrolündedir. Makaronun içine konulan tütünler de paketlenmiş halde, futaralı ve vergisi verilmiş üzerinde bandrolü mevcut şekilde satılır.

EMSAL BİR KARAR;

Sanığın elektrikli bisikletinde yapılan aramada 13 kutu makaron ele geçirildiği olayda; sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında dava konusu makaronları kişisel kullanım için aldığını ifade etmesi ve yakalanan eşya miktarına göre, sanığın savunmasının aksine ele geçen makaronları ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,’ YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2015/22780 Karar Numarası: 2019/35555 Karar Tarihi: 09.10.2019

Sanığa ait işyerinde yapılan aramada 5 kutu makaron ele geçirildiği olayda; sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında dava konusu makaronları kişisel kullanım için aldığını ifade etmesi ve yakalanan eşya miktarına göre, sanığın savunmasının aksine ele geçen makaronları ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,’ YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2015/12411 Karar Numarası: 2019/1487 Karar Tarihi: 04.02.2019

Ticari amaçla boş makaronun tütün doldurulup, sigara haline getirilmesi ayrıca denetim, bandrol, vergilendirme isteyen yeni bir işlem olduğundan kaçakçılık suçuna sebebiyet verir.

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu 3.maddesi ;

(20) (Mülga: 18/6/2014-6545/89 md.; Yeniden düzenleme: 28/11/2017-7061/93 md.)

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumundan yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapanlar ile ticari amaçla; makaron veya yaprak sigara kâğıdını, içine kıyılmış tütün, parçalanmış tütün ya da tütün harici herhangi bir madde doldurulmuş olarak satanlara, satışa arz edenlere, bulunduran ve nakledenlere üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.

(21) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır.

(22) (Ek: 18/6/2014-6545/89 md.)Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/61 md.) Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirilir.

Devlet suçta kullanılan araca el koyar mı? Müsadere nedir ? Müsadere nasıl yapılır? El koyma nedir? Makaronlara el konulur mu? Makaron taşıyan arabaya el konulur mu? Makaron sarma makinelerine el konulur mu ?

Devletin suçta kullanılan araca el koyması müsadere olarak adlandırılır. Yasak olan şeyin devlet tarafından zapt edilmesidir. Eski Yunan, Selçuklu, Moğol, Osmanlı dönemlerine kadar uzanır.

Suçta kullanıldığı şüphesi olan araca öncelikle CMK 123 gereği el konulur. El koyma geçici bir tedbirdir. Eşya bir süre devletin gözetiminde bulunur. Asıl olan müsaderedir. Müsadere kararı ile malın mülkiyeti devlete geçer.

 

Hem Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda hem de Türk Ceza Kanunu’nda müsadere ile ilgili düzenleme yapılmıştır. Suçta kullanılan aracın iyi niyetli, suçtan haberi olmayan başka bir kişinin adına kayıtlı olması halinde eşya müsadere edilmeyecektir.

Kaçak sigara taşınmasında kullanılan aracın kiralık olması durumunda, kiralama firması adına kayıtlı araç müsadere edilmeyecektir. Ancak, araç kiralama firması da suça iştirak etmişse müsadere mümkündür.

Bazı kararlara göre suçta kullanılan aracın müsadere edilmesi için hususi olarak suç için tahsis edilmiş olması aranır. Tahsiste devamlılık aranır. Şüpheli günlük kullandığı arabasıyla bir kereye mahsus kaçakçılık yapmışsa, araç devamlı surette suça tahsis edilmemiş olduğundan müsadere edilmeyecektir. Ancak aksi görüşler de mevcuttur. Suç işlenmek üzere tahsis edilmiş aracın suçta kullanılmasa dahi müsaderesi yapılır.

Eşyanın suçta kullanılması gerekir. Suçta kullanılmak üzere hazırlanan eşya ile suçta kullanılan eşya farklı kavramlardır. Suçta kullanmak üzere hazırlanan eşyada henüz eşya suçta kullanılmış olduğundan müsadere edilmesi mümkün değildir. Ancak eşya başlı başına suç teşkil ediyorsa müsadere edilebilir.

Suçta kullanılan eşya, yargılama esnasında iyi niyetli üçüncü kişiye satılırsa müsadere edilemeyecektir. Böyle  bir durumda aracın tutarı hesaplanır ve değeri müsadere edilir.

Türk Ceza Kanunu

Eşya müsaderesi Madde 54-

  • İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.)
  • Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir. (2) Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.
  • (3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
  •  (4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.
  • (5) Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
  • (6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.

5607 Sayılı kanun;

Müsadere

MADDE 13 – (1) Bu Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümleri uygulanır.

Ancak kaçak eşya taşımasında bilerek kullanılan veya kullanılmaya teşebbüs edilen her türlü taşıma aracının müsadere edilebilmesi için aşağıdaki koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir:

a) Kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış veya taşınmış olması.

b) Kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya naklinin, bu aracın kullanılmasını gerekli kılması.

c) Taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye’ye girmesi veya Türkiye’den çıkması yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması.

(2) Etkin pişmanlık nedeniyle fail hakkında cezaya hükmolunmaması veya kamu davasının düşmesine karar verilmesi, sadece suç konusu eşya ile ilgili olarak müsadere hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.

Emsal bir karar;

Sanığın kullandığı ve sanığa ait … plakalı araçta 5.280.000 adet gümrük kaçağı makaron ele geçen olayda; eşyanın naklinin aracın kullanılmasını gerekli kılması ile aracın ve kaçak eşyanın değeri itibarıyla müsaderesinin hakkaniyete aykırı olmayacağı gözetilmeksizin, nakil aracının müsaderesi yerine yazılı şekilde iadesine karar verilmesi, ‘YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2016/9009  Karar Numarası: 2020/3396  Karar Tarihi: 05.03.2020

Makaronla beraber yakalanan para müsadere edilir mi ? Kazanç müsaderesi nedir ? Tütün parasına devlet el koyar mı ?

Makaron, makaron sarma makinesi, tütün çuvalları gibi suç unsurlarının yanında yakalanan döviz, altın, nakit gibi maddi unsurlar suçtan elde edilmiş gibi sayılacak ve müsadere edilecektir. Buna kazanç müsaderesi denir. TCK 55’ de düzenlenmiştir.

Kazanç müsaderesi Madde 55-

  • Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
  • (2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir. (3) (Ek: 26/6/2009 – 5918/2 md.) Bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir.

Gayrimenkul müsadere edilir mi ?

3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet Ve Yolsuzluklarla Mücadele Yasasına göre emsal kararlarda memurların olağan dışı şekilde mal edinmesi durumunda, haksız kazanç sayesinde elde edildiği anlaşılan gayrimenkullere el konuldu ve müsadere edildiği görülmektedir ancak Kaçakçılık suçlarında gayrimenkulün müsaderesine ilişkin emsal bir olaya rastlanmamıştır.

Kanaatimizce eğer gayrimenkul suça özgülenmiş ise yani gayrimenkulün edinme amacı tamamen suç işlemek ise bu durumda gayrimenkulün müsaderesi gerekir. Ancak kişi Kaçakçılık konusu malların bir kısmını kendi konutunda muhafaza etmiş ise sadece malların müsaderesi gerekecektir. Şüpheli, konutu sadece suç için özgülememiş olup kişinin kendi yaşamını da idame ettirdiği yer olduğundan suç konusu eşya sayılamaz.

Polis arama yapabilir mi ?

Kolluk gerekli izinleri alıp mahkeme kararını almışsa arama yapabilir. Kaçakçılık suçlarında genellikle ihbar üzerine arama yapılmaktadır. Bir kararda ‘MADDİ OLAY :

09/09/2014 tarihinde Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen mektupta bazı şahısların kaçak sigara ve tütün sattıkları yönünde ihbarda bulunulması üzerine ‘            ‘Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne bağlı görevlilerin, … Çarşı içerisinde davacının işlettiği “… Ticaret” isimli iş yerine 03/12/2012 tarihinde kargo ile faturasız sigara filtresi (makaron) geleceği duyumunun alınması üzerine’ şeklinde mektupla ihbar yapıldığı görülmektedir. Polis ev, işyeri ve nakliyat araçları üzerinde arama yaparak suç konusu kaçak sigaraları ele geçirebilir.

Ancak polisin arama yapmadan önce CMK’da belirtilen usulde arama kararı alması gerekir. Arama kararı alınmadan yapılan arama sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı olduğundan hükme esas alınamaz.

Kargo şubesine şubeye ait …. plakalı, araç ile yüklü miktarda kaçak sigara geleceğine dair edinilen bilgi üzerine alınan arama kararına istinaden anılan araç kargo şubesine geldikten sonra yapılan ayrıntılı aramada göndericisi …. olan 3 ayrı kolide davaya konu kaçak eşyanın ele geçtiği olayda sanığın savunmasında Kocaeli’de bulunduğu sırada tanıştığı bir şahsın kendisine para vererek Rize iline geçtiğinde kendisine Gürcü sigarası göndermesini istediğini, bunun üzerine Rize’de Gürcü pazarından aldığı sigaraları bu şahsın kuzeni olduğunu söyleyerek kendisine verdiği … adına gönderdiğini beyan etmesi karşısında sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi;

Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,’ YARGITAY  7. CEZA DAİRESİ E. 2016/13620 K. 2017/11089 T. 18.12.2017

Tütün ve tütün ürünleri hakkında kaçakçılık suçlarında ihbarı yapanlar da genellikle aynı suçu işleyen ve rekabeti kırmayı hedefleyenlerdir. Kararlara bakıldığında kargo şubesine ve aktarma saatine kadar bilgi verilmesi, açıkça ihbarın siparişi veren kişiler tarafından yapıldığını göstermektedir.

29.07.2009 günü saat 19.30 sıralarında … Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gelen bir telefon ihbarında “… … Ofis Şubesinde ve … … Ofis Şubesinde kaçak sigara bulunduğunun, ekiplerin gelmesi halinde yakalanacaklarının, yoksa aktarma merkezine gideceklerinin” bildirilmesi üzerine, … 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin arama ve el koyma kararına istinaden’ YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ E. 2014/31270 K. 2016/11130 T. 13.12.2016

İhbar üzerine yapılan arama sonucu ele geçirilen 50 Karton kaçak sigaranın bulunduğu olayda, arama kararı hukuka aykırı olduğundan beraat kararı gerektiğine dair;

Olay günü suça sürüklenen çocuk …’ın ikametinde kaçak sigara bulundurup sattığı yönünde ihbar üzerine suça sürüklenen çocuğun dedesine ait olduğu anlaşılan evin odunluk kısmında 50 karton kaçak sigara ele geçirildiği,sanık …’ın savunmasında sigaraların kendisine ait olduğunu ve dedesinin evine içmek için kendisinin koyduğunu savunması üzerine sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmış ise de,

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 206/2-a, 271/2, 230/1. maddeleri fıkraları da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, yani kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri içermektedir.

Adli aramaların nasıl yapılacağını düzenleyen 5271 sayılı CMK’nun 116. maddesi arama kararı verebilmesi için makul şüphenin bulunması ve aynı Yasanın 119. maddesi aramanın, hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının, Cumhuriyet Savcısına ulaşılamadığı takdirde, kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlilerince yapılabileceği biçimindedir. Bu koşullara uyulmadan yapılan arama kanuna aykırıdır.

Dosya kapsamına göre; Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle verilmiş yazılı bir arama izni bulunmasına rağmen arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin gerekçesinin belirtilmediği, dosya içerisinde bulunan 14.01.2015 tarihli arama tutanağının tarih ve saati incelendiğinde aramanın hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılmış olması nedeniyle arama kararının savcılık tarafından verilemeyeceği, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, sanık aşamalardaki savunmalarında ise suça konu sigaraları içmek için bulundurduğunu beyan etmiş olup ele geçen kaçak eşya miktarı ile usulsüz arama sonucu kanuna aykırı olarak elde edilen delil (eşya) dışında sanığın mahkumiyetini gerektirecek başka bir delil de elde edilemediği gözetildiğinde, beraati yerine yazılı gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi,’ 7. Ceza Dairesi         2019/1225 E.  ,  2021/7998 K.

Kişisel kullanım kaçakçılık suçu mudur? Kişisel kullanım için kaç karton sigara taşıyabilirim ? Kişisel kullanım için kaç karton sigara alabilirim ? Yıllık kişisel kullanım sınırı nedir ? Kişisel kullanım için dolu makaron taşıma cezası ? İçmek için dolu makaron taşıma ? İçmek için dolu sigara taşıma ? İçmek için sigara doldurma suçu ve cezası ?

Kişinin kendi kişisel kullanımı için doldurulmuş sigara bulundurması, içmesi, nakletmesi suç değildir. Suçun oluşması için ticari boyutta gelir elde edilmesi, suç işleme kastı, vergi kaçırma, kayıt dışı ticaret yapma iradesi gerekir. Sigara tütünü, makaron ve dolum aparatları marketlerde dahi satılmaktadır.

Günde 3 paket sigara içen birinin sezonluk çalışmak için seyahat ederken 150 paket civarı sigara nakletmesi suç oluşturmayacaktır. Ancak, 150 paket sigaranın nakledilmesi sırasında ihbar gelmesi ve arama kararı ile el konulması durumunda, kaçakçılık olarak nitelendirilebilir. Kişisel kullanım için 150 paket sigara muhafaza edildiğinin ispatlanması yargılamayı gerektirebilir. Yargı kararları ise zaman zaman değişiklik gösterdiğinden kişisel kullanım için net bir rakam vermek her zaman mümkün değildir.

Kişisel kullanım sınırında kalmış bile olsa, ihbar sonucu dinleme kararı alınmış, 150 paket sigaranın ticari olarak taşındığı, alıcının sipariş verdiği kesin delillerle tespit edilmişse, artık kişisel kullanım savunması sonuç vermeyecektir. Bu ihtimalde hızlıca bir avukat yardımı alınmalı, dosyadaki deliller incelenmeli, etkin pişmanlık kapsamında indirim alınması için kanundaki yollar izlenmelidir. Her dosya kendi içinde ayrı bir hikaye içerdiğinden, kesin bir kuraldan söz edilemez. Ancak, dosyadaki deliller kapsamında işin ticari olduğu, kaçakçılık amacıyla yapıldığı sabit ise artık, aşağıda anlatılan malın değerinin az olması sebebiyle indirimi konuşmak gerekir.

Sanığın sürücüsü olduğu 06 FE 0513 plakalı araçta yapılan aramada 20 kg. kıyılmış tütün ile 13 paket sigara sarma kağıdının ele geçirildiği olayda; ele geçen sigara kağıdının miktar itibarıyla ticari olmadığı kabul edilerek yapılan incelemede’; 7. Ceza Dairesi         2021/4899 E.  ,  2021/9541 K.

İstihbari bilgiler üzerine sanığın ikametinde yapılan aramada 1 karton sigara, 15 kilo 500gr’lık kıyılmış tütün, 900 adet sigara sarma kağıdı, 1 paket(200 adet) makaron, 19 paket (5700 adet) sigara filtresi, 8 adet makaron doldurma makinesi ele geçirildiği olayda, sanığın bunları içeceğine dair beyanda bulunmuş ise de sanıktan ele geçirilen kaçak tütün ve tütün ürünlerinin çeşitliliği, sigara sarma makinesinin 8 adet olması ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın eyleminin TCK’nın 44. maddesi delaletiyle 5607 sayılı Kanun’un 3/18 maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde sanığın beraatine hükmolunması,’ 19. Ceza Dairesi         2019/13759 E.  ,  2021/6412 K.

08/03/2017 tarihli olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; Tütün ve tütün mamüllerinin satışına yönelik olarak gelir uzmanı, zabıta memuru, polis memuru ve gümrük muhafaza memurundan oluşan heyet tarafından yapılan denetimde, sanığa ait TAPDK belgesi bulunmayan ”Tütüncü” adlı iş yerinde masa üzerinde dava konusu edilmeyen boş makaron ve doldurulmuş makaronların yanı sıra dava konusu 3 farklı markadan 38 paket kaçak sigaranın ele geçirildiği olayda; sigaraların bulunduğu yer, miktar ve niteliği, yakalanış şekli, ticari iş yerinde satışa arzedilmiş halde yakalanmış olmaları hususları birlikte değerlendirildiğinde, ticari kastla söz konusu eşyayı bulundurduğu sabit olan sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,’ YARGITAY 7. Ceza Dairesi Esas: 2021 / 21798 Karar: 2021 / 16030 Karar Tarihi: 30.11.2021

Malın değerinin az olması cezada indirim sebebidir. Ufak boyutta kaçakçılıkta ceza indirimi. Kaçırılan sigaranın az olması. Kaçak sigaranın az miktarda yakalanması. Düşük miktarda sigara yakalatma cezası.

5607 Sayılı Kanun 3/22 maddesine yapılan ekleme ile malın değerinin az olmasının cezada indirim sebebi olduğu düzenlemesi getirilmiştir.

Eşyanın değerinin hafif olması hâlinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması hâlinde ise üçte birine kadar indirilir.’

 Valiz ticareti ile kaçakçılık yapılırken valizin yakalanması durumunda, malın değeri az olduğundan cezada indirime gidilecektir.

Doldurulan makaronun içindeki tütünün yerli mi yoksa yabancı mı olduğunun tespit edilmesi gerekir.

Makarona doldurulan tütünün yurt dışından kaçak olarak getirilmesi durumunda suç vasfı değişecektir. Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Burada sözü edilen eşya genel nitelikte bir tanımdır. Kaçak eşyanın konusunun tütün olması halinde cezada ayrıca artırım yapılacaktır. Bu sebeple mahkemece tütünlerin yerli üretim mi yoksa kaçak yollardan ülkemize sokulmuş mu olduğunun araştırılması gerekir.

Madde 3/10 ‘ Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz.

Sanık hakkında mahkeme kararı ile iş yerinde yapılan aramada ele geçen doldurulmuş makaronlar nedeniyle 5607 Sayılı Yasaya muhalefet suçundan kamu davası açılmış olup, ele geçen doldurulmuş makaronların yabancı menşeili olduklarının tespiti halinde sanığın eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre 5607 Sayılı Kanun’un 3/5. maddesi kapsamında olacağı, yerli olduklarının tespiti halinde ise suç tarihinde yürürlükte bulunan 4733 Sayılı Kanun’un 8/5. maddesinde belirtilen ve idari yaptırımı gerektiren kabahati oluşturacağı, hazırlık aşamasında savcılıkça verilen sözlü talimat üzerine emniyete giderek dava konusu eşyayı inceleyen tütün teknoloji mühendisince düzenlenen 16/06/2017 tarihli raporda; doldurulmuş makaronlar içerisindeki tütünün kıyılarak yaprak bütünlüğünün bozulması nedeniyle menşeinin tespit edilemediği, ancak ülkemizde yetiştirilen semi oryantel tütünlerden olma ihtimalinin yüksek olduğu, doldurulmuş makaronların yurt içinden temin edilen tütün ve makaronlar ile imal edilmiş olduğunun belirtildiği gözetilerek dava konusu doldurulmuş makaronlar yönüyle makaronlar ve içerisindeki kıyılmış tütünlerin yabancı menşeili olup olmadıklarının tespiti hususunda alanında uzman bilirkişiden usulünce görevlendirme yapılmak suretiyle rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,’ T.C YARGITAY  7.Ceza Dairesi Esas: 2021/ 27101 Karar: 2022 / 6188 Karar Tarihi: 29.03.2022

—————————

ilk raporu düzenleyen bilirkişiye tekrar yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 28/02/2019 tarihli ek raporda ise kıyılmış tütünlerin yerli menşeili olduğu belirtilmesine rağmen” içi tütünle doldurulmuş makaronların yerli mi yabancı mı menşeili olduğu hususunda net rapor veremediğinin” belirtilmesi karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından ele geçirilen doldurulmuş makaronlar üzerinde alanında uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak, makaronlar ve içerisindeki kıyılmış tütünlerin yabancı menşeili olup olmadıkları belirlendikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,’ YARGITAY 7. Ceza Dairesi Esas: 2021 / 22917 Karar: 2021 / 17310 Karar Tarihi: 15.12.2021

Suç konusu eşya imha edilmez. Müsadere edilir.

ÖZET: Suça konu kaçak eşyaların 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi delaleti ile TCK’nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken imhasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.’ YARGITAY 7. Ceza Dairesi Esas: 2021 / 10232 Karar: 2021 / 13796 Karar Tarihi: 27.10.2021

Etkin pişmanlık halinde cezada ne kadar indirim yapılacaktır?

Kanun 5.maddesinde etkin pişmanlık düzenlenir. Deliller inkar edilemeyecek derece kesinse veya yakalanan miktar kişisel kullanımın çok üzerindeyse etkin pişmanlık hükümlerini düşünmekte fayda olabilir. Suç örgüt faaliyet kapsamında işleniyorsa veya tekerrür hükümleri uygulanacaksa etkin pişmanlık devreye girmeyecektir.

Etkin pişmanlık MADDE 5 –

(1) 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan (…)8 birine iştirak etmiş olan kişi; resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, fiili, diğer failleri ve kaçak eşyanın saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin, faillerin yakalanmasını veya kaçak eşyanın ele geçirilmesini sağlaması halinde cezalandırılmaz. Haber alındıktan sonra fiilin bütünüyle ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden kişiye verilecek ceza üçte iki oranında indirilir.

(2) (Değişik:14/4/2020-7242/62 md.) Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine;

 a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,

b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında, indirilir.

 Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır.

(3) (Ek:14/4/2020-7242/62 md.) İkinci fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde uygulanmaz.

Sigara dolum makineleri yasak mıdır ? Sigara makinesi yakalatma suç mudur ? Sigara dolum makinesi suçu sigara dolum makinesi yakalanması ? Makaron makinesi yasak mıdır? Makaron makinesi suçu ?

Sigara dolum makineleri kişisel kullanıma kolaylık sağlaması amacıyla ufak ebatlarda ve hobi amaçlı ise yasak olmayacaktır. Kişinin evde kendi kullanımı için makaron doldurması yasak değildir. Ancak bunun kaçakçılık suçuna sebebiyet verir şekilde seri üretim usulü yapılması durumunda, suçta kullanılan araç statüsüne gireceğinden müsaderesi gerekecektir. Bu durumda mahkemece, makinenin de kaçak mı olduğu yoksa yerel üretim mi olduğu ayrıca araştırılmaktadır.

Dosya kapsamı ve 05.05.2012 tarihli yakalama muhafaza altına alma tutanağının incelenmesinde sanıkların iştirak halinde hareket ettiklerinin anlaşıldığı, yakalanan eşya miktarı da gözetildiğinde … ile arkadaşlığı da bulunan sanık …’nin bu eşyalardan haberdar olmamasının mümkün olmadığı kaldı ki sanıkların bu olaydan sonra da 23.01.2013 tarihinde yine birlikte kaçak makaron naklederken yakalandığı, ayrıca …..K. sayılı bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakla, öncelikle dava konusu makaronlar ve sigara dolum makinalarının yerli ya da yabancı menşeili olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi ve suçun subutu halinde 05/05/2012 ve 23/02/2013 tarihli eylemlerin Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/04/2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararı doğrultusunda TCK’nun 43. maddesi kapsamında kalacağının gözetilmemesi, Yasaya aykırı, Katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA karar verilmiştir.’ YARGITAY 7.Ceza Dairesi Esas: 2019/ 1023 Karar: 2019 / 35248 Karar Tarihi: 09.09.2019

Yargıtay, kaçak sigara ve makaronların yanında bulunan makinenin de suç unsurunun parçası olduğuna karar vermiştir.

4733 S. K. m. 8) (5607 S. K. m. 3) (5237 S. K. m. 53)

Dava ve Karar: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Suç tarihi itibariyle sanığın bandrolsüz ve kaçak sigara, pipo tütünü, nargile tütünü ve nargile melası bulundurma eyleminin 5752 sayılı kanunun 3. maddesiyle değişik 4733 sayılı kanunun 8/4 maddesinde öngörülen suçu oluşturacağı, kaçak çay, pipo, sigara sarma makinesi, makaron ve sigara kağıdı bulundurma eyleminin ise 5607 sayılı kanunun 3/5 maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.

Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, bu hususun infaz sırasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

Sonuç: Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03.03.2016 günü oybirliği ile, karar verildi.’ YARGITAY 7. Ceza Dairesi Esas: 2014 / 17849 Karar: 2016 / 2895 Karar Tarihi: 03.03.2016

————

Suç tarihinde yürürlükte olan sigaralar için 4733 sayılı Yasa ile tütün sarma makinesi ve tütün tabakası yönünden 5607 sayılı Yasanın ilgili madde gereği ayrı ayrı hüküm kurulması ile TCK ilgili madde delaletiyle suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın ilgili cümle delaletiyle anılan Yasanın ilgili madde ve fıkrası uyarınca temel cezanın belirlenmesinden sonra ilgili madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması ve yine aynı Yasanın ilgili maddesinin de uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun ilgili maddesi gereği lehe olan yasa hükmünün tespiti ve 7242 sayılı Yasanın ilgili maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici ilgili maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, bozmayı gerektirmiştir.’ YARGITAY 7. Ceza Dairesi Esas: 2021 / 2092 Karar: 2021 / 7366 Karar Tarihi: 02.06.2021                KAYNAK SİNERJİ MEVZUAT

—————–

‘Dava konusu 72 adet sigara dolum makinesi, 6 adet çakmaklı sigara tabakası, 7 adet sigara tabakası ve 21 adet sigara sarma makinesi yönünden 5607 sayılı Yasanın 13/1, TCK’nun 54/1. maddesi gereğince bir karar verilmemesi, bozmayı gerektirmiştir.’             YARGITAY 7.Ceza Dairesi Esas: 2016/ 11117 Karar: 2018 / 9414 Karar Tarihi: 19.09.2018                 KAYNAK SİNERJİ MEVZUAT

Sigara sarma makinesinin suç oluşturmayacağı yönünde kararlar da vardır.

sigara sarma makinaları yönünden ise eylemin suç oluşturmayacağından beraat ve eşyaların iadesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınarak eksik inceleme sonucu sanık hakkında sübut bulunan eyleminden dolayı uygulama yeri bulunmayan 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18.maddesi ile hüküm kurulduğu gözetilerek,’ YARGITAY 7. Ceza Dairesi Esas: 2020 / 928 Karar: 2020 / 9181 Karar Tarihi: 09.06.2020      KAYNAK SİNERJİ MEVZUAT    

SİGARA SARMA MAKİNESİNİN YERLİ Mİ YOKSA İTHAL Mİ OLDUĞU ARAŞTIRILMALIDIR.

Makaron sarma makinesi ithal ise bunun gümrük vergisi ödenmemiş ve kaçak geldiği tespiti halinde ayrıca suç oluşacağından detaylı araştırma yapılmalıdır.

2-Dava konusu sigara sarma makinelerinin yerli üretim olup olmadığı tespit edilmeden sanığa iadesine karar verilmesi,’ 7. Ceza Dairesi         2018/13813 E.  ,  2021/4410 K.

Ev ve işyerinde arama yapılır mı ? Kaçak sigara arama ve el koyma nasıl uygulanır ? İşyerinde arama nasıl yapılır ?

İhbar üzerine arama kararı alındığı bu kapsamda kişinin evinde, arabasında ve işyerinde de arama yapıldığı, usule uygun arama sonucu elde edilen delilin hükme esas alındığı görülmektedir.

Sanığın evinde 11.05.2012 tarihinde yapılan aramada bulunan tütün sarma makinesi, sigara filtresi ve tütün sarma kağıtları yönünden dava açılmadığının anlaşılması karşısında sanık hakkında bu eylem yönünden de dava açılması sağlandıktan sonra,Sanığın evinde 02.05.2012 tarihinde ele geçirilen kaçak makaron ve sigara sarma aparatı ile 11.05.2012 tarihinde sanığın evinde ele geçirilen tütün sarma makinesi, tütün sarma kağıdı ve sigara filtresi ile iş yerinde ele geçirilen sigara sarma kağıdı, sigara sarma makinesi yönünden eylemlerinin 5607 sayılı Yasanın 3/5.maddesindeki suçu oluşturacağı ancak, iki ayrı tarihteki eylemlerinde hukuki kesintinin olmaması nedeniyle sanık hakkında TCK’nun 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, 11.05.2012 tarihinde iş yerinde ele geçen ve bandrole tabi olan pipo tütünleri yönünden ise 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi’ YARGITAY 7.Ceza Dairesi Esas: 2016/ 16056 Karar: 2019 / 38951 Karar Tarihi: 16.12.2019

Sanığa ait işyerinde yapılan aramada ele geçen 53 paket kaçak sigara ve 17 kutu içinde 3.400 adet yabancı menşeili kaçak makaron için sanığın mahkeme huzurunda alınan savunmasında, sigaraları içmek, makaronları da kullanmak için işyerinde bulundurduğunu savunması şeklinde gerçekleşen olayda, sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece 5271 sayılı CMK’nun 116-119. maddelerine göre verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, sanığın sigaraları ticari amaçla aldığına dair herhangi bir ikrarı da bulunmadığı nazara alındığında Anayasa’nın 38/2., 5271 sayılı CMK’nun 206/2-a, 217/2., 230/1. madde ve fıkralarına göre hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,’ YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ  Esas Numarası: 2015/20317 Karar Numarası: 2019/34464 Karar Tarihi: 12.09.2019

Makaron sarma para cezası ne kadardır? Makaron sarma idari para cezası? Makaron doldurma idari para cezası ?

4733 sayılı TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ VE ALKOL PİYASASININ DÜZENLENMESİNE DAİR KANUN madde 8’ e göre kişisel kullanım için 50 KG kıyılmış sarmalık tütün muhafaza edilebilir. Kişisel kullanım amacı dışına çıkılırsa 10 KG dahi suç oluşturacaktır.  Tütünler profesyonel sarma makinesi yanında yakalanırsa suç teşkil edileceği yorumu yapılacaktır.

Kanunda cezaların sayıldığı 8.maddede;

f) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından belge almamış kişilerden ürün alan veya bu kişilere ürün satan ya da belgesinde belirtilen işyeri dışında satış yapan toptan veya perakende tütün mamulü, makaron, yaprak sigara kâğıdı,etil alkol, metanol veya alkollü içki satıcıları ya da açık içki satıcılarına bin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir

g) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından satış belgesi almadan tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı,etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin toptan satışını yapanlara ellibin Yeni Türk Lirası; perakende satışını yapanlara ise beşbin Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir.

ı) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından uygunluk belgesi almadan enfiye, çiğneme, nargile tütünü veya yaprak sigara kâğıdı ya da makaron ile sigara filtresi üretenler ile satan veya satışa arz edenlere (…)(1), beşbin Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir.

j) Yetkili olmadıkları halde, açık olarak içki satışı veya sunumu yapanlar ile satışa sunulan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri arz ambalajlarını bozmak veya bunları bölmek suretiyle satanlara bin Yeni Türk Lirasından onbin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir

o) (Ek: 13/2/2011-6111/175 md.) Ticari amaçla sarmalık kıyılmış tütün üretenler ile satan veya satışa arz edenlere ürettikleri, sattıkları veya satışa arz ettikleri tütünün; 50 kilograma kadar (50 kilogram dâhil) olması halinde 250 TL. 50 kilogramdan 100 kilograma kadar (100 kilogram dâhil) olması halinde 500 TL. 100 kilogramdan 250 kilograma kadar (250 kilogram dâhil) olması halinde 1.500 TL. 250 kilogramdan 500 kilograma kadar (500 kilogram dâhil) olması halinde 3.000 TL. 500 kilogramdan fazla olması halinde 5.000 TL. idari para cezası verilir.

İdarî para cezaları, fiillerin tekrarı halinde, bir önceki cezanın iki katı olarak verilir

Düzenlemesi getirilmiştir.

‘İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; davacı tarafından işletilen büfede 12/11/2013 tarihinde yapılan denetiminde, plastik şeffaf kavonazlar içerisinde ve rafların altında bulunan poşetler içerisinde kıyılmış sarmalık tütün satışının yapıldığı, ayrıca kıyılmış tütünden dal şeklinde üretim yapıldığının üretim makinalarından anlaşıldığı, davacıya ait büfeden toplam 223 kg ağırlığında sarmalık kıyılmış tütün ve 54 paket 200’lük ve 10 paket 100’lük makoron (dolu) sigaralarının faturalarını ibraz edilemediği, açıktan satış yapıldığından dolayı mülkiyetin kamuya geçirilmesi için geçici olarak muhafaza altına alındığı ve (223 kg sarmalık kıyılmış tütün satışından) 4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (o) bendine aykırılıktan 1.783,00-TL, (ı) bendinde aykırılıktan 7.325,00-TL,(j) bendine aykırılıktan 1.463,00-TL, olmak üzere toplamda 10.569,00- TL idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemin ve idari para cezasına konu tütün mamullerinin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ilişkin işleminin tesis edildiği,

Davacıya ait büfenin denetlenmesi sonrasında tutulan tutanaktan ve dosyaya ekli fotoğraflardan iş yerinde davacının kurumdan uygunluk belgesi almadan makaron satışı yaptığı ve ticari amaçlı kıyılmış tütün (223kg) sattığı ve bir kısmının makaron olarak sigara haline getirildiği sabit olduğundan 2013 yılı için belirlenmiş yeniden değerleme oranı üzerinden (ı) ve (o) bentleri kapsamında verilen idari para cezasında ve mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,

4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (j) bendi uyarınca, ambalajlarını bozmak veya bunları bölmek suretiyle satma fiili kapsamında değerlendirilmek suretiyle davacının tütün mamülü satışı yapılması nedeniyle 1.463,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin işlem açısından ise söz konusu bendin uygulanabilmesi için orjinal bandrollü ürüne ilişkin eşyanın orjinal kutusunun bozularak veya bölünerek satış yapılması hâlinde para cezası verilmesi gerekirken, idari para cezasına konu 12/11/2013 tarihli tutanakta söz konusu bendin ihlal edildiğine ilişkin bir tespit yapılmadığından idari para cezasına ilişkin işlemin bu kısmının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin davacıya 1.463,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptaline, diğer kısımlar yönünden dava konusu işlemin kısmen iptaline, davanın kısmen reddine karar verilmiştir.’ DANIŞTAY 13. Daire Esas: 2015 / 5805 Karar: 2020 / 3463 Karar Tarihi: 02.12.2020

İdari para cezasına konu eylemlerin idare tarafından tek tek tespit edilip ayrıca tutanak altına alınması, fotoğraflanması ve her eylem için gerekçeli olarak ayrı ayrı idari para cezaları düzenlenmelidir. Aksi halde, tüm eylemler için tek tutanak tutularak idari para cezaları verilmesi durumunda bunların iptali mümkündür.

Dosyanın incelenmesinden, 15/09/2014 tarihinde emniyet görevlilerince alınan ihbar neticesinde yapılan denetimde … Nakliyat-Tütün unvanlı iş yerine gidildiğinde, iş yeri içerisinde 174 adet … marka boş makaron, 920 adet sarılmış sigara, 60 adet sarılmış sigara, 1 kilo 820 gram açık sarmalık kıyılmış tütün tespit edilmiştir.

Söz konusu tespitlere istinaden idare tarafından dört adet yaptırım tutanağı düzenlenmiştir.

Söz konusu tespitler Kanun’da aranan fiillerin işlenmiş olabileceği noktasında şüphe oluştursa da idari para cezasına hükmetmek için bu tespitlerin tek başına yeterli olmadığı, fiillerin gerçekleştiğinin tam olarak ortaya konulması gerektiği, ceza verilmesine neden olan fiillerin ve karşılığındaki ihlal edilen kanun maddesinin her idari yaptırım tutanağı açısından ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken dört tutanağa da bütün aykırılıkların yazıldığı görülmekte olup bu durumlar kanunilik ilkesinin bir sonucu olan hukuki belirlilik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (f) bendinde düzenlenen “Kurumdan belge almamış kişilerden ürün almak” fiilinden dolayı bir kimseye idari para cezası verilebilmesi bakımından, kaçak olduğu tespit edilmiş ürünlerin bu kişinin iş yerinde yakalanması, idari para cezasına hükmetmek için tek başına yeterli olmadığı, madde metninde belirtildiği şekilde tipe uygun fiilin gerçekleştirildiğinin tam olarak ortaya konulması gerektiği, anılan fiilin gerçekleştiğinin ortaya konulmasını sağlamak amacıyla davacının söz konusu tütün mamullerinin yetkisiz kişilerden aldığını ortaya koyan fatura, alım veya satım yapılan kişilere ilişkin tanık beyanı gibi delillere de başvurulması gerektiği, öte yandan Kanun’un (g) bendinde düzenlenen “Kurumdan satış belgesi almadan tütün mamullerinin toptan satışını yapmak”, 8. maddesinin 5. fıkrasının (j) bendinde düzenlenen “Yetkili olmadıkları halde, …satışa sunulan tütün mamulleri, …. arz ambalajlarını bozmak veya bunları bölmek suretiyle satmak” fiillerinden ötürü idari para cezası verilebilmesi için bu fiillerin gerçekleştiğinin somut olarak tespit edilmek suretiyle olarak ortaya konulması gerektiği, davacının bunları satarken yakalanması veya bunları toptan sattığı kimselerin ifadelerinin alınması, bu konuda tanık beyanlarına yönünde bir takım ek araştırma ve soruşturma sonucunda somut tespitlere dayalı olarak fiilin açıkça sübut bulması hâlinde idarî yaptırım uygulanması gerektiği, ambalaj bozma fiili açısından ambalajların bozulduğunun görsel olarak dosyada fotoğraflanması ve bu hususta ilişkin Kurum uzmanının ekspretiz raporunda açıkça tespitin yer alması gerektiği, ekspertiz raporunda ise varsayıma dayalı yorum yapıldığı bu durumun tek başına fiilin işlenmiş sayılması için yeterli olmadığı ve aynı zamanda dava konusu idari yaptırım tutanağındaki ceza verilmesine neden olan kanunun ilgili maddeleri ile tespit edilen aykırı kabahat/fiil arası bağlantının ne şekilde kurulduğunun açık ve anlaşılır şekilde belirtilmediği görülmektedir.

Bu itibarla hukuki belirlilik ilkesi gereğince hukuki denetime imkân tanıyacak şekilde kabahat teşkil eden fiillerin somut ve açık bir şekilde tespit edilerek, karşılığı kanun maddesi ile uyumlu olup olmadığı, idari yaptırım tutanaklarında hangi kabahatin/fiilin kanunun hangi maddesinin ihlal ettiğinin somut olarak yazılıp yazılmadığı ve fiilinin kanunun ilgili maddesine uyumlu olup olmadığı ekspertiz raporu ile işlemler arasında bir çelişki bulunup bulunmadığı her fiil ve yaptırım açısından ayrı ayrı irdelenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken gerekli inceleme araştırma yapılmayarak her fiil ayrı ayrı irdelenmeden eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği görüldüğünden davacı hakkında tesis edilen idari para cezalarına ilişkin kısım yönünden davanın reddine ilişkin Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.’ DANIŞTAY 13.Daire Esas: 2015/ 4764 Karar: 2020 / 3468 Karar Tarihi: 02.12.2020

ZAMAN BAKIMINDAN UYGULMA

Dolu makaron satışının suç olarak düzenleyen 5607 sayılı Kanun 3.maddesine 20 numaralı bent eklenmiştir. Eklenen bu maddenin yürürlük tarihi ise 01.07.2020 tarihidir. Bu tarihten önceki makaronun kıyılmış tütünle doldurulması suç değil sadece idari para cezasını gerektiren kabahat olduğundan mahkumiyet değil beraat kararı verilmesi gerekir.

Ancak unutulmaması gereken husus 3/20 maddesinin yürürlüğe girmesinden önce suçun işlenmesi her halükarda beraat kararı verilmesine yol açmayacaktır. Gümrük işlemlerine tabi tutulmamış, kaçak tütün ve makaronların satışa arz edilmesi madde 3/1 gereği  2-5 yıl arası hapis gerektirir. Kaçak olarak ülkeye sokulmamış dahi olsa bu özelliği bilinerek ticaretinin yapılması 1 ile 3 yıl arası hapis cezası gerektirir. Suçun konusu tütün olduğundan dolayı ise verilecek ceza 3 yıldan az olamayacaktır. Tütün ve makaronların üzerinde bandrol, etiket, hologram, pul bulunmaz veya yanıltıcı nitelikte ise ticaretinin yapılması 3/18 gereği 3 ile 6 yıl arası hapis olarak düzenlenmiştir.

Mevcut hali ile sanığın dolu makaron bulundurma ve satışa arz etme fiili 5607 Sayılı Kanun’un 3/20. maddesinde tanımlanan suçu oluşturmakla birlikte, anılan düzenleme 01/07/2020 tarihi itibariyle yürürlüğe gireceğinden, sanığın eyleminin suç tarihi itibariyle kanunda suç olarak tanımlanmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olmakla, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararında isabet görülmemiş ve adı geçen sanık hakkında atılı suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına ve sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.’ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  7. CEZA DAİRESİ  Esas Numarası: 2018/1547 Karar Numarası: 2019/1335 Karar Tarihi: 24.12.2019

Başka bir karar,

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’in, anılan Kanunun 3/18, 62 ve 52. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair KARACABEY 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23/01/2019 tarihli ve 2018/475 esas, 2019/48 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı’ndan verilen 11/02/2020 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17/02/2020 tarih ve KYB. 2020/20008 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

Mezkür ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre,

1-Sanık …’in diğer sanığın işçisi olarak çalıştığı …. Mah. …. Cad. No: 68 sayılı yerde …. Büfe isimli iş yerinde yapılan aramada içerisinde kıyılmış tütün olan 60 karton halinde toplam 600 paket içerisinde 12.000 adet makaron filtrenin bulunarak muhafaza altına alındığı, alınan mamullere 13/08/2018 tarihinde el konulduğu ve söz konusu ürünler ile ilgili soruşturma aşamasında bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi tarafından düzenlenen 25/10/2018 tarihli raporda; “ele geçirilen 60 karton (600 paket) filtreli makaronlar içine sarmalı kıyılmış tütün doldurulmasıyla elde edilen ürünlerin; ele geçirilen söz konusu ürünlerin sigara olduğu, sigaranın bir tütün mamulü olduğu, sigaraların faturalarının olmadığı, ele geçirilen söz konusu sigaraların muhtelif markalardan yerli makaronlar içine basit filtreli sigara sarma makinesi yardımıyla yerli tütün doldurularak imal edilen el yapımı bandrolsüz tütün mamullerinden olduğunun” tespit edildiğinin görüldüğü, diğer sanık …’ın alınan savunmasında iş yerinin kendisine ait olduğunu ve …. ile birlikte işlettiklerini, sanık …’in 3 yıldır yanında çalıştığını, makaronların bandrolsüz olmadığını ancak piyasada satılan normal sigara niteliğinde de olmadığını bildiğini, maliyeti düşük olduğu için ve insanlar talep ettiği için makaronları alarak sattığını savunarak tevil yollu ikrarda bulunduğu gerekçesiyle 5607 sayılı Kanun’un 3/18. maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilmişse de, 5607 sayılı yasanın 3. maddesinin 20. fıkrasında “makaron veya yaprak sigara kağıdını, içine kıyılmış tütün, parçalanmış tütün ya da tütün harici herhangi bir madde doldurulmuş olarak satanlara, satışa arz edenlere, bulunduran ve nakledenlere üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.” hükmü karşısında, sanığın eyleminin 01/07/2018 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı Kanun’un 3/20. maddesi kapsamında olduğundan, sanığa ek savunma verilmesi ve bu madde uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

2-5607 sayılı Kanunun 3.maddesinin 20.fıkrasında yer alan “makaron veya yaprak sigara kağıdını, içine kıyılmış tütün, parçalanmış tütün ya da tütün harici herhangi bir madde doldurulmuş olarak satanlara, satışa arz edenlere, bulunduran ve nakledenlere üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.” hükmünün yürürlük tarihinin 7061 sayılı Kanunun 62.maddesi ile 01.07.2018 olarak belirlenmiş iken yürürlük tarihinin önce 7144 sayılı Kanun ile 01.07.2019 olarak, daha sonra 7176 sayılı Kanun ile 01.07.2020 olarak değiştirilmiş olması karşısında, suç tarihi itibariyle eyleme ilişkin yürürlükte bulunmayan 5607 sayılı Kanunun 3.maddesinin 20.fıkrasının uygulanma imkanı bulunmadığından içerisinde yerli kıyılmış tütün olan 600 paket içerisinde 12.000 adet yerli makaron filtrenin ele geçtiği işyerinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından uygunluk belgesi bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre suç tarihinde yürürlükte bulunan 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 8/5.maddesinde belirtilen idari yaptırımı gerektiren kabahati oluşturup oluşturmayacağı hususunun tartışılmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17.02.2020 tarih ve KYB-2020/20008 sayılı ihbarname içeriğindeki kanun yararına bozma istemleri incelendiğinde;

5607 sayılı Yasanın 3. maddesinin 20. fıkrasında yer alan “makaron veya yaprak sigara kağıdın içine kıyılmış tütün, parçalanmış tütün ya da tütün harici herhangi bir madde doldurulmuş olarak satanlara, satışa arz edenlere, bulunduran ve nakledenlere üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.” hükmünün yürürlük tarihi 7061 sayılı Kanunun 62. maddesi ile 01.07.2018 olarak belirlenmiş ancak yürürlük tarihi önce 7144 sayılı Kanun ile 01.07.2019 olarak, daha sonra 7176 sayılı Kanun ile 01.07.2020 olarak değiştirilmiş olması karşısında;

1. Sanığın eyleminin 5607 sayılı Yasanın 3/20. maddesi kapsamında olduğundan bahisle ek savunma verilmesi ve bu madde uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkin ihbarname içeriği bu yönüyle yerinde görülmediğinden Kanun Yararına Bozma talebinin REDDİNE,

2. Suç tarihi itibarıyla eyleme ilişkin yürürlükte bulunmayan 5607 sayılı Yasanın 3. maddesinin 20. fıkrasının uygulanma imkanı bulunmadığından, içerisinde yerli kıyılmış tütün olan 600 paket içerisinde 12.000 adet yerli makaron filtrenin ele geçtiği işyerinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan uygunluk belgesi bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre suç tarihinde yürürlükte bulunan 4733 sayılı Kanunun 8/5. maddesinde belirtilen ve idari yaptırımı gerektiren kabahati oluşturup oluşturmayacağı hususunun tartışılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olmasında isabet görülmemiş ve bu yönüyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.01.2019 tarih ve 2018/475 Esas, 2019/48 sayılı Kararının CMK’nun 309/4.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 02/06/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.’ 7. Ceza Dairesi         2020/922 E.  ,  2020/8350 K.

Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği suç tarihine göre değerlendirilmelidir. Hükümden sonra sanık lehine getirilen düzenlemenin uygulanması için talepte bulunmak gerekir.

Suçun 3 veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi halinde ne olur? Üç kişiden fazla kaçakçılık yapılması, üç kişiden fazla tütün kaçakçılığı, üç kişiden fazla makaron sarma cezası, üç kişi olursa örgüt mü olur ? Örgütlü kaçakçılık suçu nasıl olur ?

Bir araya gelen her üç kişi örgüt oluşturmaz. Örgüt TCK 220’de düzenlenmiştir. Örgüt olması bir araya gelen üç veya daha fazla kişinin suç işlemek amacı gütmesi ve aralarında hiyerarşik bağlantı olmasını gerektirir. 5607 Kanun 4 maddesinde örgüt halinde suçun işlenmesi 2 kat artırım sebebi olarak ön görülmüştür.

Kaçakçılık suçunun ise sadece 3 veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi cezada ½ artırım sebebi olarak nitelikli hal biçiminde düzenlenmiştir.

Suçu işlediği iddia edilen üç kişinin aynı suç icrası kapsamında sistematik yardımlaşması, suçun işlenişinde menfaat birliği olması gerekir.

Sanıklardan …’ın kaçak makaronların sahibi olduğu, diğer sanıkların kargo şirketinde bilgisayar operatörü ve kurye oldukları, dava konusu kaçak makaronların kargo şirketine ait araçta yakalandığı, sanıkların savunmalarında dava konusu eşyaların makaron olduğunu bildiklerini ancak kaçak ve taşınmasının yasak olduğunu bilmediklerini savunduğu olayda; 5607 sayılı Yasanın 4/2. maddesinde belirtilen toplu kaçakçılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından işlenebileceğinin belirtilmiş olması karşısında, sanıkların birlikte işledikleri iddia olunan fiilden dolayı eylemlerinin toplu kaçakçılık olarak değerlendirilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek eylemin bireysel kaçakçılık olarak nitelendirilmesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini,’ YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2015/14254 Karar Numarası: 2019/28307 Karar Tarihi: 21.03.2019

İdari Para cezasına karşı nasıl dava açılır? Kaçak tütün idari para cezası iptal davası ? Görevli mahkeme neresidir?

4733 sayılı TÜTÜN, TÜTÜN MAMULLERİ VE ALKOL PİYASASININ DÜZENLENMESİNE DAİR KANUN 8.maddesine göre  dava açma süresi tebliğden itibaren 15 gündür.

Bu Kanun hükümlerine göre verilen idarî yaptırım kararlarına karşı 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir. Ancak, idare mahkemesinde dava, işlemin tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde açılır. İdare mahkemesinde iptal davası açılmış olması, kararın yerine getirilmesini durdurmaz.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ Esas Numarası: 2013/1148 Karar Numarası: 2014/314 Karar Tarihi: 01.04.2014

ÖZETİ: Adli yargı yerince verilen kararın sonucu (hüküm kısmı) hukuka uygunluk arzetse de, 4733 sayılı Kanun uyarınca, bu Kanundan doğan idari para cezalarına karşı yapılacak itirazlarda açıkça idari yargı yerinin görevli kılınması karşısında; görevsiz mahkemece verilmiş bir kararın varlığı gözetildiğinde, Trabzon 3. Sulh Ceza Mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiği izahtan varestedir. Trabzon İdare Mahkemesi söz konusu idari para cezasına yapılan itirazda görevli mahkeme ise de; yukarıda izah edilen nedenlerle, bu mahkemece verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından, bu kararın da kaldırılması gerekmektedir. Bu saptama uyarınca, her iki kararın da kaldırılması zorunluluğu gözetilerek, “hakkın yerine getirilmesi” fiilen mümkün olamayacağından; 2247 sayılı Kanunun 25 nci maddesindeki “Hukuk alanındaki hüküm uyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi, Danıştay Yargılama Usulünün bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerini uygulamak suretiyle anlaşmazlığın esasını da karara bağlar.” şeklindeki amir hüküm uyarınca, uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesisi yoluna gidilmesi ve hukuka aykırı bulunan idari para cezasının iptaline karar verilmesi gerekmiştir.

EMSAL KARARLAR ——

T.C.

YARGITAY

7. CEZA DAİRESİ

E. 2016/13620

K. 2017/11089

T. 18.12.2017

DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

KARAR : 1-) Beraat eden sanık …’…yönelik katılan … İdaresi vekilinin temyizine dair yapılan incelemede;

Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,

2-) Beraat eden sanık … ‘na yönelik katılan vekilinin temyizine dair yapılan incelemede;

Kargo şubesine şubeye ait …. plakalı, araç ile yüklü miktarda kaçak sigara geleceğine dair edinilen bilgi üzerine alınan arama kararına istinaden anılan araç kargo şubesine geldikten sonra yapılan ayrıntılı aramada göndericisi …. olan 3 ayrı kolide davaya konu kaçak eşyanın ele geçtiği olayda sanığın savunmasında Kocaeli’de bulunduğu sırada tanıştığı bir şahsın kendisine para vererek Rize iline geçtiğinde kendisine Gürcü sigarası göndermesini istediğini, bunun üzerine Rize’de Gürcü pazarından aldığı sigaraları bu şahsın kuzeni olduğunu söyleyerek kendisine verdiği … adına gönderdiğini beyan etmesi karşısında sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi;

Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

3-) Sanık …’un hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin yapılan incelemesinde;

Olay tarihinde kargo firması çalışanı olan sanığın, sanık … adına kargo firmasına kargo geldiğinde sanık …’ı arayıp haber vermek suretiyle atılı suça iştirak ettiği iddiası ile açılan kamu davasında; sanığın savunmasında atılı suçu kabul etmediği ve dosya içerisinde yer alan TAPE kayıtlarının sanığın cezalandırılmasına yeterli olmadığı gibi sanığın atılı eyleme iştirak ettiğine dair somut bir delil de bulunmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde hüküm tesisi;

Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

 4-) Sanık …’un hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin yapılan incelemesinde ise;

Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin dairemizce temyize konu incelenen bu dava dosyasının suç tarihinin 18.04.2013, iddianame düzenlenme tarihinin ise 06.12.2013 olduğu, dairemizce aynı gün temyiz incelemesine konu sanık …’…ait aynı yer mahkemesinin dairemizin 2017-11733 Esas sayılı dosyasının suç tarihinin 15.05.2013, iddianame düzenlenme tarihinin 11.11.2013, 2015-24988 Esasta kayıtlı dosyasının suç tarihinin 04.05.2013, iddianame düzenlenme tarihinin ise 12.11.2013 ve yine dairemizin 2016-19742 Esasında kayıtlı benzer dosyasının suç tarihinin 17.07.2013 iddianame düzenlenme tarihinin ise 20.11.2013 olduğu, her dört olayda da sanığın üzerine atılı eylemlerin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eyleminin TCK.nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından anılan dosyalar getirtilerek incelenmesi ile gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

5-) Sanık … Köseoğlu hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin yapılan incelemesinde ise;

Sanık … hakkında sanık …’…dava konusu kaçak sigaraları sanıklar … ve …’nun isimlerini kargoda kullanmak suretiyle gönderidiği iddiası ile kamu davası açılmış ise de; sanığın savunmasında atılı suçu kabul etmediği ve dosya içerisinde sanığın cezalandırılmasına yeterli atılı suça iştirak ettiğine dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerinde yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi;

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

7. CEZA DAİRESİ

E. 2014/31270

K. 2016/11130

T. 13.12.2016

DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

KARAR : I-) Müşteki Gümrük idaresi vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede;

Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresinin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, Gümrük İdaresi vekilinin vaki temyiz talebinin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1.maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK.nun 317.maddesi gereğince REDDİNE,

II- Katılan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede ise;

29.07.2009 günü saat 19.30 sıralarında … Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gelen bir telefon ihbarında “… … Ofis Şubesinde ve … … Ofis Şubesinde kaçak sigara bulunduğunun, ekiplerin gelmesi halinde yakalanacaklarının, yoksa aktarma merkezine gideceklerinin” bildirilmesi üzerine, … 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin arama ve el koyma kararına istinaden … ili … yolu üzerinde bulunan … Kargo aktarma merkezindeki kargolar üzerinde yapılan kontrollerde; göndericisi…, alıcısı İnter …/Adana ibareleri bulunan kargo içerisinde 100 karton (1000 paket) Prestige marka gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği olayda, dosya içerisinde bulunan … kargoya ait 28/07/2009 … çıkış tarihli ve B0286114 numaralı ambar tesellüm fişinde gönderen adına teslim eden ve .. … A.Ş. adına teslim alan imzaların kime ait olduğunun ve çıkış merkezi …’da bu kargoya dair varsa diğer evraklarda getirtilip incelenmesi,…./Adana şube müdürü olan sanık …’in soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde, sistemlerinde yaptığı kontrol sonucu suça konu sigaraların bulunduğu kolinin Batman ilinden… tarafından .. ilinde bulunan alıcısı .. .. adına gönderildiğinin tespit edildiğini belirtmesi karşısında da, sanık …’in ifadesinde adı geçen … .. ve .. .. adlı kişilerin kimlik ve adres bilgileri hakkında etraflıca araştırma yapılması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun ve suç vasfının tayini gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

7. Ceza Dairesi         2019/1225 E.  ,  2021/7998 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet

HÜKÜM : Suça sürüklenen çocuk hakkında beraat, sanık … hakkında hükümlülük, müsadere, tasfiye

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

I) Katılan vekilinin suça sürüklenen çocuk … hakkındaki beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılan … İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

II) Katılan vekili ve sanık …’ın sanık hakkındaki mahkumiyet kararına yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde ise;

Olay günü suça sürüklenen çocuk …’ın ikametinde kaçak sigara bulundurup sattığı yönünde ihbar üzerine suça sürüklenen çocuğun dedesine ait olduğu anlaşılan evin odunluk kısmında 50 karton kaçak sigara ele geçirildiği,sanık …’ın savunmasında sigaraların kendisine ait olduğunu ve dedesinin evine içmek için kendisinin koyduğunu savunması üzerine sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmış ise de,

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 206/2-a, 271/2, 230/1. maddeleri fıkraları da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, yani kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri içermektedir.

Adli aramaların nasıl yapılacağını düzenleyen 5271 sayılı CMK’nun 116. maddesi arama kararı verebilmesi için makul şüphenin bulunması ve aynı Yasanın 119. maddesi aramanın, hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının, Cumhuriyet Savcısına ulaşılamadığı takdirde, kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlilerince yapılabileceği biçimindedir. Bu koşullara uyulmadan yapılan arama kanuna aykırıdır.

Dosya kapsamına göre; Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle verilmiş yazılı bir arama izni bulunmasına rağmen arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin gerekçesinin belirtilmediği, dosya içerisinde bulunan 14.01.2015 tarihli arama tutanağının tarih ve saati incelendiğinde aramanın hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılmış olması nedeniyle arama kararının savcılık tarafından verilemeyeceği, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, sanık aşamalardaki savunmalarında ise suça konu sigaraları içmek için bulundurduğunu beyan etmiş olup ele geçen kaçak eşya miktarı ile usulsüz arama sonucu kanuna aykırı olarak elde edilen delil (eşya) dışında sanığın mahkumiyetini gerektirecek başka bir delil de elde edilemediği gözetildiğinde, beraati yerine yazılı gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi,

Kabule göre ise;

Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 89. maddesiyle değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18- son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5. maddesi uyarınca temel ceza belirlendikten sonra aynı Yasanın 3/10. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,

Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,

Yasaya aykırı, sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

T.C YARGITAY 7.Ceza Dairesi Esas: 2021/ 27101 Karar: 2022 / 6188 Karar Tarihi: 29.03.2022

YARGITAY KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Sanık hakkında mahkeme kararı ile iş yerinde yapılan aramada ele geçen doldurulmuş makaron>lar nedeniyle 5607 Sayılı Yasaya muhalefet suçundan kamu davası açılmış olup, ele geçen doldurulmuş makaronların yabancı menşeili olduklarının tespiti halinde sanığın eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre 5607 Sayılı Kanun’un 3/5. maddesi kapsamında olacağı, yerli olduklarının tespiti halinde ise suç tarihinde yürürlükte bulunan 4733 Sayılı Kanun’un 8/5. maddesinde belirtilen ve idari yaptırımı gerektiren kabahati oluşturacağı, hazırlık aşamasında savcılıkça verilen sözlü talimat üzerine emniyete giderek dava konusu eşyayı inceleyen tütün teknoloji mühendisince düzenlenen 16/06/2017 tarihli raporda; doldurulmuş makaronlar içerisindeki tütünün kıyılarak yaprak bütünlüğünün bozulması nedeniyle menşeinin tespit edilemediği, ancak ülkemizde yetiştirilen semi oryantel tütünlerden olma ihtimalinin yüksek olduğu, doldurulmuş  makaronların yurt içinden temin edilen tütün ve  makaronlar ile imal edilmiş olduğunun belirtildiği gözetilerek dava konusu doldurulmuş  makaronlar yönüyle makaronlar ve içerisindeki kıyılmış tütünlerin yabancı menşeili olup olmadıklarının tespiti hususunda alanında uzman bilirkişiden usulünce görevlendirme yapılmak suretiyle rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık C. Sami’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 Sayılı CMK’nun 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 Sayılı Kanun’un 8. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK’nun 304. maddesi uyarınca dosyanın gereği için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)</b

T.C YARGITAY 7.Ceza Dairesi Esas: 2021/ 23088 Karar: 2021 / 17840 Karar Tarihi: 21.12.2021

YARGITAY KARARI MAHKEMESİ         :Ceza Dairesi SUÇ       : 5607 sayılı Yasaya muhalefet HÜKÜM     :           İlk derece mahkemesi hükmünün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine Bölge Adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

1-Arama işlemine dayanak olarak gösterilen Şarköy Sulh Ceza Hakimliği’nin 2017/169 Değişik iş sayılı arama kararı denetime olanak verecek şekilde dosyaya getirtilmeden eksik araştırma ile karar verilmesi,

 2-Sanık hakkında iş yerinde yapılan aramada ele geçen 12 kg kıyılmış tütün ve 4200 dal doldurulmuş makaron> nedeniyle 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kamu davası açılmış olup, ele geçen kıyılmış tütün ile doldurulmuş makaronların yabancı menşeili olduklarının tespiti halinde sanığın eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesi kapsamında olacağı, yerli olduklarının tespiti halinde ise suç tarihinde yürürlükte bulunan 4733 sayılı Yasanın 8. maddesinde belirtilen ve idari yaptırımı gerektiren kabahati oluşturacağı ve dosyada mevcut TAPDK ekspertiz raporunun ele geçen eşyaların menşei hususunda görüş içermediği cihetle; dava konusu kıyılmış tütün ile doldurulmuş makaronlar yönüyle makaronlar ve içerisindeki kıyılmış tütünler ile ayrıca ele geçirilen kıyılmış tütünlerin yabancı menşeili olup olmadıklarının tespiti hususunda alanında uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,

 3-4733 sayılı Yasanın 8/5-ı maddesindeki ”Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından uygunluk belgesi almadan enfiye, çiğneme, nargile tütünü veya yaprak sigara kâğıdı ya da makaron üretenler ile satan veya satışa arz edenlere (…)(1), beşbin Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir.” şeklindeki düzenleme ve kollukça düzenlenen evraklarda bahse konu iş yerinin olay tarihinde TAPDK belgesi olduğunun belirtilmesi karşısında, sanığın suç tarihinde söz konusu Tapdk belgesi ile dava konusu eşyaların satışı hususunda yetkili olup olmadığının Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından sorularak neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, Bozmayı gerektirmiş, katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı CMK’nun 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nun 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 21/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

T.C YARGITAY 7.Ceza Dairesi Esas: 2021/ 2092 Karar: 2021 / 7366 Karar Tarihi: 02.06.2021

ÖZET: Suç tarihinde yürürlükte olan sigaralar için 4733 sayılı Yasa ile tütün sarma makinesi ve tütün tabakası yönünden 5607 sayılı Yasanın ilgili madde gereği ayrı ayrı hüküm kurulması ile TCK ilgili madde delaletiyle suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın ilgili cümle delaletiyle anılan Yasanın ilgili madde ve fıkrası uyarınca temel cezanın belirlenmesinden sonra ilgili madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması ve yine aynı Yasanın ilgili maddesinin de uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun ilgili maddesi gereği lehe olan yasa hükmünün tespiti ve 7242 sayılı Yasanın ilgili maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici ilgili maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, bozmayı gerektirmiştir.

(5607 S. K. m. 3, 5, Geç. m. 12) (4733 S. K. m. 8) (5237 S. K. m. 7, 44)

Dava ve Karar: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Konya Gümrük Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan 19.08.2020 havale tarihli dilekçenin temyiz talebi içermediği anlaşılmakla, sanık … müdafiinin temyiz talebine yönelik yapılan incelemede;

Suç tarihi ve ele geçen eşyaların niteliğine göre sanığın eyleminin dava konusu kaçak sigara> yönünden 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi ve dava konusu kaçak tütün tabakası, tütün sarma makinesi yönünden ise 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesi kapsamında kaldığı cihetle sanık hakkında bu maddelerden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmekte ise de; dava konusu kaçak sigaraya ilişkin eylemin suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,

Suç tarihinde yürürlükte olan  sigaralar için 4733 sayılı Yasa ile tütün  Sarma makinesi ve tütün tabakası yönünden 5607 sayılı Yasanın 3/5 madde gereği ayrı ayrı hüküm kurulması ile TCK 44. madde delaletiyle suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5. madde ve fıkrası uyarınca temel cezanın belirlenmesinden sonra 3/10. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması ve yine aynı Yasanın 3/22 ve 5/2. maddesinin de uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi gereği lehe olan yasa hükmünün tespiti ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.06.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)</b KAYNAK SİNERJİ MEVZUAT

T.C YARGITAY 7.Ceza Dairesi Esas: 2016/ 11117 Karar: 2018 / 9414 Karar Tarihi: 19.09.2018

ÖZET: Dava konusu 72 adet sigara dolum makinesi, 6 adet çakmaklı sigara tabakası, 7 adet sigara tabakası ve 21 adet sigara sarma makinesi yönünden 5607 sayılı Yasanın 13/1, TCK’nun 54/1. maddesi gereğince bir karar verilmemesi, bozmayı gerektirmiştir.            

(5237 S. K. m. 54, 61) (5271 S. K. m. 234, 260) (5607 S. K. m. 3) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Müşteki Gümrük İdaresi davaya katılmamış ise de 5271 sayılı CMK’nun 260. maddesi gereğince, kaçak

sigara>lar haricindeki eşyalardan dolayı kamu davasına katılma hakkı bulunduğundan şikayetçi kurumun suçtan zarar görme olasılığına göre sanık hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede:

1. Suçtan doğrudan zarar gören Gümrük İdaresi’ne 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 234/1-b/1. maddesi uyarınca davadan haberdar edilip duruşma günü bildirilmeden yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulması,

2. Suç tarihi itibarıyla sanıktan ele geçirilen bandrolsüz

sigaralar yönünden 4733 sayılı Yasanın 8/4 maddesi, 72 adet

sigara dolum makinesi, 6 adet çakmaklı sigara tabakası, 7 adet sigara tabakası ve 21 adet sigara sarma

makinesi için bu ürünlerin yerli veya yabancı olup olmadığı hususunda bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasından sonra yabancı menşeili olduklarının belirlenmesi halinde sanığın eyleminin 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesindeki suçu oluşturacağı ve sanık hakkında bu suçlardan ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde sadece 4733 sayılı Yasa uyarınca mahkumiyete hükmedilmesi,

3. Sanıktan olay tarihinde 2.581 paket sigara ele geçirilmesi olayında mahkemece “suçu işlerken içinde bulunduğu durum, sanığın sosyal ve ekonomik durumu, kastının yoğunluğu, ele geçen sigaraların miktarı ve sair halleri de nazara alınarak ” gerekçe gösterilerek verilen cezaya teşdit uygulanmış ise de TCK’nun 61. maddenin a-g bentlerinde belirtilen teşdit nedenlerine göre sigara miktarı gözetildiğinde kastının yoğunluğu ve işleniş şeklinin bir özelliğinin bulunmadığı ve benzer olaylar ile mukayese edildiğinde, daha çok miktarda kaçakçılık suçunu işleyenler ile daha az miktarda kaçakçılık suçunu işleyenler arasında hakkaniyete uygun adil ceza tayin edilmesi gerektiğinden asgari hadden uzaklaşılarak ceza tayini,

Kabule göre ise;

1. 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2. Dava konusu 72 adet sigara dolum makinesi, 6 adet çakmaklı sigara tabakası, 7 adet sigara tabakası ve 21 adet sigara sarma makinesi yönünden 5607 sayılı Yasanın 13/1, TCK’nun 54/1. maddesi gereğince bir karar verilmemesi,

Yasaya aykırı, sanık … müşteki Gümrük İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarlarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/09/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

 —————–

YARGITAY

7.Ceza Dairesi

Esas: 2020/ 928

Karar: 2020 / 9181

Karar Tarihi: 09.06.2020

YARGITAY KARARI

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’ın, anılan Kanun’un 3/18, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2018 tarihli ve 2017/624 esas, 2018/378 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 13/01/2020 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının21/02/2020 gün ve KYB. 2020/24845 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

Mezkür ihbarnamede;

1.Dosya kapsamına göre;

4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 8. maddesi 5. fıkrasındaki “Tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler piyasasında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından gerekli izinleri alarak veya almadan mal veya hizmet üreten, işleyen, ihraç veya ithal eden, pazarlayan, alan veya satan gerçek ve tüzel kişilere aşağıda yazılı idarî yaptırımlar uygulanır” ve aynı Kanun’un 8/5-ı maddesinde yer alan “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından uygunluk belgesi almadan enfiye, çiğneme, nargile tütünü veya yaprak sigara kâğıdı ya da makaron üretenler ile satan veya satışa arz edenlere (…)(1), beşbin Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir.” ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 24. maddesinde yer alan, ”Kovuşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde mahkeme tarafından idari yaptırım kararı verilir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, somut olayda emniyet görevlilerince … Büfe isimli büfede yapılan aramada 29 paket olmak üzere toplam 95.800 makaron, 30 kg kıyılmış satıma hazır tütün, tütün sarmak için kullanılan Micro Motic marka sigara sarma makinesi, 25 adet Marla marka sigara sarma makinesi ve 720 adet tütün doldurulmuş makaron satışı yaptığı tespit edilen sanığın bu eyleminin kabahat niteliğinde olduğu ve 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 8/5-ı maddesi gereğince idarî para cezasını gerektirdiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde,

2.Kabule göre de, sanık …’ın işlettiği …. Büfe adlı işyerinde görevlilerce yapılan aramada 2 koli Akkale Tütün Green marka, 4 koli Akkale Tütün Black marka, 2 koli Akkale Tütün Yellow marka, 1 koli Calbor Yellow marka, 29 paket bandrollü Cags Tabacco marka olmak üzere toplam 95.800 adet makaron, 30 kg kıyılmış tütün, Micro Matic marka tütün sarma makinası, 25 adet Marla marka sigara sarma makinası, 720 adet tütün doldurulmuş makaron yakalanması şeklinde gerçekleşen olayda, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, makaronlar, sigara kağıtları ve sigaraların yabancı menşeîli ve yurda yasal olmayan yollardan girmiş ürünler olduğunun bildirildiği, tütün ve sigara sarma makinaları hakkında ise kaçak olup olmadıkları yönünde görüş bulunmadığı, keza bazı makaronların Türk menşeili olmasına rağmen kaçak olarak kabul edildiği (Akkale marka), mahkemece anılan hususlara ilişkin yeni bir bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınarak eksik inceleme sonucu sanık hakkında sübut bulan eyleminden dolayı 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanunun 3/5-10. maddeleri gereğince hüküm kurulması gerekirken, uygulama yeri bulunmayan 3/18. maddesi ile hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki bozma istemleri incelendiğinde; sanık …’ın işlettiği … Büfe adlı işyerinde görevlilerce yapılan aramada 2 koli Akkale tütün Green marka, 4 koli Akkale tütün Black marka, 2 koli Akkale Tütün Yellow marka, 1 koli Calbor Yellow marka, 29 paket bandrollü Cags Tabacco marka olmak üzere toplam 95.800 adet makaron, 30 kg kıyılmış tütün, Micro Matic marka tütün sarma makinası, 25 adet Marla marka sigara sarma makinası, 720 adet tütün doldurulmuş makaron yakalanması şeklinde gerçekleşen olayda, mahkemece alınan bilirkişi raporunda; makaronlar, sigara kağıtları ve sigaraların yabancı menşeili ve yurda yasal olmayan yollardan girmiş ürünler olduğunun bildirildiği, tütün ve sigara sarma makinaları hakkında ise kaçak olup olmadıkları yönünde görüş bulunmadığı, keza bazı makaronların Türk menşeili olmasına rağmen kaçak olarak kabul edildiği (Akkale marka) yönünde değerlendirme yapılması karşısında, makaron, sigara sarma makinası ve tütünlerin kaçak olup olmadıklarının tespiti hususunda yeniden uzman bilirkişiden rapor alınması, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından sanığın tütün ve makaron satımı hususunda uygunluk belgesi bulunup bulunmadığı yönünde araştırma yapılarak, sonucuna göre suça konu eşyaların yabancı menşeili olduğunun anlaşılması halinde eylemin 5607 sayılı Kanun kapsamında değerlendirileceği ve 5607 sayılı Kanunun 3/18-son cümlesi delaletiyle 3/5.maddesi uyarınca temel ceza belirlendikten sonra aynı Kanunun 3/10.maddesi ve fıkrası gereğince uygulama yapılması, tüm eşyaların yerli üretim olduklarının anlaşılması ve sanığın uygunluk belgesi bulunmaması halinde kıyılmış tütünler ve makaronlar yönü ile 4733 sayılı Kanunun 8.maddesinde öngörülen idari yaptırımı gerektiren kabahati oluşturacağı ve Kabahatler Kanunu’nun 24.maddesi uyarınca mahkemece karar verilmesi gerektiği, sigara sarma makinaları yönünden ise eylemin suç oluşturmayacağından beraat ve eşyaların iadesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınarak eksik inceleme sonucu sanık hakkında sübut bulunan eyleminden dolayı uygulama yeri bulunmayan 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18.maddesi ile hüküm kurulduğu gözetilerek,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kamu yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlar yerinde görüldüğünden Antalya 1.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 22/06/2018 tarih, 2017/624 Esas, 2018/378 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 ———————————–

 T.C DANIŞTAY 13.Daire Esas: 2015/ 5805 Karar: 2020 / 3463 Karar Tarihi: 02.12.2020

DANIŞTAY KARARI

T.C.

     D A N I Ş T A Y

 ONÜÇÜNCÜ DAİRE

 Esas  No:2015/5805

 Karar No:2020/3463

 TEMYİZ EDEN (DAVALI)          : … Kaymakamlığı 

 VEKİLİ : Av. …

 KARŞI TARAF (DAVACI)          : …

 İSTEMİN_KONUSU    : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacı hakkında tesis edilen 1.463,00-TL idarî para cezasının iptal edilmesine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

  YARGILAMA SÜRECİ :

            Dava konusu istem: Kocaeli İli, … İlçesi, … Mahallesi, … Caddesi … Sokak No:… adresinde bulunan davacı tarafından işletilen büfede yapılan denetimde, tespit edilen hususların 4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (ı), (j) ve (o) bendlerine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle toplamda 10.569,00-TL idarî para cezası verilmesi ve aykırılık tespit edilen tütün mamullerinin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Gebze Kaymakamlığı işleminin iptali istenilmiştir.

            İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; davacı tarafından işletilen büfede 12/11/2013 tarihinde yapılan denetiminde, plastik şeffaf kavonazlar içerisinde ve rafların altında bulunan poşetler içerisinde kıyılmış sarmalık tütün satışının yapıldığı, ayrıca kıyılmış tütünden dal şeklinde üretim yapıldığının üretim makinalarından anlaşıldığı, davacıya ait büfeden toplam 223 kg ağırlığında sarmalık kıyılmış tütün ve 54 paket 200’lük ve 10 paket 100’lük makoron (dolu) sigaralarının faturalarını ibraz edilemediği, açıktan satış yapıldığından dolayı mülkiyetin kamuya geçirilmesi için geçici olarak muhafaza altına alındığı ve (223 kg sarmalık kıyılmış tütün satışından) 4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (o) bendine aykırılıktan 1.783,00-TL, (ı) bendinde aykırılıktan 7.325,00-TL,(j) bendine aykırılıktan 1.463,00-TL, olmak üzere toplamda 10.569,00- TL idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemin ve idari para cezasına konu tütün mamullerinin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ilişkin işleminin tesis edildiği,

 Davacıya ait büfenin denetlenmesi sonrasında tutulan tutanaktan ve dosyaya ekli fotoğraflardan iş yerinde davacının kurumdan uygunluk belgesi almadan makaron> satışı yaptığı ve ticari amaçlı kıyılmış tütün (223kg) sattığı ve bir kısmının makaron olarak sigara haline getirildiği sabit olduğundan 2013 yılı için belirlenmiş yeniden değerleme oranı üzerinden (ı) ve (o) bentleri kapsamında verilen idari para cezasında ve mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,  4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (j) bendi uyarınca, ambalajlarını bozmak veya bunları bölmek suretiyle satma fiili kapsamında değerlendirilmek suretiyle davacının tütün mamülü satışı yapılması nedeniyle 1.463,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin işlem açısından ise söz konusu bendin uygulanabilmesi için orjinal bandrollü ürüne ilişkin eşyanın orjinal kutusunun bozularak veya bölünerek satış yapılması hâlinde para cezası verilmesi gerekirken, idari para cezasına konu 12/11/2013 tarihli tutanakta söz konusu bendin ihlal edildiğine ilişkin bir tespit yapılmadığından idari para cezasına ilişkin işlemin bu kısmının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

  Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin davacıya 1.463,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptaline, diğer kısımlar yönünden dava konusu işlemin kısmen iptaline, davanın kısmen reddine karar verilmiştir.

 TEMYİZ EDENİN İDDİALARI          : Davalı idare tarafından, usul yönünden konusu ve tarafları aynı olan … Sulh Ceza Mahkemesi’nin … D.İş sayılı dosyasında derdest davanın bulunduğu, esas yönünden ise davacı tarafından işletilen büfede yapılan denetim ve kontrolde 4733 sayılı Kanun’un’a aykırı fillerin tespit edildiğinden bahisle tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

 KARŞI TARAFIN SAVUNMASI      : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

 DANIŞTAY TETKİK HâKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

 TÜRK MİLLETİ ADINA

            Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

 HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

            İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

            Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

 KARAR SONUCU :

            Açıklanan nedenlerle;

            1. Davalının temyiz isteminin reddine,

            2. … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının dava konusu işlemin davacıya 4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (j) bendi uyarınca …-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden kısmen iptaline ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,

            3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

            4. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,

            5. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 02/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 </b

Beraat eden her bir sanık için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.

Beraat eden her bir sanık için bazı mahkemelerin tek vekalet ücretine hükmetmesi, bazı mahkemelerin ise her sanık için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmetmesi uygulamasındaki ihtilaf çözümlenmiştir. Böylece her beraat eden sanık için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.

‘sahtekar’ ifadesi hakaret suçudur

T.C YARGITAY 4.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 1184 Karar: 2018 / 4169 Karar Tarihi: 01.03.2018

ÖZET: Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun değişikliği ile tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alınmış olması karşısında uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekir.

(5237 S. K. m. 2, 7, 106, 125) (5271 S. K. m. 253, 254)

Sanık … hakkında hakaret ve tehdit suçlarından yapılan yargılama sonucunda, sanığın mahkumiyetine dair Erzurum 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 24/06/2015 gün ve 2015/365 karar sayılı hükümlerin sanık tarafından temyizi üzerine,

Dairemizin 23.11.2017 gün ve 2017/2186 esas, 2017/25565 sayılı kararıyla,

“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

A- Sanığa yükletilen hakaret suçundan kurulan kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık …’ün tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,

B- Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince,

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ün temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine,” karar verilmiştir.

I- İTİRAZ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/02/2018 gün ve KD – 2018/6324 sayılı yazısı ile,

Sanık tarafından Rize L Tipi Kapalı İnfaz Kurumundan, müştekiye hitaben, müştekinin kardeşi olan ve dosyada tanık olarak beyanına başvurulan …’ın bürosuna gönderdiği mektupta bir kısım ticari işlerden bahsettiği ve sonrasında müştekiye hitaben “Sen adam bile değilmişsin. Böyle bir

sahtekar>lığı ancak sen yapabilirsin. Beni daha fazla delirtme, sabrımla fazla oynama. Senin gibi adamlar yüzünden adam vurdum, içerideyim, bir yıl içinde çıkıcam, parayı yatırmazsan eğer benim çıkmama gerek bile kalmadan, ben istediğimi alırım, benim kaybedecek hiçbir şeyim kalmadı, senin kaybedecek çok şeyin var, fazla vaktinde yok.” şeklinde hakaret ve tehdit ettiğinden dolayı hakkında TCK’nun 106/1-1, 125/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile 14/04/2015 tarihli iddianame ile dava açıldığı,

Erzurum 4. Asliye Ceza Mahkemece yapılan yargılama sonunda;

1- Sanık …’ün şikayetçi …’ı hayatına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit etmek suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 106/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araç, işlendiği zaman ve yer, kastın yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, sanığın amacı, şahsı ve sosyal durumu ve suç işlemeye yatkın kişiliğin nazara alınarak takdiren DOKUZ AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri mahkememizce lehine takdiri indirim sebebi olarak kabul edildiğinden sanığa verilen ceza 5237 sayılı TCK.nun 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın neticeten YEDİ AY ONBEŞ GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

Sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki pişmanlığı ve suçun işlenmesindeki özellikler nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 50/1 maddesindeki seçenek yaptırımlarının uygulanmasına takdiren YER OLMADIĞINA,

Sanığın mahkememizin 14/02/2014 tarihli ve 2011/394 esas 2014/23 karar sayılı kararıyla karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı TCK’nun 163/3, 43/1-2 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve cezasının TCK’nun 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, sanığın bu cezasının 04/02/2016 tarihinde infaz edilmiş sayılacağı, sanığın cezasının infazından itibaren üç yıl geçmeden yeni bir suç işlediği anlaşıldığından sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK.nun 58/1 ve 58/6 maddeleri gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve 5237 sayılı TCK.nun 58/7 maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimlik serbeslik tedbirinin uygulanmasına, …….”

2- Sanık …’ün şikayetçi …’a hakaret etmek suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK ‘nun 125/2 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 125/1 ve 58/3 maddeleri gereğince suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araç, işlendiği zaman ve yer, kastın yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, sanığın amacı, şahsı ve sosyal durumu ve suç işlemeye yatkın kişiliğin nazara alınarak takdiren BEŞ AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri mahkememizce lehine takdiri indirim sebebi olarak kabul edildiğinden sanığa verilen ceza 5237 sayılı TCK.nun 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın neticeten DÖRT AY BEŞ GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

Sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki pişmanlığı ve suçun işlenmesindeki özellikler nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 50/1 maddesindeki seçenek yaptırımlarının uygulanmasına takdiren YER OLMADIĞINA,

Sanığın mahkememizin 14/02/2014 tarihli ve 2011/394 esas 2014/23 karar sayılı kararıyla karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı TCK’nun 163/3, 43/1-2 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve cezasının TCK’nun 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, sanığın bu cezasının 04/02/2016 tarihinde infaz edilmiş sayılacağı, sanığın cezasının infazından itibaren üç yıl geçmeden yeni bir suç işlediği anlaşıldığından sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK.nun 58/1 ve 58/6 maddeleri gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve 5237 sayılı TCK.nun 58/7 maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimlik serbeslik tedbirinin uygulanmasına, …..” temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 23/02/2017 tarihli tebliğname ile, sanık hakkında TCK’nun 125/1, maddesinde kalan hakaret suçundan ve TCK’nun 106/1. maddesi kapsamında kaln tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. ve 35. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddeleri kapsamında kaldığından sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASI talep edildiği,

Yargıtay. 4. Ceza Dairesi 23.11.2017 tarih , 2017/2186 Esas, 2017/25565 karar sayılı ilamı ile,

A- Sanığa yükletilen hakaret suçundan kurulan kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık …’ün tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,

B- Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ün temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 23.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildiği,

Yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde dosyanın incelenmesinde;

Sanığa hakaret suçundan TCK’nun 125/1. maddesi gereğince doğrudan, verilen 5 ay hapis cezasının, yine TCK’nun 62. maddesi gereğince 4 ay 5 gün hapis cezasına indirilerek, sonuç olarak sanığa 4 ay 5 gün hapis cezası verildiği, verilen bu cezanın başkaca bir tedbire çevrilmediği, temyize tabi ve tebliğnameye aykırı olduğu halde, Dairenizce “Sanığa yükletilen hakaret suçundan kurulan kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu belirtilerek, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık …’ün tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE” karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.

SONUÇ VE İSTEM: Erzurum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2015 tarihli 2015/305 Esas , 2015/365 karar sayılı mahkumiyet hümü hakkındaki Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 23.11.2017 tarihli, 2017/2186 Esas, 2017/25565 karar sayılı ilamı ile sanık hakkında hakaret suçundan verilen “TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE” kararının kaldırılarak tebliğname doğrultusunda karar verilmesi, İtiraz yerinde görülmez ise, itiraz hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna Tevdii,

İtirazen arz ve talep olunur.”

İsteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

II- İTİRAZIN KAPSAMI

İtiraz, hakaret hakaret suçundan sanık … hakkında kurulan mahkumiyet kararına karşı, sanık tarafından yapılan temyiz isteğinin reddine dair, Dairemizin 23.11.2017 tarihli kararına yönelik olup, sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün temyizinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III- KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçesi yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,

Dairemizce verilen 23.11.2017 gün ve 2017/2186 esas, 2017/25565 sayılı ve sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteğinin reddine dair kararın, bu suç yönünden KALDIRILMASINA,

Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan, Erzurum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/06/2015 tarihli ve 2015/305 esas, 2015/365 sayılı hükmünün yeniden incelenmesi neticesinde:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanığa isnat edilen ve Dairemizin 23.11.2017 gün ve 2017/2186 esas, 2017/25565 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınması, incelemeye konu hakaret suçu yönünden ise uzlaşma önerisinin yapıldığı tarihte CMK’nın 253/3. maddesinde engel bulunması karşısında, incelemeye konu hakaret suçu yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşıldığından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ün temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01/03/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)</b

Suç Eşyası Yönetmeliği Müsadere

23 Mart 2016 ÇARŞAMBA

Resmî Gazete

Sayı : 29662

YÖNETMELİK

Adalet Bakanlığından:

SUÇ EŞYASI YÖNETMELİĞİ

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmelik, suç eşyası ve suçla ilgili ekonomik kazancın, muhafaza altına alınması, elkonulması, gönderilmesi, elden çıkarılması, iadesi, müsaderesi, imhası ve bu işlemlerde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin (UYAP) kullanılmasına dair usul ve esasları kapsar.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 29/3/1984 tarihli ve 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 2 ve 30 uncu maddeleri ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 38/A maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Adalet komisyonu: Adlî yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu ile bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunu,

b) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,

c) Cumhuriyet başsavcılığı: Adlî yargı ilk derece ceza mahkemeleri Cumhuriyet başsavcılığı ile bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığını,

ç) Daire: Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerini,

d) Dış birim: UYAP’a dâhil olmayan kamu kurumları ile özel kuruluşları,

e) Emanet bürosu: Cumhuriyet başsavcılığı nezdinde suç eşyasının muhafazası ile ilgili faaliyetleri yerine getiren birimi,

f) Güvenli elektronik imza: Münhasıran imza sahibinin tasarrufunda olan güvenli elektronik imza oluşturma aracı ile oluşturulan, nitelikli elektronik sertifikaya dayanarak imza sahibinin kimliğinin ve imzalanmış elektronik veride sonradan herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitini sağlayan, elle atılan imza ile aynı hukukî sonucu doğuran imzayı,

g) Kayıt: Fizikî veya elektronik ortamda üretilen ya da bu ortama aktarılan veya taşınan, bilgi, belge ve verinin saklanmasını,

ğ) Kazanç: Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddî menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan yahut bunların karşılığını oluşturan ekonomik malvarlığı değerlerini,

h) Mahkeme: Adlî yargı ilk derece ceza mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerini,

ı) Suç eşyası: İspat aracı olarak yararlı görülen, suçta kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan, suçtan meydana gelen ya da üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyayı,

i) UYAP: Adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemini,

j) Veri: Elektronik cihaz kullanılarak üzerinde işlem yapılabilen her türlü değeri,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Emanet Bürosu

Emanet bürosunun kurulması, işlemlerinin denetim ve gözetimi

MADDE 4 – (1) Suç eşyası ile ilgili işlemler, Cumhuriyet başsavcılığının sürekli gözetim ve denetimi altında emanet bürosunca yürütülür.

(2) Cumhuriyet başsavcılığı nezdinde bir emanet bürosu bulunur. Emanet bürosunda emanet memuru görev yapar. Emanet memurunun atanmasına lüzum görülmeyen hâllerde bu görev, ilgili yer Cumhuriyet başsavcısının teklifi üzerine adalet komisyonunca, adalet komisyonu bulunmayan yerlerde bu yer Cumhuriyet başsavcısınca belirlenecek yazı işleri müdürü veya zabıt kâtiplerinden birine geçici olarak verilir. Ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılıklarında emanet bürosu işlerine bakmak üzere ayrıca müdür görevlendirilir. Görevlendirilen müdür ya da zabıt kâtibi kefalet altında değil ise, 2/6/1934 tarihli ve 2489 sayılı Kefalet Kanununa göre kefalete bağlanır.

(3) Emanet bürosundaki iş ve işlemlerden, görevlendirilen müdür ile birlikte emanet memuru veya görevlendirilen zabıt kâtibi sorumludur.

(4) Adalet dairelerinin bulunduğu binalarda suç eşyasının muhafazası maksadıyla, mümkün ise penceresiz, değil ise dışarıdan sökülemeyecek biçimde demir parmaklıklı pencereli, çift kilitli çelik ya da demir kapılı, rutubet almayan, havalandırması süreklilik arz eden ve yangına karşı her türlü tedbirin alındığı muhkem bir yer tahsis edilir. Bu yerler kamera sistemi ile kontrol edilir.

(5) Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belge, CD, DVD, harici bellek ve benzeri aygıtlar yüksek güvenlikli kasada saklanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Suç Eşyası ve Suçla İlgili Ekonomik Kazancın Muhafaza Altına Alınması,

Elkonulması, Başka Yere Gönderilmesi, Elden Çıkarılması, İadesi,

Müsaderesi ve İmhasına Dair İşlemler

Suç eşyasının muhafaza altına alınması ve elkonulması

MADDE 5 – (1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.

(2) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile elkoyma işlemini yapan kolluk görevlilerince, suç eşyasına elkonulduğuna dair bir tutanak düzenlenir.

(3) Elkoyma tutanağına; elkonulan eşyanın cinsi, miktarı, üzerindeki işaret, yazı ve numaraları, tür, marka, model ve ölçü gibi benzerlerinden ayırt etmeye elverişli bütün nitelikleri, takdir ettirilen değeri, hangi suçtan dolayı kimden, nereden ve ne suretle alınmış olduğu, soruşturma evrakı numarası, hazır olan mağdur, suçtan zarar gören, şüpheli veya sanık ile bunların vekil ya da müdafiinin, bilirkişi ve tanıklar ile huzurda bulunan diğer kişilerin ve elkoyma işlemini yapan kolluk görevlilerinin açık kimlikleri, işlemin yeri, tarihi ve saati yazılır; ilgililerin imzası, imza bilmeyenlerin parmak izi alınır; okuma ve yazma bilen şahısların ad, soyadı ve adresleri kendi el yazıları ile yazdırılır, bu şekilde düzenlenen tutanak, soruşturma evrakına eklenir.

(4) Elkonulan eşya, fiziksel özelliklerine uygun şekilde tasnifi yapılarak naylon torba, bez torba, zarf, şişe, kavanoz veya madeni kutu gibi temiz bir yere yerleştirilir, ambalaj içine konulur ve dikişsiz ya da içten makine dikişli torba, yekpare bez, sandık, zarf veya kutulara yerleştirilir. Bu şekilde ambalajlandıktan sonra, ambalajın ebadına, delillerin mahiyetine göre, tel, sicim, ip veya uygun görülen benzerleri ile bağlanıp açıldığında yeniden kullanılamayacak derecede bozulan ve açıldığı belli olan mühür bandı, kurşun veya mum ile mühürlenir; ayrıca, suç eşyasına bağlanan etiket üzerine eşyanın cinsi, miktarı, kimden alındığı ve soruşturma evrakının numarası yazılmak suretiyle Cumhuriyet başsavcılığına tevdi edilir.

(5) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar. Elkonulan eşyanın bu süre içerisinde muhafazası için gerekli tedbirler, Cumhuriyet başsavcılığınca alınır.

(6) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura Cumhuriyet başsavcılığınca gecikmeksizin bildirilir.

(7) Elkonulan eşyanın teslim alınmasına dair işlemler Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda emanet memurunca yerine getirilir. Bulunmadığı takdirde Cumhuriyet başsavcılığınca görevlendirilecek personel tarafından tutanakla teslim alınarak en kısa zamanda emanet bürosuna teslim edilir.

(8) Elkoyma tutanağındaki bilgilerin doğruluğundan tereddüt edilir ise teslim alan görevli veya emanet memuru eşyayı getiren ile birlikte suç eşyasına ve delil özelliğine zarar vermeyecek şekilde mührü sökerek veya ambalajı açarak eşyayı inceleyip, bu hususu tutanakla tespit edip, mutabakat sağlandıktan sonra yeniden mühürler.

(9) Zilyetliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman elkoymanın kaldırılması konusunda bir karar verilmesini isteyebilir.

(10) Cumhuriyet savcıları tarafından bizzat yapılan soruşturma kapsamında elkoyma işlemi gerçekleştirildiğinde veya kovuşturma aşamasında tevdi edilen suç eşyası bakımından da yukarıdaki işlemler aynen yerine getirilir.

Emanet kayıt işlemleri

MADDE 6 – (1) Teslim alınan suç eşyası, emanet makbuzu tanzim edildikten sonra, etiketi üzerine, soruşturma veya kovuşturma esas kaydının sıra numarası yazılmak suretiyle suç eşyası esas kaydına kaydedilir.

(2) Suç eşyası esas kaydında; sıra numarası, Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma numarası, mahkeme veya daire esas numarası, muhafaza altına alma veya elkoyma tarihi, elkoyma kararını veren makam ile kararın tarihi ve sayısı, eşyanın geldiği tarih ile cinsi, adeti ve vasıfları, eşya sahibinin kimlik ve adres bilgileri, emanet parasına ilişkin bilgiler, eşyanın mahkeme veya Cumhuriyet başsavcılığına teslim ve iade tarihleri, eşya elden çıkarılmış, iade ya da müsadere edilmiş veya satılmış ise; kararın tarihi ve sayısı, teslim tarihi ile teslim alanın kimlik bilgileri, câri hesap defteri ve mal memurluğu makbuz numarası ile düşünceler sütunları bulunur.

(3) Elkonulan suç eşyasına mahsus makbuz düzenlenir. Emanet makbuzunda; Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma numarası, mahkeme veya daire esas numarası, muhafaza altına alma veya elkoyma tarihi, elkoyma kararını veren makam ile kararın tarihi ve sayısı, eşyanın geldiği tarih ile cinsi, adedi, miktarı ve vasıfları, eşya sahibinin kimlik ve adres bilgileri, emanet parasına ilişkin bilgiler yer alır.

(4) Makbuzun bir nüshası soruşturma evrakına eklenir, bir nüshası ilgili kolluk birimine verilir ve diğer nüshası kartonunda saklanır. Eşyasına elkonulanın talebi hâlinde makbuzun bir örneği kendisine verilir.

Teslim alınmayacak suç eşyası

MADDE 7 – (1) Emanet memuru, 5 inci maddedeki usule göre ambalajlanmamış veya mühürlenmemiş olan suç eşyasını teslim alamaz.

Suç eşyasının muhafazası

MADDE 8 – (1) Emanet bürosunda muhafaza altına alınan suç eşyasının; vasfının, maddî değerinin ve delil oluşturan özelliklerinin tamamen veya kısmen kaybının engellenmesi, böylece hak kayıplarının önüne geçilmesi ve delil değeri taşıyan olguların kaybının önlenmesi amacıyla, nitelik ve yıllarına göre tasnifinin yapılması ve buna uygun şekilde muhafaza edilmesi sağlanır.

(2) Emanet memuru, büronun imkânları ölçüsünde suç eşyasının depoda muhafaza edildiği yeri, sırayı, rafı, depoya giriş ve çıkış tarihleri de dâhil olmak üzere yapılan tüm işlemleri gösterir şekilde barkod sistemiyle kaydeder ve buna göre yerleştirir.

(3) Bilgisayar, bilgisayar kütükleri ve bu sisteme ilişkin verilerin asıl ya da kopyaları, ses ve görüntü kayıtlarının bulunduğu depolama aygıtları gibi elektronik eşya, bozulmalarını engelleyecek, nem, ısı, manyetik alan ve darbelerden korunmalarını sağlayacak müstakil uygun alanlarda muhafaza edilir.

(4) 11 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamı dışında kalan ve emanete kabul edilebilecek olan kimyasal ve biyolojik eşya için müstakil alanların oluşturulması sağlanır.

Mahkeme ve diğer resmî mercilerce incelenmek üzere istenilen suç eşyasının teslimi, emanet bürosuna iadesi, başka yere gönderilmesi işlemleri

MADDE 9 – (1) Emanet memuru, mahkeme ve diğer resmî daireler tarafından incelenmek üzere UYAP üzerinden veya yazılı olarak istenilen suç eşyasını, üzerindeki etiketlerde yazılı bilgiyi kapsayan bir yazı ile isteyen makama, Cumhuriyet savcısının onayıyla zimmet kaydına görevlinin imzasını almak suretiyle teslim eder ve teslim işlemini suç eşyası kaydına derhâl kaydeder. Mahkemelerin ve Cumhuriyet başsavcılıklarının isteklerini UYAP üzerinden güvenli elektronik imzalı olarak yapmaları zorunludur.

(2) Zorunluluk bulunmadıkça eşyanın mührü sökülmez. Ancak inceleme sırasında mühür bozulur veya sökülür ise eşya yeniden usulüne uygun olarak ambalajlanıp mühürlenir, bu durumda en az iki nüsha tutanak tutulması zorunlu olup incelenen eşya değişikliğe uğrar ise iade tutanağında bu husus belirtilir. Söz konusu tutanaklarla birlikte eşya emanet bürosuna gönderilir. Emanet memuru, eşyada meydana gelen değişikliği esas kaydının düşünceler sütununa işler.

(3) Emanet memuru, teslim alınmaya engel bir durumu yoksa iade edilen suç eşyasını kabul ederek derhâl suç eşyası esas kaydına işleyip ilgili deposuna yerleştirir. Mühürlü, etiketli, emanet makbuzu olmayan veya açma-kapama-iade tutanağı bulunmayan suç eşyası kabul edilmez. Gönderen makamın tespit edilen eksikliği gidermesinden sonra tekrar emanet bürosuna iade etmesi zorunludur.

(4) İade edilmeyen suç eşyasının iade edilmeme sebebi, ilgili merciden üçer aylık fasılalarla sorulur.

(5) Yetkisizlik, görevsizlik, kamu davasının açılması, dava nakli veya diğer kararlar üzerine görevli mahkeme veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından emanette bulunan eşyasının istenilmesi hâlinde suç eşyası evrakın bulunduğu yere gönderilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına tevdi olunur. Bu hâlde de suç eşyasının sayı veya ebat olarak fazlalığı veyahut da niteliği gereği nakli büyük maliyetler gerektirdiği ya da taşınması sırasında da suç eşyasının zarar görmesi muhakkak ise gönderilmeyerek ilk bulunduğu yerde muhafaza edilir.

Kıymetli eşya ve evrak ile bozulacak, değerini kaybedecek veya muhafazası zor olan suç eşyası hakkında yapılacak işlemler

MADDE 10 – (1) Cumhuriyet başsavcılığı, emanet bürosuna tevdi edilen eşyadan, kıymetli maden veya taşlardan mamul, antika ve sair vasıfları dolayısıyla fazla değerde oldukları bilirkişi tarafından tespit olunanlar, memleket dâhilinde tedavül etmeyen paralar ile emre veya hâmile yazılı kambiyo senetleri, emtiayı temsil eden belgeler, hisse senetleri, tahviller ve aynen muhafazası gerekmeyen mütedavil paralara ait tutanakların, emanet bürosunda mevcut kasada iyi bir şekilde muhafazası için gereken tedbirleri alır. Bu maksatla bankada kasa kiralamak zorunluluğu doğarsa durum derhâl Adalet Bakanlığına bildirilir ve alınacak talimat dairesinde hareket edilir. Adalet Bakanlığının kasa kiralanmasına ilişkin talimatı üzerine bankada kasa kiralanması ile kasanın açılıp kapanmasına ilişkin işlemler Cumhuriyet savcısının havalesini içeren onaylanmış bir yazı ile mümkündür. Her iki hâlde de emanet bürosunca kasaya giren ve kasadan çıkan eşya için giriş ve çıkış tarihlerini ve çıkış sebeplerini gösterir bir defter tutulur. Bu defter kasa içerisinde durur, kasa en az iki kişi tarafından açılır, kapanır. Bu göreve emanet memurundan başka kimin katılacağı Cumhuriyet başsavcılığınca tayin edilir.

(2) Fikri ve sınai mülkiyet hukuku kapsamında işlenen suçlar sebebiyle elkonulan CD, DVD, giyim ve kitap gibi suç eşyasının sayı ve ebatları nedeniyle emanet bürosunda muhafaza edilemeyecek olması hâlinde, Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda numune alınması mümkün olan eşyadan yeteri kadar numune alınmasına müteakip geri kalan suç eşyası mahallin en büyük mal memurluğuna gönderilir. Numunelerle birlikte elkonulan eşyanın sayı, ebat gibi tüm bilgilerini içeren tutanak Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir.

(3) Emanet bürosunda, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar saklanması sırasında bozulacak veya değerlerini açık bir şekilde kaybedecek olan yahut nitelik, ebat ve sayı itibarıyla muhafazaları zor olması nedeniyle saklanması mümkün olmayan eşya hakkında; özel düzenleme bulunmayan hâllerde, soruşturma evresinde hâkimden ve kovuşturma evresinde yargılamayı yapan mahkemeden; soruşturma veya kovuşturma sonu beklenmeksizin satılmalarına veya 18 nci maddede yazılı mercilerden birine yahut uygun görülen başka bir mercie teslim edilmelerine karar verilmesi istenir.

(4) Bu kabilden eşya, verilecek karar doğrultusunda ve kararda gösterilen mercilere teslim edilir veya satılır. Satış ve tevdi için yapılan masraflar cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilen sanıktan alınmak üzere kovuşturma giderlerinden karşılanır. Eşyanın satılması hâlinde satış bedeli, 14 üncü madde hükümleri doğrultusunda emanet bürosunca saklanır.

Emanet bürosundaki suç eşyasının başka yere gönderilmesi

MADDE 11 – (1) Emanet memurunca teslim alınan suç eşyasının, bu Yönetmelikte yazılı hâller dışında başka bir yere nakli, Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle mümkündür.

(2) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamına giren ve elkonulan ateşli silâhlar ve miktar itibarıyla emanet bürolarında muhafazası Cumhuriyet başsavcılığınca sakıncalı görülen bu silâhlara ait mermilerle her türlü patlayıcı maddeler, cins, tür, marka, model, numara ve çap gibi benzerlerinden ayırmaya yeterli bütün nitelikleri ve değerleriyle, kullanılmaya elverişli olup olmadıkları, soruşturma sırasında Cumhuriyet savcısı tarafından bilirkişi marifetiyle belirlendikten ve hangi suçtan dolayı kimden ve nereden, ne suretle elkonulmuş olduğu tespit edildikten sonra, mahkemece haklarında bir karar verilinceye kadar Cumhuriyet başsavcılığının yazılı emri ile mahallî jandarma birlik komutanlıklarına ait mahfuz bina ve depolarda muhafaza altına alınırlar. Bu madde kapsamına giren suç eşyasının emanet bürolarına giriş ve bu konu ile ilgili kayıt işlemleri, 6 ncı madde gereğince yapıldıktan sonra, jandarma birlik komutanlığına ait bina ve depolarında görevli adli emanet depo sorumlusu veya sorumlularına, ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları veya mahkemelerce yazılı olarak istendiğinde iade edilmek üzere, tüm bilgileri içeren bir tutanakla derhâl teslim edilir. Bu tutanak üç nüsha olarak düzenlenir. Bir nüshası teslim alana verilir; diğer nüshalarından biri emanet bürosunda, biri de Cumhuriyet başsavcılığında saklanır.

(3) Jandarma birlik komutanlığına teslim olunan eşyanın, Cumhuriyet başsavcılığı ve mahkemelerce istenmesi hâlinde, depodan alınma ve depoya iade işlemi; jandarma birlik komutanlığına hitaben yazılıp, emanet memuru ile birlikte Cumhuriyet savcısının imzalarını taşıyan ve eşyanın emanet memuruna teslimini öngören bir yazıya müsteniden yapılır. Jandarma birlik komutanlığına teslim edilen eşya ile ilgili bilgiler, suç eşyası esas kaydındaki özel sütununa da işaret olunur.

(4) Jandarma birlik depolarına teslim olunan bu kabil suç eşyasına ilişkin kamu davaları ile ilgili dosyaların, başka mahal mahkemelerine, görevsizlik ve yetkisizlik gibi nedenlerle gönderilmeleri hâlinde; suç eşyasının adalet emanet depolarından geri alınarak, yetkili mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcılıklarına bu Yönetmelik esaslarına uygun şekilde yollanmaları emanet bürosunca sağlanır.

(5) Soruşturma ve kovuşturmanın her safhasında, jandarma birlik depolarında muhafazaları, miktar itibarıyla mümkün görülmeyen ateşli silâhlar ve bunlara ait mermilerle patlayıcı maddeler, birlik komutanının başvurusu üzerine; Cumhuriyet başsavcılıklarınca, ilgili hâkim veya mahkemeden alınacak kararla, gerektiği kadar numune jandarma birlik deposunda alıkonularak, jandarma birlik komutanlığınca Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından görevlendirilen ilgili birlik, bakım merkezi ile mühimmat ana depo ve bölüklerine teslim olunur.

Kara, deniz ve hava araçlarına ilişkin işlemler

MADDE 12 – (1) Özel düzenleme bulunmayan hâllerde fiilen elkonulması gereken kara, deniz ve hava araçlarının teslim alınmasına dair işlemler Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda emanet bürosunca yerine getirilir.

(2) Elkonulan kara, deniz ve hava araçlarının, emanet bürosuna girişi ve bu konu ile ilgili kayıt işlemleri, 6 ncı madde gereğince yapıldıktan sonra, mahallin en büyük mal memurluğuna, ilgili mahkemelerce ve Cumhuriyet başsavcılıklarınca yazılı olarak istendiğinde iade edilmek üzere, tüm bilgileri içeren bir tutanakla derhâl teslim edilir. Bu tutanak üç nüsha olarak düzenlenir. Bir nüshası teslim alana verilir, diğer nüshalarından biri emanet bürosunda, biri de Cumhuriyet başsavcılığında saklanır. Mahallin en büyük mal memurluğuna teslim olunan eşyanın, Cumhuriyet başsavcılığı ve mahkemelerce istenmesi hâlinde, depodan alınma ve depoya iade işlemi; mahallin en büyük mal memurluğuna hitaben yazılıp, emanet memuru ile birlikte Cumhuriyet savcısının imzalarını taşıyan ve eşyanın emanet memuruna teslimini öngören bir yazıya müsteniden yapılır. Mahallin en büyük mal memurluğuna teslim edilen eşya ile ilgili bilgiler, suç eşyası esas kaydındaki özel sütununa da işlenir.

Parası emanete alınan kimseye verilen makbuzla ilgili işlemler

MADDE 13 – (1) Emanet memuru, emanete parası alınan kimseye verilen makbuzun tarih ve sayısını kasa kaydının tahsilât hanesine günü gününe işler ve kaydın düşünceler hanesinde de esas kaydının numarası gösterilir.

Paraların bankaya yatırılması işlemleri

MADDE 14 – (1) Emanet memuru, miktarı ne olursa olsun kasa kaydına kaydettiği memleket dâhilinde tedavül eden ve aynen muhafazası gerekmeyen paraları, suç eşyası esas kaydındaki numarasını da belirtmek suretiyle, Cumhuriyet başsavcılığı emanet bürosu adına faiz getirecek bir hesap ile millî bankalardan birine ayrı ayrı derhal yatırır. Bu hesapta emanet kayıt numarası gösterilir.

(2) Emanet bürosunun bulunduğu mahaldeki bankalar tarafından miktarının az olması nedeniyle vadeli hesaba kabul edilmeyen paralar, millî bir bankada açılacak vadesiz hesaba yatırılır.

(3) Hesaptan para çekilmesi, Cumhuriyet savcısının havalesini içeren onaylanmış bir yazı ile mümkündür.

Bankaya yatırılmış olan paraların faizlerine ilişkin esaslar

MADDE 15 – (1) 14 üncü maddenin birinci fıkrasına göre bankaya yatırılan paraların faizleri, anapara ile birlikte bu Yönetmeliğin iade veya müsadereye ilişkin hükümlerine tâbidir.

Hükmün kesinleşmesinden önce iadesine veya elden çıkarılmasına karar verilen suç eşyasına ilişkin işlemler

MADDE 16 – (1) Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından emanet eşyasının iadesine veya elden çıkarılmasına ilişkin verilen kararlar, dosyadaki emanet makbuzu ile birlikte en geç iki gün içerisinde Cumhuriyet başsavcılığına tevdi edilir.

(2) Cumhuriyet başsavcılığınca bu kararlar, suç eşyasının iadesi ya da elden çıkarılmasını temin amacıyla emanet bürosuna gönderilir.

(3) Suç eşyasının iadesine veya elden çıkarılmasına, teminat ya da rayiç değerinin ödenmesi karşılığında karar verilmiş ise, bunun mahallin en büyük mal memurluğuna yatırıldığına dair makbuz ya da belge evraka eklenir.

(4) Emanet memuru, bu kararların tarih ve numaraları ile niteliklerini suç eşyası esas kaydındaki özel sütunlarına işler ve kararları kartonlarında saklar.

Müsaderesine veya sahibine iadesine karar verilmiş suç eşyasına ilişkin işlemler

MADDE 17 – (1) Mahkemelerce, emanet eşyasının müsaderesine veya sahibine iadesine ilişkin kesinleşen karar örneklerinden biri, dosyadaki emanet makbuzu ve kesinleşme şerhi ile birlikte bir hafta içerisinde UYAP’tan Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

(2) Mahkemelerce verilecek müsadere ve iade kararlarında emanet eşyanın vasfı ve emanet numarasının belirtilmesi zorunludur.

(3) Müteakip işlemler suç eşyasının tasfiyesinin gerçekleştirilmesi amacıyla 16 ncı maddenin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince yerine getirilir.

Tedavül etmeyen paralarla suç eşyası ve kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri hakkında verilen müsadere ve iade kararlarının yerine getirilmesine ilişkin işlemler

MADDE 18 – (1) Tedavül etmeyen paralarla suç eşyası ve malvarlığı değerleri hakkında verilen müsadere ve iade kararları aşağıdaki şekilde yerine getirilir:

a) Sahibine iadesine karar verilen eşya, kimliğini ispatlamaya yeterli bir belgeye dayanılarak suç eşyası esas kaydındaki hanesine işaret olunarak imza, mühür veya parmak izi alınmak suretiyle sahibine, yasal temsilcisine veya vekiline teslim ve tesellüm tutanağı ile teslim olunur.

b) Bu işlemler, Cumhuriyet savcısının huzurunda yerine getirilir ve düzenlenen teslim ve tesellüm tutanağına Cumhuriyet savcısı ve emanet memurunun imzaları ile şerh verilir.

c) Eşyanın verileceği yer resmî bir kuruluş ise yazı ile o dairenin amirine yahut yetkili memuruna alındı karşılığında teslim edilir.

ç) İadesine karar verilen suç eşyası yabancı uyruklu bir kimseye ait ise müracaatı hâlinde kendisine veya yabancının uyruğu bulunduğu devletin sefaret veya konsolosluklarına gönderilir. Belgesi kartonunda saklanır.

d) Emanete alınmakla birlikte mahiyetleri itibarıyla müsadereye konu edilemeyen eşya, yargılama sonunda verilen bu yöndeki karar doğrultusunda, ilgili dosyasında delil olarak muhafaza edilmek üzere mahkemesine gönderilir. Mahkemeden alınacak alındı yazısının gün ve sayısı suç eşyası kaydına işlenir. Alındı yazısı kartonda saklanır.

e) Müsadere konusu eşya veya maddî menfaatlere elkonulamadığı veya merciine teslim edilemediği hâllerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine ilişkin verilen kesinleşmiş karar örneği mahkemesince doğrudan bulunduğu yerin en büyük mal memurluğuna gönderilir. Bu kararların infazı, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılır.

f) Müsaderesine karar verilen uyuşturucu maddelerle ilgili işlemler, 21/11/1982 tarihli ve 17875 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2313 Sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik ile 18/4/1988 tarihli ve 88/12850 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Haşhaşın Ekimi, Kontrolü, Toplanması, Değerlendirilmesi, İmhası, Satınalınması, Satılması, İhracı ve İthali Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılır.

g) Müsaderesine karar verilen ve 11 inci maddede sayılan eşya hakkında, 15/2/1984 tarihli ve 18313 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mahkemelerce Zoralımına Karar Verilen veya Güvenlik Kuvvetlerince Herhangi Bir Şekilde Ele Geçirilen Ateşli Silah, Mermi, Her Türlü Patlayıcı Madde, Bıçak, Kesici ve Öldürücü Alet ile Benzerlerinin Milli Savunma Bakanlığına Teslimi İşlerine Ait Yönetmelik hükümlerine göre işlem yapılır.

ğ) Müsaderesine karar verilen diğer bilumum eşya, mahallin en büyük mal memurluğuna veya ilgileri dolayısıyla ait olduğu dairelere gönderilir.

(2) Bu maddeye göre yapılacak teslim işlemleri sonucunda, ilgili merci ve dairelerden alınacak alındı yazısının gün ve sayıları suç eşyası kaydına işlenerek kayıt kapatıldıktan sonra sözü geçen alındı yazıları kartonunda saklanır.

Bankaya yatırılmış paraların müsadere ve iadesine ilişkin işlemler

MADDE 19 – (1) Bankaya yatırılmış olan para hakkında verilen müsadere ve iade kararları aşağıdaki şekilde yerine getirilir:

a) Paranın sahibine iadesi, ilgilinin müracaatı hâlinde Cumhuriyet başsavcılığınca bu hususta bankaya yazılacak yazı üzerine banka tarafından yapılır. Banka tarafından gönderilecek iade işlemini gösteren dekonta istinaden reddiyat makbuzu düzenlenerek kaydı kapatılır.

b) Müsadere hâlinde, yine reddiyat makbuzu düzenlenerek, para, imza karşılığında mahallin en büyük mal memurluğuna yatırılır; alınacak makbuzun numarası, suç eşyası esas kaydındaki özel hanesine işlenir ve makbuz ilgili kartonunda saklanır.

Suç eşyası ve malvarlığı değerleri ile ilgili işlem sonuçlarının takibi

MADDE 20 – (1) Suç eşyası ve malvarlığı değerleri ile ilgili işlem sonuçlarının araştırılması, takibi ve kontrolü aşağıdaki şekilde yerine getirilir:

a) Emanet memuru, emanet bürosuna teslimi tarihinden itibaren bir yıl içerisinde, hakkında herhangi bir karar verilmemiş olan eşya veya paraları, ilgili mahkemeden sorulmak üzere, Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma veya esas kaydı sayısını ihtiva eden bir yazı ile Cumhuriyet başsavcılığına bildirir. Mahkeme veya daire yazı işleri müdürü ile Cumhuriyet başsavcılığı yazı işleri müdürü en geç on beş gün içinde bu eşya ve paraların ilgili bulundukları iş veya davaların karara bağlanıp bağlanmadıklarını, hakkında bir karar verilmiş ise, kararın bir suretini de eklemek suretiyle aynı yoldan durumu emanet bürosuna bildirirler.

b) İlgili oldukları iş veya davalar karara bağlanmış olup da eşya, mal varlığı değerleri veya paralar hakkında müsadere yahut iadeye ilişkin bir karar verilmemiş olduğunun anlaşılması hâlinde, ilgilisi veya Cumhuriyet savcısı, davayı gören ya da görmeye yetkili mahkemeden eşya, malvarlığı değerleri ve paralar hakkında bir karar verilmesini ister.

c) Müsaderesine, iadesine ya da elden çıkarılmasına karar verilen eşyanın tür, cins, nitelik, marka, sayı ve sair vasıflarında tereddüt doğduğu takdirde, Cumhuriyet savcısı ilgili mahkemeden bu konuda ek bir karar verilmesini ister; müteakip işlemler bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılır.

ç) Her yıl sonunda suç eşyası esas kaydında hâlen emanet bürosu uhdesinde ve sorumluluğunda görülen eşyanın depolardaki mevcutları ile kayıtların uyumlu olup olmadığının tespiti için sayım ve kontrolleri yapılır, yapılacak bu işlemler bir tutanak ile kayıt altına alınır.

Sahipleri tarafından alınmayan ve sahibi belli olmayan eşya hakkında yapılacak işlemler

MADDE 21 – (1) İadesine karar verilmiş olup usulüne uygun meşruhatlı tebligata rağmen sahipleri tarafından bir ay içinde alınmayan veya kendilerine tebligat yapılamayan kimselere ait eşya en geç iki ay içerisinde satılarak bedeli millî bankalardan birinde ilgilisi adına açılacak vadeli hesaba yatırılır. Satışa karar verecek merci suç eşyasının bulunduğu yer sulh ceza hâkimidir.

(2) İadesine karar verilen eşyanın, sahibinin tespit edilememesi hâlinde 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun bulunmuş eşyaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılır.

(3) Satılacak suç eşyasının değerinin, satış masraflarını karşılamayacağının belli olması hâlinde, satışa karar veren hâkimin kararı üzerine 24 üncü madde uyarınca işlem yapılır.

(4) Teslim alınmayan kıymetli evrakın ilgili kanunlardaki zamanaşımı süresince emanet bürosunda muhafazasına devam olunur.

Satış işlemleri

MADDE 22 – (1) Bu Yönetmelik uyarınca satışına karar verilen eşya satış işlemleri gerçekleştirilmek üzere mahallin en büyük mal memurluğuna teslim edilir.

(2) Satış için yapılan bütün masraflar satış bedelinden karşılanır.

Gaip veya ölmüş olanlara ait suç eşyası

MADDE 23 – (1) İadesine karar verilmiş olup da sahibi ölmüş veya hakkında gaiplik kararı alınmış bulunanlara ait eşya, yetkili sulh hukuk hâkimine tevdi olunur.

Değeri olmayan eşyanın imhası işlemleri

MADDE 24 – (1) İadesine karar verilmiş olup da mahkeme kararı kendilerine tebliğ edildiği hâlde sahipleri tarafından 21 inci maddede yazılı süre içerisinde alınmayan ve ekonomik değeri bulunmayan eşyanın, Cumhuriyet savcısı başkanlığında, emanet memuru ve bir zabıt kâtibinden oluşan komisyonca imhasına karar verilir. İmha, komisyon huzurunda yapılır ve buna dair bir tutanak tanzim olunur.

(2) Birinci fıkrada belirtilen imha komisyonuna hangi zabıt kâtibinin katılacağı, adalet komisyonlarınca, bulunmayan yerlerde kıdemli hâkim tarafından belirlenir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Kayıtlar ve Denetim

Emanet bürosunda tutulacak kayıtlar

MADDE 25 – (1) Emanet bürosunda aşağıda belirtilen kayıtların UYAP’ta tutulması zorunludur:

a) Suç eşyası esas kaydı,

b) Kasa kaydı,

c) Muhabere kaydı,

ç) Zimmet kaydı,

d) Kıymetli eşya kaydı.

(2) Bu kayıtların içerdiği sütunlar, tahsis amaçlarına uygun şekilde eksiksiz olarak işlenir.

(3) Kayıtlar takvim yılına göre tutulur.

(4) Bu kayıtlar UYAP’a emanet memuru tarafından güvenli elektronik imza ile onaylanarak işlenir.

Kayıtların düzeni ve sorgulanması ile yeni kayıt ve sütun ekleme

MADDE 26 – (1) Emanet bürosunca, kayıtlar UYAP’ta; tarih, sıra numarası, suç eşyasının türü, hazırlayan veya onaylayan kişiye göre sorgulanabilir bir şekilde tutulur.

(2) Bu kayıtlardaki verilerin bir veya birkaçı bir arada sorgulanıp raporlanabilir.

(3) Kayıtların düzgün ve sağlıklı bir şekilde tutulmasından emanet memuru ile birlikte müdür sorumludur.

(4) Bu Yönetmelikte düzenlenen kayıtlara gerek görüldüğünde Bakanlık tarafından yeni kayıtlar ve mevcut kayıtlara yeni sütunlar eklenebilir.

Emanet bürosunda tutulacak kartonlar

MADDE 27 – (1) Emanet bürosunda aşağıda belirtilen karar ve işlemlerin kartonunun UYAP’ta tutulması zorunludur. Ayrıca aşağıdaki (ç), (d) ve (e) bentlerinde belirtilen kartonlar fizikî olarak da tutulur.

a) Suç eşyasının müsaderesine dair kararlar kartonu,

b) Suç eşyasının elden çıkarılmasına, iadesine dair kararlar kartonu,

c) Emanet makbuzlarının saklanmasına dair karton,

ç) Müsaderesine karar verilen mal varlığı değerleri ve paraların mahallin en büyük mal memurluğuna yatırıldığına dair makbuzlar kartonu,

d) Dış birimlerle yapılan yazışmaların saklanacağı karton,

e) UYAP üzerinden gönderilemeyen evrakın ve eşyanın teslimine ilişkin belgelerin konulduğu ve saklandığı zimmet kartonu.

Adalet müfettişlerince yapılacak denetim

MADDE 28 – (1) Adalet müfettişleri teftiş sırasında, suç eşyasının alınması, saklanması, iadesi, müsaderesi ve tasfiyesi işlemlerinde, bu ve ilgili diğer Yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığını incelerler.

(2) Adalet müfettişleri tarafından yapılan teftişte tespit edilmiş olan aksaklıklara ve bunların düzeltilmesine ilişkin öneriler listesinin emanet bürosuna ilişkin kısmı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilir.

Denetim

MADDE 29 – (1) Emanet memurları, hesaplarını ve buna ilişkin belgelerini 17/12/2011 tarihli ve 28145 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Belgelerin Sayıştaya Gönderilmesi, İadesi, Saklanması ve Yok Edilmesine İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca işlem yapar.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Yürürlükten kaldırılan mevzuat

MADDE 30 – (1) 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Suç Eşyası Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Emanet bürosunda bulunan ancak suç eşyası kaydı ile bağlantısı kurulamayan eşyanın tasfiyesi işlemleri

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla suç eşyası kaydı olmayan, üzerinde herhangi bir soruşturma veya kovuşturma ile ilgisini gösteren etiket ya da yazı bulunmayan ve yapılan tüm inceleme ve araştırmalara rağmen sahibi tespit edilemeyen suç eşyasının tür, nitelik, miktar ve sair evsafını gösteren listeleri Cumhuriyet savcısı ve emanet memuru tarafından hazırlanır.

(2) Bu listeler o yer adliyesinde herkesin görebileceği bir yerde on beş gün süreyle asılır. Askı süresini müteakip, üzerinde herhangi bir hak talep edilmeyen eşyanın, sulh ceza hâkimliğinden alınacak karar doğrultusunda bu Yönetmelik hükümlerine göre tasfiyesi gerçekleştirilir.

(3) Bu işlemler, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde tamamlanır.

Yürürlük

MADDE 31 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 32 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.

TCK 50

Kısa Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar

TCK Madde 50

(1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;

a) Adlî para cezasına,

b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,

c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,

d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,

e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,

f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,

Çevrilebilir.

(2) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.

(3) Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.

(4) Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.

(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.

(6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, infaz hâkimliği kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.

(7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, infaz hâkimliğince tedbir değiştirilir.

Karşılıksız çek ve eski yöneticinin sorumluluğu

karşılıksız yönetici çek

Şirket devri ve çeklerin karşılıksız çıkması, karşılıksız çek keşide etmek.

Çeklerin karşılıksız çıkması Çek Kanunu 5.madde gereğince adli para cezasına tabi olup, ödenmeyen adli para cezaları doğrudan hapis cezasına çevrilmektedir.

Yargıda içtihat farklılıkları nedeniyle, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 03/12/2019 Tarihli ve E. 2019/33988, K. 2019/14958 Sayılı Kararı yayımlanmıştır. 

Eski yönetici şirketteki payını devretmiş ve yönetim kurulundan çıkmış ise yeni yöneticilerin düzenlediği karşılıksız çeklerden sorumlu tutulamaz. Yöneticinin şirketten çıkması ticaret sicil gazetesinde ilan edilemese dahi ilanın işlevi kurucu değil açıklayıcı olduğundan fiili duruma bakılır. Yönetici görünen kişi fillen ayrılmış ise karşılıksız çeki düzenleyen diğer yönetim kurulu üyeleri, yönetim kurulu üyesi olmasa da kendi nam ve hesabına hareket ederek yönetici gibi davranan kişiler de karşılıksız çek keşide etmek suçundan mahkum olabilir. Tescil ve ilan yükümlülüğünü ihlal ederek hakkında yargılama açılmasına neden olan eski yönetici beraat etse dahi yargılama giderlerini ödemek zorunda kalacaktır.

Corona Virüs Bulaştırma Suçu ve Cezası

COVİD-19 Bulaştırmak cinayet midir? Silahla yaralama kapsamında değerlendirilebilir mi ? Öldürmeye teşebbüs müdür ? Biyolojik silahla işlenen bir cinayet midir?

Sokağa çıkmayın çağrılarıyla boşalan sokaklar film setini andırmakta, bilim kurgu romanları gerçek olmuşcasına toplumsal kaos yaşanmaktadır. Halkın büyük bir kesimi kendini eve kilitlemiş ancak bir kesimi ise yaşanan salgını kötü kurgulanmış bir senaryo olarak nitelendirmektedir.

Salgının kontrol altına alınabilmesi, başkasına bulaşmaması için şüpheli vakalar karantina altında tutulmak zorundadır. Karantina toplum sağlığını ilgilendirdiğinden kişinin rızası aranmaz. Gerektiği zaman zor kullanan devlet ile vatandaşlar arasında sürtüşme kaçınılmazdır. Sosyal medyada sıkça paylaşıldığı üzere umreden gelen yaşlı vatandaşların karantina esnasında polisin üzerine tükürdükleri ‘ben de varsa sana da bulaşsın’ şeklinde davranışları kameralar ile kayıt altına alınmıştır.

Tükürük nedeniyle COVID-19 virüsüne yakalanan polis eğer ölürse, kasten öldürme suçu oluşacak mıdır? COVID-19 bulaştıran katil sayılır mı? COVID-19 yayan cinayetten yargılanır mı?

Türk ceza kanunu 81. maddesinde kasten öldürme ‘Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.’ Şeklinde tanımlanmıştır.  82. maddede ise bu suçun nitelikli halleri sayılmış ‘Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,’ öldürmeyi düzenlemiş, cezasını ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak belirlemiştir.

Bir kişinin adam öldürme suçundan yargılanabilmesi için gerçekten öldürmeye yönelik bir kastının olduğunu şüpheye yer vermeyecek netlikte sabit olması gereklidir. Bu kapsamda öncelikle kişinin Covid-19 virüsü taşıdığını bilmesi ikinci olarak da bu virüsün ölümcül olduğunu idrak etmiş ve bu kapsamda tükürmüş olması gerekmektedir. Buradaki kast o kadar keskindir ki HIV virüsü taşıyan kişinin başkasına enfekte iğne batırması kadar kabul edilemez, affedilemez olması gereklidir.

İçinde bulunduğumuz durumda hiç kimse bu virüsün ölümcül olmadığını savunamaz. Her gün binlerce insanın öldüğü, kazılan mezarların uzaydan dahi görüldüğü vahamette bu virüsü başka bir kişiye bulaştıran kimsenin kasten öldürmeye teşebbüs ettiği kanaatindeyiz.

Bu virüsü bir kişiye bulaştıran birinin kasten öldürmeden yargılanabilmesi için o COVID-19 testi yapılmış olması ve bu testin pozitif çıkmış olması veya kişinin tüm semptomları göstermesine ve kuvvetle muhtemel hasta olmasına rağmen olursa olsun, bulaşırsa bulaşsın, ölürse ölsün davranışıyla bu virüsü bulaştırması,  kişinin kasten öldürme niyeti olduğunu göstermektedir.

Hasta olduğu %100 ve tartışmaya yer olmaksızın test sonuçları ile sabit olan veya semptomların tamamını karşılayan bir kişinin sağlıklı bir kişiye bilerek ve isteyerek tükürmesi hastalığı bulaştırması kasten öldürme suçunu eğer kişi iyileşmiş ise öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturacaktır.

Belli bir etnik gruba covid-19 bulaştırmak soykırım suçunu oluşturur mu? Kürtlere yönelik COVID-19 virüsünü bulaştırma soykırım mıdır? Alevilere, Suriyelilere, etnik azınlık gruplara karşı COVID-19 bulaştırmak insanlığa karşı suç mudur?

Bir planın icrası suretiyle, milli, etnik, ırki veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi soykırım suçunu oluşturur. 

Soykırım suçu Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamında uluslararası bir suç olup, bu suçta zamanaşımı işlemez. Bu suçu işleyen kişi, her ölen insan başına bir kasten öldürme suçundan mahkum olur. Örneğin mahallesi’ndeki Suriyeli göçmenleri istemeyen bir vatandaş, virüsü kaptıktan sonra bu etnik gruba bulaştırılması neticesinde kendisini binlerce yıllık hapis cezası ile karşı karşıya bulabilir.

Karantinayı ihlal etme ile birine corona virüsü bulaştırma suçu arasındaki fark nedir? Karantinaya ihlal eden kişi cinayetten yargılanır mı? Karantinayı ihlal suçunun cezası nedir?

Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma TCK 195. maddesinde düzenlenmiştir.

Madde 195 – (1) Bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalıklardan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Tedbirlere aykırı davranma suçu kişinin karantina altından kaçmaya çalışması, evde gözetim altında tutuluyorken sokağa çıkması şeklinde değerlendirilebilir. Ancak birini öldürmeye teşebbüs, onu öldürmeye yönelik hastalığı bulaştıracak bir eyleme girişmektir. Yani sadece kişinin karantina tedbirini ihlal etmiş olması birini öldürme niyeti olduğu anlamına gelmez ve ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.

Virüs bulaşması nedeniyle ölen kişinin yakınları tazminat talep edebilir mi? Aylarca tedavi gören kişi maddi-manevi tazminat davası açabilir mi? COVID-19 nedeniyle tazminat mümkün mü? COVID-19 tazminatı kime açılır?

Eğer bir kişinin kasten COVID-19 korona virüsünü bulaştırması nedeniyle enfekte olan kişi hayatını kaybederse geriye kalan yakınları bu virüsü bulaştıran kişiden tazminat talep edebilecektir. Bu tazminatın hesabı vefat eden kişinin yaşı ve aldığı aylık ücret ve destek olduğu kişilerin yaşına göre hesaplanmaktadır. Örneğin bir doktora virüs bulaştırılması halinde doktorun aylık geliri yüksek olduğundan alınacak tazminatta bu oranda yüksek olacaktır. Eğer COVID-19 korona virüsü bulaşan kişi henüz 20’li yaşlarında ve vefat etmiş ise önünde uzun yıllar olacağından hesaplanacak tazminat bakiye ömrünün fazla olması sebebiyle oldukça yüklü bir meblağ ulaşabilir.

Eğer COVID-19 yeni korona virüs nedeni ile akciğerlerinde kalıcı hasar olan ve hayatını eskisi gibi idame edemeyen kişi, kendisine bu virüsü kasten bulaştıran şahıstan maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Ancak bunun için öncelikle tam teşekküllü bir devlet hastanesinden veya üniversite hastanesinden akciğerinde veya diğer organlarında kalan hastaların günlük çalışmasını olan etkisinin yüzde olarak maluliyet oranını saptayan heyet raporu alması gereklidir.

Av.Mehmet Mert SEZGEN

Bu yazı işteçanakkale gazetesinde de yayınlanmıştır.

SANIĞIN KONUMU İTİBARİYLE PERSONEL ÜZERİNDE SAHİP OLDUĞU İDARİ GÜÇ VE YETKİ – SİSTEMATİK BİÇİMDE DEVAM EDEN DEĞERSİZLEŞTİRME YILDIRMA VE İŞTEN UZAKLAŞTIRMAYI AMAÇLAYAN PSİKOLOJİK SALDIRIYA KONU EYLEMLERİN EZİYET SUÇU OLARAK KABULÜ GEREĞİ

T.C YARGITAY
8.Ceza Dairesi
Esas: 2018/ 203
Karar: 2018 / 2245
Karar Tarihi: 01.03.2018
ÖZET: Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı olan sanığın aynı zamanda kanun gereği Birlik ve odaların işlerinin yürütülmesini teminen kararlar almak ve yürürlüğe koymakla sorumlu yönetim kurulunun da başkanı olduğu, konumu itibariyle personel üzerinde sahip olduğu idari güç ve yetki de dikkate alındığında; katılanı geçici görevlendirmeler ile farklı illere gönderdikten sonra, yukarıda sözü edilen İdare Mahkemelerince benzer gerekçelerle verilen iptal kararları neticesinde Ankara iline dönen katılana, tecrübesine ve iş yerindeki pozisyonuna uygun şekilde görev vermeyerek sırf sıkıntı vermek, onu rencide ve pasifize etmek kastıyla binanın bodrum katında kurum şoförlerinin kullandığı telefon ve bilgisayar gibi gereçlerin bulunmadığı odada mesai yaptırmaya zorlamak suretiyle belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, değersizleştirme, yıldırma ve işten uzaklaştırmayı amaçlayan; psikolojik saldırıya konu eylemlerinin işleniş biçimleri ve sonuçlarına göre eziyet boyutuna vardığı bu sebeple yüklenen eylemlerin bir bütün halinde “eziyet” suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir.

(5237 S. K. m. 6, 64, 96) (6964 S. K. m. 29, 42)

 

Gereği görüşülüp düşünüldü:

 

I- Sanıklar …, …, …, …,…, …, … ve … yönünden yapılan temyiz incelemesinde:

 

Mahkemece kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan katılanın, sanıkların cezalandırılması gerektiğine yönelik temyiz itirazı yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin oybirliğiyle ONANMASINA,

 

II- Sanık … ve … yönünden yapılan incelemede;

 

1- Ziraat Odaları; 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanununa göre kurulup faaliyet gösteren meslek kuruluşu olup, anılan kuruluş 5237 sayılı TCK’nun 6/1-c maddesinde tanımlandığı anlamda kamusal faaliyet yürütmediğinden personelinin de kamu görevlisi olarak kabul edilmesi olanaklı bulunmamaktadır. Ancak; 6964 sayılı Kanunun (5184 sayılı Kanunun 37. maddesiyle değişik) 42. maddesinde, odaların mal varlıkları veya defter ve kayıtları aleyhine karşı işlenen belirli eylemler bakımından Ziraat Odaları veya Ziraat Odaları Birliği organlarına dahil kimseler ile personelinin kamu görevlisi gibi cezalandırılmaları öngörülmüştür.

 

İncelenen dosyada iddianameye konu, eylemler yönünden Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı aynı zamanda Birlik Genel Başkanı olan sanık …’ın özgü suç olan işkence ve görevi kötüye kullanma suçlarının faili olamayacakları açıktır.

 

Ancak; 5237 sayılı TCK.nun 96/1. maddesinde “Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında …” ibaresi yer almakta, yasada eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise “Eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arz eder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir” denilmektedir. Buna göre sadece fiziksel değil ruh sağlığına yönelen ihlaller de eziyet suçu kapsamında değerlendirilmektedir.

 

Hukuk Genel Kurulu’nun 25.01.2017 gün ve 2015/9-461 esas, 2017/127 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; Türk Hukukunda psikolojik taciz (mobbing); iş yerinde çalışanlara, diğer çalışanlar veya işverenler tarafından sistematik biçimde uygulanan, tekrarlanan her türlü kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama gibi davranışlar olarak ifade edilmiştir. Psikolojik tacizin en bariz örnekleri, kendini göstermeyi engellemek, sözünü kesmek, yüksek sesle azarlamak, sürekli eleştiri, çalışan iş ortamında yokmuş gibi davranmak, iletişimin kesilmesi, fikirlerine itibar edilmemesi, asılsız söylenti, hoş olmayan imalar, nitelikli iş verilmemesi, anlamsız işler verilip sürekli yer değiştirilmesi, ağır işler verilmesi ve fiziksel şiddet tehdidi sayılabilir. (Tınaz, P./Bayram, F./Ergin, H.: Çalışma Psikolojisi ve Hukuki Boyutlarıyla İşyerinde Psikolojik Taciz (mobbing), Beta Yayınları, İstanbul 2008, S.7, s.53-58).

 

Somut olayda; Katılan …’nin 19.3.2009 tarihinde Türkiye Ziraat Odaları Birliği özel kalem müdürlüğünde memur kadrosunda sözleşmeli olarak çalıştırılmak üzere göreve başladığı, 24.08.2010 tarihinde yaptığı ve daha sonra da yenilenen sözleşmeler ile kurumda çalıştığı, 09.09.2011 tarihinde yönetim kurulu kararı ile sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiği, sözleşmenin gerekçesiz olarak yenilenmemesinden dolayı yönetim kurulu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle İdare Mahkemesine başvurduğu, Ankara 4. İdare Mahkemesi’nin 2012/572 esas sayılı dosyası ile 06.08.2012 tarihli kararında yürütmenin durdurulması talebinin kabul edildiği ve 15.11.2012 tarihli kararında da “davacının görevinde yetersiz, başarısız olduğuna ve hizmetinden yeterince verim alınamadığı hususunda bir belge ve bilgi sunulmadığı gibi hizmetinde de ihtiyaç duyulmadığının ileri sürülmemiş olmasına göre; hukuken geçerli bir nedene dayanmaksızın hizmet sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk yoktur” gerekçesiyle işlemin iptaline karar verildiği, bu karar neticesinde katılanın 15.10.2012 tarihinde kuruma geri döndüğü, bu kez yönetim kurulunun 04.10.2012 tarihli toplantıda alınan karar ile 22.10.2012 tarihinden geçerli olmak üzere 6 ay süre ile… Aziziye Ziraat Odasında çalışmak üzere geçici yetki ile görevlendirildiği, bu görevlendirmeye karşı da idare mahkemesine başvurduğu, Ankara 9. İdare Mahkemesi 22.01.2013 tarihli 2012-1708 sayılı kararı ile ”Uyuşmazlık konusu olayda geçici görevlendirme müessesinin koşulları oluşmadığı gibi davacının hizmet sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar üzerine davacının 04.10.2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla… Ziraat Odasının 04.10.2012 tarihli personel görevlendirilmesine ilişkin talep yazısına istinaden bu odada geçici olarak görevlendirilmesine karar verildiği hususu da birlikte dikkate alındığında; hizmet gerekleri göz ardı edilerek davacının davalı idaredeki görevinden fiilen uzaklaştırılmak gayesiyle yapılmış olduğu kanaatine varıldığından dava konusu geçici görevlendirme işleminde hukuka uygunluk yoktur” gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verdiği, mahkeme kararına istinaden katılanın 07.03.2013 tarihinde Ankara iline geri döndükten sonra, kendisine kurumda özel oda verilmediği gibi kurumun bodrum katında şoförlerle birlikte aynı odada mesaiye zorlandığı, 15.04.2013 tarihinde bu kez de… İl Koordinasyon Kuruluna geçici görev ile gönderildiği, katılanın bu işleme yönelik olarak da idare mahkemesine başvuru yaptığı, Ankara 8. İdare Mahkemesinin 31.10.2012 gün 2012/1323 sayılı yürütmenin durdurulması kararı ile geçici görevlendirmeye son verilerek Ankara’ya tekrar çağrıldığı, Ankara 8. İdare Mahkemesi kararını “….’daki Ziraat Odasının personel ihtiyacının naklen atama ile gerçekleştirilmesi gerekir, başka bir anlatımla geçici görevlendirme işleminin hizmet gerekleri göz ardı edilerek davacıyı görevinden uzaklaştırılmak gayesiyle yapılmış olduğu” şeklinde gerekçelendirdiği anlaşılmakla;

 

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı olan sanık …’ın aynı zamanda 6964 sayılı Kuruluş Kanunun’un 29/1. maddesi gereği Birlik ve odaların işlerinin yürütülmesini teminen kararlar almak ve yürürlüğe koymakla sorumlu yönetim kurulunun da başkanı olduğu, konumu itibariyle personel üzerinde sahip olduğu idari güç ve yetki de dikkate alındığında; katılan … …’yi geçici görevlendirmeler ile farklı illere gönderdikten sonra, yukarıda sözü edilen İdare Mahkemelerince benzer gerekçelerle verilen iptal kararları neticesinde Ankara iline dönen katılana, tecrübesine ve iş yerindeki pozisyonuna uygun şekilde görev vermeyerek sırf sıkıntı vermek, onu rencide ve pasifize etmek kastıyla binanın bodrum katında kurum şoförlerinin kullandığı telefon ve bilgisayar gibi gereçlerin bulunmadığı odada mesai yaptırmaya zorlamak suretiyle belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, değersizleştirme, yıldırma ve işten uzaklaştırmayı amaçlayan; psikolojik saldırıya konu eylemlerinin işleniş biçimleri ve sonuçlarına göre eziyet boyutuna vardığı bu sebeple yüklenen eylemlerin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK’nun 96/1. maddesinde düzenlenen “eziyet” suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

 

2- UYAP ortamından alınan nüfus kayıt örneğine göre sanık …’ın hükümden sonra 13.05.2015 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, bu husus araştırılarak 5237 sayılı TCK.nun 64. maddesi gereğince durumun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

 

Yasaya aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.03.2018 gününde (1) numaralı bozma yönünden oyçokluğuyla, (2) numaralı bozma yönünden oybirliği ile karar verildi.

 

KARŞI DÜŞÜNCE

 

Sanıklar hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda beraatlerine ilişkin yerel mahkeme kararının, sanıklardan …’ın fiilinin eziyet suçunu oluşturacağından bahisle bozulmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma imkanı olmamıştır.

 

TCK.nun 96. maddesinde düzenlenen Eziyet Suçu “Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışlar…” şeklinde tanımlanmıştır. Madde metninde eziyet teşkil eden hareketlerin veya davranışların neler olduğu gösterilmemiştir.

 

TCK.nun 96. maddesinin gerekçesinde “Eziyet olarak bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller kastenyaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliğini taşıyabilir. Ancak bu fiiller ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedir. Bir süreç içinde süreklilik arz eder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi…” şeklinde açıklama getirilmiştir.

 

Madde gerekçesine göre eziyet; “sistematik bir şekilde kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak nitelikte olmalıdır.” (Artuk-Gökşen- Yenidünya TCK. şerhi 3. cilt s.2490)

 

Eziyeti oluşturan davranış ve hareketlerin belirli bir süre içerisinde ve sistematik olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

 

Söz konusu fiiller belirli bir plan ve tavır çerçevesinde ve belirli bir süreçte işlenmelidir. Belli bir süre devam etmeyen davranış veya hareketlerin eziyet olarak tanımlanmasına imkan yoktur.

Nitekim Yargıtay Ceza Daireleri de;

 

– Lise servisinde birlikte seyahat eden son sınıf öğrencilerinin birinci sınıf öğrencisini sürekli tartaklamaları,

 

– İş yerindeki birini istifaya zorlamak için sürekli cinsel sataşmada bulunulması,

 

– Kişiyi süreklilik arz edecek şekilde soğuk suyun altında tutma

 

– Süreklilik arz edecek şekilde saç çekmek,

 

Şeklindeki hareketleri eziyet olarak kabul etmiştir.

 

Tüm fiillerde görüldüğü üzere suçun temel unsuru sürekliliktir. Eziyet teşkil eden davranış ve hareketler sistematik şekilde belirli bir süre devam etmelidir.

 

Türk hukukunda mobbing olarak adlandırılan küçük düşürücü, aşağılayıcı davranışlar kişinin psikolojisini olumsuz etkilemekle beraber mobbing olarak tanımlanan hareketler eziyet boyutuna ulaşmayan ve sistematik özelliği olmayan, süreklilik arz eden hareketler değildir. Bu itibarla mobbing olarak kabul edilen hareketlerin tek başına eziyet kapsamında değerlendirilmesi olanaklı değildir.

 

Yargı kararlarının uygulanması veya şeklen uygulanarak sonuçlarının etkisiz hale getirilmesi şeklindeki fiillerin eziyet kapsamında değerlendirilmesi olanaklı değildir.

 

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.10.2006 tarih ve 4 MD. 196/204, 31.03.2008 tarih ve 4M. 194-2009/75 karar sayılı kararları ile bir çok kararda, yargı kararlarının şeklen uygulanarak sonuçlarını etkisiz hale getirecek şekilde yeni atama ve geçici görevlendirmeler yapma fiilleri TCK.nun 257/1. maddesi kapsamında Görevi Kötüye Kullanma suçu olarak kabul edilmiş ve değerlendirilmiştir.

 

Yargı kararlarının şeklen yerine getirilerek hukuki sonuçlarını etkisiz kılacak atama ve görevlendirmelerin eziyet olarak değerlendirilmesi durumunda TCK.nun 257/1. maddesinin fiilen uygulanma olanağı ortadan kalkacağı gibi bir çok kamu görevlisinin TCK.nun 94. maddesinde tanımlanan işkence suçunun faili olması da kaçınılmazdır.

 

Somut olayda, 19.03.2008 tarihinde Türkiye Ziraat Odaları Birliği Özel Kalem Müdürlüğünde memur kadrosunda sözleşmeli personel olarak işe başlatılan katılan … ….’nin sözleşmesinin 08.08.2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile feshi üzerine katılan tarafından açılan davada Ankara 4. İdare Mahkemesinin 2012/572 esas sayılı dosyasında 06.08.2012 tarihinde yürütmenin durdurulmasına ve 15.11.2012 tarihli karar ile de işlemin iptaline karar verilmesi üzerine katılanın işe başlatıldığı ancak bu defa yönetim kurulunun 04.10.2012 tarihli kararı ile 6 ay süreyle…. Ziraat Odasında çalışmak üzere geçici görevlendirme yapıldığı, bu işleme karşı açılan dava sonucu Ankara 9. İdare Mahkemesinin 22.01.2013 tarih ve 2012/1708 Esas sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesi sonrası katılanın 07.03.2013 tarihinde işe başlatıldığı ancak konumuna uygun oda verilmeyerek kurumun bodrum katında şoförlerle aynı odada çalışmaya zorlandığı, katılanın daha sonrada 15.04.2013 tarihinde Diyarbakır iline geçici görevlendirildiği bu işleminde Ankara 8. İdare Mahkemesince iptaline ve yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

 

Yukarıda açıklanan şekilde meydana gelen olayda, katılanın sözleşmesinin fesh edilmesi nedeniyle açmış olduğu işlemin iptaline ve yürütmenin durdurulması talepli davalar sonunda Ankara İdare Mahkemelerince işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali sonrası şeklen uygulanarak birçok defa geçici görevlendirme yapılmak suretiyle yargı kararları etkisiz hale getirilmiştir.

 

Katılana, yalnızca 07.03.2013 ila 15.04.2013 tarihleri arasında konumuna uygun olmayan şoförler odasında çalışma yeri verilmiştir. Görüldüğü üzere katılana 07.03.2013 ila 15.04.2013 tarihleri arasında konumuna uygun olmayan odada çalışma yeri sağlanmış, atılı diğer tüm fiiller yargı kararlarının etkisiz hale getirilmesine yönelik geçici görevlendirmelerdir.

 

Yargı kararlarını etkisiz hale getiren geçici görevlendirmelerin TCK.nun 257/1. maddesi kapsamında Görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu Ceza Genel Kurulu kararlarında açıkça vurgulanmıştır.

 

Ziraat Odaları, 6964 sayılı Ziraat Odaları Birliği Kanunu uyarınca kurulan meslek kuruluşu olup TCK.nun 6/1-c maddesi gereğince kamusal faaliyet göstermediklerinden sanığın kamu görevlisi olarak kabulü mümkün olmadığından TCK.nun 257/1. maddesinin uygulanma durumu söz konusu değildir.

 

Katılanın 07.03.2013 ila 15.04.2013 tarihleri arasında konumuna uygun olmayan odada çalıştırılması şeklindeki olayda da sürekli ve sistematik bir uygulama bulunmamaktadır.

Bu nedenle yargı kararlarının şeklen uygulanması ancak geçici görevlendirmeler yoluyla etkisiz hale getirilmesi şeklindeki fiiller yukarıda açıklandığı üzere Görevi Kötüye Kullanma suçunu oluşturup eziyet olarak kabulü olanaklı değildir.

 

Katılanın şoförler odasında çalışmaya zorlanması şeklindeki fiil eziyet suçunu değil, katılanın sanığın başkanı olduğu kurumda çalışması ve bağlı olması nedeniyle TCK.nun 117/2. maddesince tanımı yapılan kişiyi insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma koşullarına tabi kılma suçunu oluşturabilecektir.

 

Bu itibarla, sanığın fiilinin eziyet suçunun oluşturacağına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilememiştir. (¤¤)

 

ARAMA KARARI OLMADAN ELE GEÇİRİLEN UYUŞTURUCU MADDE HUKUKA AYKIRI DELİLDİR

  • ‘Hakkında ihbar bulunan sanık, olay tarihinde kolluk görevlilerince yakalanmış, kimlik tespiti yapılmış, Cumhuriyet savcısına haber verilmeden kanuna uygun şekilde “adli arama kararı” ya da Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri alınmadan, “önleme araması kararına” dayanılarak delil elde etmek amacıyla sanığın iç çamaşırında arama yapılması hukuka aykırıdır. Bu arama sonucu bulunan uyuşturucu madde ise hem “suçun maddi konusu” hem de “suçun delili” olup “hukuka aykırı olacağından; olayla ilgili adli arama kararı ya da yazılı adli arama emri bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa aslı veya onaylı örneğinin getirtilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekir.’ T.C YARGITAY  20.Ceza Dairesi Esas: 2017/ 357  Karar: 2017 / 4801 Karar Tarihi: 02.10.2017
  • ‘Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610, 2014/512, 2013/841, 2014/513 ve 2014/166 – 514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararının alınmasını gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, ikrar bulunsa bile Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamaz.

     

    Oluş ve dosya kapsamına göre, somut kişi ve olay bilgilerinin alınmasından sonra yukarıda yazılı şekilde gerçekleşip başlatılan soruşturma kapsamında, CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adli arama kararı” ve “yazılı adli arama emri” alınmadan sanıkların üzerinde yapılan arama sonucunda, suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirildiği anlaşılmakla, hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddenin, “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak hükme esas alınamayacağı gözetilerek, sanıkların üzerinde arama yapılmadan önce CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adli arama kararı” veya “yazılı adli arama emri” alıp alınmadığı araştırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiğinin düşünülmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması,’ T.C YARGITAY 20.Ceza Dairesi Esas: 2016/ 877 Karar: 2016 / 3235 Karar Tarihi: 30.05.2016