İşten çıkarılacağını anlayan işçinin aldığı ses kaydı suç teşkil eder mi ? İşçi ses kaydedebilir mi? İşçinin ses kaydına alması suç mudur ? Mobbing ses kaydına alınır mı ? Mobbing ispatı nasıl yapılır? Ses kaydına almak suç oluşturur mu? Hakarete uğrayan işçi ses kaydı alabilir mi ? Hakaretin ses kaydına alınması iş davasına delili olur mu ? Hukuka aykırı ses kaydı hangi hallerde suç oluşturur?

İşçinin işten çıkarılacağını anlaması üzerine işyerindeki olayları gizlice kayıt altına alması aşağıdaki kararda tartışılmıştır. İşverenler kimi zaman çalışanlarına kendi açtıkları mail adreslerini tahsis ederler ve böylece mobbing, fazla mesai, gece atılan mailler gibi hususları daha sonra mail şifresini değiştirerek gizlerler. Çıkışı yapılan işçi bu gibi haksız uygulamaları tanıkla ispatlamaya çalışsa da çoğu zaman net ve kesin bir delil sunamaz. Böyle durumlarda işçinin tek şansı yaşadığı haksızlıkları ses kaydına alması ve ileri açacağı davasına delil toplamaya başlamasıdır.

Başka türlü delil elde edilemeyen durumlarda, işyerindeki görüşmelerin kayıt altına alınması, suç işleme niyetinden ileri gelmediğinden suç oluşturmayacaktır. İşçi çalıştığı işyerinde mobbing yaşıyorsa, hafta tatili kullandırılmadan çalışıyorsa, hakaret ve tehditlere maruz kalıyorsa bunu ses kaydına alarak ispatlayabilir. İleride açacağı iş davasında bunları ileri sürebilecektir. Ancak işçinin sırf intikam almak amacıyla işyerindeki özel konuşmaları kayıt altına alması ve youtube gibi platformlarda ifşa etmesi ise TCK 133 ve devamı maddelerice suç oluşturacaktır.

ÖZÜ : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu…işten çıkartılacağını anlayan işçinin, işveren yöneticileri ile işten çıkarılma süreci ve alacakları ile ilgili konuları konuştukları toplantıdaki konuşmaları gizlice kaydedip, bu kaydı içeren CD’yi, işçilik alacakları için dava açtığı İş Mahkemesi dosyasına delil olarak sunması şeklindeki eyleminin, iş mahkemesindeki iddialarını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını taşıdığından hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığından TCK’nın 133/3. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu oluşturmadığı, yine hukuki ihtilaf ile ilgili konuşmaların katılanın özel yaşam alanına dair ve özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte bulunmaması sebebiyle sanığın eylemlerinin TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu da oluşturmayacağı.., hk, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 01.02.2017 tarihli kararı

1264T.C.YARGITAY12. CEZA DAİRESİE. 2015/11389K. 2017/640T. 1.2.2017

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine dair hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: KARAR : Dosya kapsamına göre; katılan …’in mali işler direktör yardımcısı ve tanık…’ın insan kaynakları direktörü olarak görev yaptığı bir özel hastanede ortopedi uzmanı olarak çalışan ve 10.09.2011 tarihinde iş akdi feshedilen sanık …’in, adı geçen yöneticilerle beraber işten çıkarılma süreci ve alacakları ile ilgili konuları görüşmek için yüz yüze gerçekleştirdikleri toplantıda, üçü arasında geçen konuşmaları gizlice kaydedip, bu kaydı içeren CD’yi, kıdem tazminatının ve diğer alacaklarının tarafına ödenmediği iddiasıyla iş mahkemesine açtığı davaya vekili aracılığıyla delil olarak sunmak suretiyle TCK’nın 133/3. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, Tarafı olduğu söyleşiyi kaydetmek suretiyle elde ettiği verileri üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına dair hakkında bir delil bulunmayan sanığın, iş mahkemesindeki iddialarını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını taşıyan eylemlerinde hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı nazara alındığında, sanığa yüklenen TCK’nın 133. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun yasal unsurları somut olayda gerçekleşmediği gibi, hukuki ihtilaf ile ilgili konuşmaların katılanın özel yaşam alanına dair ve özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte bulunmaması sebebiyle sanığın eylemlerinin TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu da oluşturmayacağı anlaşıldığından, sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı beraat kararı verilmesine dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2013 tarihli ve 2013/11-87-245 Sayılı kararında da vurgulandığı üzere; vekalet ücreti kişisel hakka dair olup, kişisel hakka dair kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir. Bu nedenle, hakkında beraat kararı verilen ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/5. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre, bozma sebebi olarak kabul edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğuna dair sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması sebebiyle sanık hakkında CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat hükmü kurulması gerekirken, sanığın üzerine atılı suç açısından kastının bulunmadığından bahisle aynı Kanun’un 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilmesi, SONUÇ : Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeple 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün ilk paragrafının, “Sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşıldığından, CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince sanığın beraatine,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. TCK-Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınmasıMADDE 133 – (1) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.80/a) “iki yıldan beş yıla kadar hapis” cezası ile cezalandırılır.(2) Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.80/b) “altı aydan iki yıla kadar hapis” veya adli para cezası ile cezalandırılır.(3) (Değişik: 6352 – 2.7.2012 / m.80/c) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunurÖzel hayatın gizliliğini ihlalMADDE 134 – (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.81/a) “bir yıldan üç yıla kadar hapis” cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.81/a) “verilecek ceza bir kat artırılır”.(2) (Değişik: 6352 – 2.7.2012 / m.81/b) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Antalya Barosundan Av.Mehmet KAYA’ya teşekkürler.