Yüzde iz kalması ve tazminat

Yüzde veya görünür yerlerdeki zararın tazminat hukukundaki yerini belirlemek için sakatlık sonucu doğan tazminat ile ekonomik geleceğin sarsılmasının farkının ortaya koymak gerekir. Bir kaza sonucu kişinin sakat kalması günlük hayatında kazadan önceki haline oranla daha fazla efor sarf etmesini gerektirecektir. Kaza sonucu bacağına platin takılan tezgahtar eskinden sabahtan akşama kadar ayakta duruyorken artık duramaz veya durmak için çok daha fazla efor sarf etmek zorunda kalacaktır. Daha fazla sarf etmesi gereken oran sakatlık yüzdesi esas alarak hesaplanacaktır.

Ekonomik geleceğin sarsılması ise kişinin kaza neticesinde iş imkanlarının daralması, bir şekilde gelirinin düşme tehlikesine girmesidir. Yüzünde dikiş izleri kalan bir manken merdiven çıkarken, koşarken daha fazla efor harcamayacaksa da elindeki iş imkanlarını kaybedecektir.

17. Hukuk Dairesi         2019/2579 E.  ,  2020/755 K.

‘Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali BK m.46/I’de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir.

Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar BK m. 46/I’de “iktisaden mahrum kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zararlar” şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler.

Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin, vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur (OĞUZMAN Kemal / ÖZ Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562).’

Trafik kazası akabinde kişinin yüzünün kesilmesi, yaralanması dikiş atılması sebebiyle yüzde kalıcı iz oluşabilir. Yüzde oluşan kalıcı iz her ne kadar günlük hayatı idame ettirmeye engel değilse de görselliğin önemli olduğu günümüzde iş ararken, çalışırken, sosyal ilişkilerde kişiyi olumsuz etkileyecektir. Yüzünde veya vücudunun çeşitli görünen yerlerinde yara izleri olan biri işe alım sürecinde elenebilecek, evlenme ihtimali dahi belki azalacaktır.

Verilen her zararın tazmin edilmesi gerekeceğinden vücuttaki kalıcı izlerin de yarattığı zararın hesaplanıp tazmini gerekir. Trafik kazası haricinde, bıçakla yaralama, darp, silahlı saldırı gibi suç konusu olaylar neticesinde de vücutta sabit izler kalabilir. Bunlarında tazmini gerekir.

Kaza tarihinde kişi meslek sahibi ise mahkemece yapılacak iş mesleğin tespit edilmesi, ortalama kazancın belirlenmesi, kaç yıl daha çalışacağının belirlenmesi, kalıcı izlerin mesleğe ne oranda etki ettiği bilgilerinin araştırılarak uzman bilirkişiye hesap yaptırılmasıdır.

Kişinin yüzünde oluşan şekil bozukluğunun giderilmesi de tedavi gideri kapsamında karşılanmalıdır. Kişinin ameliyat olması gerekiyorsa bunun da tedavi giderlerine eklenmesi gerekir. Ancak her ameliyat kendi içinde hayati bir risk barındırdığından kişinin ameliyat olmamak istemesi de mümkündür. Böyle bir durumda zarara sebep olan, yüzdeki şekil bozukluğunun ameliyat ile şifa bulacağı karşı tarafın ameliyat olmaması nedeniyle tazminat ödemeyeceğini ileri süremez. Kişi bıçak altına yatmaya zorlanamaz.

İzin sadece yüz bölgesinde mi olması gerekir?

Estetik zararlar sadece yüz ile sınırlı değildir. Vücudun her tarafında olabilir. İzin görünür bir bölgede olması kişinin rapor yüzdesini artıracaktır.

Kalıcı iz nedeniyle yapılacak hesaplamaya kişinin mesleği etki eder mi ?

Bir dizi oyucusu ile uzaktan çalışan yazılımcının yüzerinde oluşan iz nedeniyle meslekte görecekleri etki aynı değildir. Dizi oyuncusu belki işini kaybedecekken, uzaktan bilgisayardan çalışan yazılımcı işine aynen devam edecektir. Doktrindeki görüşler, meslek kollarına göre meydana gelen zararın etkilerinin yer aldığı bir cetvel olmamasını eleştirmektedir. Meslek koluna ve kalıcı izin meslekteki kazanç etkisine göre bir hesaplama yapılması gerekmektedir.

17. Hukuk Dairesi         2017/485 E.  ,  2019/9402 K

‘davacının kazadan önce anketörlük yaptığını beyan etmiş olup, mahkemece bu husurlarda araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, davacının kaza tarihinde anketör olarak çalışıp çalışmadığı belirlendikten sonra, yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacı bizzat hazır edilerek yeni ve denetime uygun bir rapor alınarak, daha sonra yüzde sabit izin tespiti halinde, davacının yaşı, medeni hali, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınmak suretiyle, davacının varsa yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.’ 

Ev hanımı olan, meslek sahibi olmayan işsiz kişilerin ekonomik geleceği sarsılma hesabı nasıl yapılacaktır?

Ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin emsal davalarda meslek sahibi olan kişilere ilişkin tazminat talepleri görülmektedir. Meslek sahibi olmayan kişilerin ekonomik geleceğinin sarsıldığı iddiasına dair açılan davalarda sadece vücutta kalıcı sakatlık oranına göre tazminat hesaplanmış, kalıcı izlerin geleceğe etkisine dair tartışmalara girilmediği görülmüştür. Konuya ilişki doktrinde Çelik Ahmet ÇELİK, Prof.Dr.Kemal OĞUZMAN ve tazminata dair yazılarda ekonomik geleceğin sarsılması mevcut meslekte kariyerin etkilenmesi şeklinde değerlendirilmiş net bir kural veya görüşe yer verilmemiştir. Ancak kaza tarihinde ev hanımı olan bir kişinin sonradan dizi oyuncusu, reklam yüzü olması da olasılık dahilinde olup, kalıcı izler muhtemel kariyer olanaklarını etkilemektedir. Ekonomik geleceğin sarsılması kapsamında net bir hesaplama yapılamıyorsa manevi tazminat olarak talep edilmesi mantıklı olacaktır.

Aşağıdaki kararda görüldüğü üzere eğer hakim zararı tespit edemiyorsa TBK 50.maddesi kapsamında hakkaniyete uygun bir tazminata hükmetmelidir.

17. Hukuk Dairesi         2017/4190 E.  ,  2019/10784 K.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davacının yüzündeki sabit izin ekonomik geleceğinin sarsmadığı nedeniyle bu yöndeki talebin reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Bozma sonrası yapılan yargılamada davacının yüzünde oluşan (A.T.K. raporunda belirlenen) sabit iz ve niteliği dikkate alınarak yaralanmanın davacının ekonomik geleceğinin sarsılmasına yol açıp açmadığı hususunda davacı delilleri de toplanarak konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmış, alınan raporda kaza tarihinden bu tarihe kadar davacının yüzündeki izin davacının iş bulma ve ücret miktarında düşüşe sebebiyet vermediği, davacının şuan itibariyle iş aramak zorunda kalmaması, buna bağlı olarak davacının iş ararken geçireceği işsizlik süresi ve iş bulması durumunda yeni işine ilişkin ücret düzeyinin bilinememesi sonucunu doğurmuş, belirtilen sebeplerden dolayı davacının yüzündeki izin davacının kariyerine olan etkisi geleceğe dair olarak kritik edilemediği ve ek görüş olarak bozma ilamı ikinci kısmı gereğince rapor tarihi sonrası döneme ilişkin davacının yaşı, maaşı ve yüzdeki sabit izin kazanç kaybına oranı esas alınarak yapılan hesaplamada 12.956,88 TL ekonomik geleceğin sarsılması nedeni ile maddi tazminat belirlenmiştir.

Hükmüne uyulan Dairemiz bozma ilamına göre davacı zararının bilirkişi raporuyla tespit edilememesi halinde mülga 818 sayılı BK’nun 42. (6098 sayılı T.B.K 50) maddesi hükümleri uyarınca hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken uyulan bozma ilamın gerekleri yerine getirilmeden ve ek bilirkişi görüşüne de itibar edilmeyiş nedenleri yeterli gerekçe yazılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.’

Küçük çocuğun ekonomik geleceğinin sarsılması nasıl hesaplanır?

Yargıtay emsal aşağıda sunulan kararda karar tarihinde 9 yaşında bir kız çocuğunun eğitim durumu, okuldaki başarısı, ailesinin eğitim durumu, gelir durumu, ileride evlenme ihtimali, ileride edineceği mesleği gibi hususlar kapsamında uzman raporu alınması gerektiğini belirtmiştir. Ancak henüz 9 yaşında olan bir çocuğunun ileride edineceği mesleğin nasıl belirleneceği açıklanmamıştır. Yüzlerce meslek arasından tahmin edilerek hesaplanması da mümkün değildir. Bozma sonucu yerel mahkemenin nasıl hesaplama yapacağı halen belirsizdir.

17. Hukuk Dairesi         2016/14748 E.  ,  2019/6839 K.

Somut olayda davacı … kaza tarihinde 4 yaşında olup ekonomik geleceğinin sarsılmasına dayalı olarak da maddi tazminat talep etmiştir. Mahkemece ATK’dan aldırılan ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre

düzenlenen raporda davacı küçük …’ın sürekli maluliyetinin bulunmadığı, iyileşme süresinin 15 güne kadar uzayabileceği, yüz sınırları dahilindeki yara izlerinin muayyen bir mesafeden bakıldığında belirgin dikkat sarf etmeden görülebildiği cihetiyle yüzde sabit iz niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece hükmün gerekçesinde her ne kadar davacı …’ın yaralanmasının yürürlükteki yönetmelik hükümlerine göre maluliyet tayinine gerek olmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de; bu görüşe katılmanın mümkün olmadığı, zira davacı …’ın yaralanması dikkate alındığında belli başlı mesleklere bu yaralanması ile kabulü mümkün olmadığı gibi, özel sektörde dahi göz önünde yapılacak işlere kabulünün çok zor olduğu, bu bağlamda davacının ekonomik geleceğinin sarsıldığının ve yaralanmasının davacının iş bulmasını zorlaştıracağının kabulü gerektiği, yaşı itibari ile davacıdan arazın giderilmesine yönelik olarak ameliyat olmasını beklemenin şu aşamada mümkün olmadığından bahisle maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Davacı …’ın yerel mahkemenin karar tarihinde 9 yaşında bir kız çocuğu olduğu anlaşılmış olup bu durumda adı geçen davacının eğitim durumu, okuldaki başarısı, ailesinin eğitim durumu, gelir durumu, ileride evlenme ihtimali, ileride edineceği mesleği gibi hususlar göz önüne alındığında, yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralanmış olmasının etkileri değerlendirilip gerekli araştırma yapılarak davacının yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğinin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece uzman bilirkişi raporu alınmadan yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.’

Yüzdeki izlerin ameliyat ile giderilip giderilemeyeceğinin araştırılması gerekebilir.

Emsal bir kararda yüzdeki izin ameliyat ile geçip geçmeyeceğinin araştırılması gerektiğinden bahsedilmişse de kişi ameliyat olmaya zorlanamayacağından zararın hesaplanıp ödenmesi gerektiği kanaatindeyiz.

T.C YARGITAY 17.Hukuk Dairesi Esas: 2016/ 8135 Karar: 2019 / 3198 Karar Tarihi: 19.03.2019

ÖZET: ‘Davacının ATK raporu ile yüzde sabit iz olarak kabul edilen izlerin cerrahi müdahaleyi de içeren estetik tedavi yoluyla giderilmesinin mümkün olup olmadığı konularında, uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasından sonra, bu tedavi için gerekli giderin miktarı konusunda da rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Yüzde kalan sabit iz nedeniyle manevi tazminat davası açılabilir mi?

Yüzde sabit iz kalması nedeniyle aracın ruhsat sahibine, sürücüsüne ve teminat altına alınmış ise sigortasına karşı dava açılabilir. Kalıcı iz darp, yaralama, saldırı nedeniyle oluştuysa bu eylemi yapan şahıslara karşı dava açılması, manevi zararın detaylı açıklanması gerekir.

T.C YARGITAY 13.Hukuk Dairesi Esas: 2014/ 12913 Karar: 2015 / 8804 Karar Tarihi: 19.03.2015

ÖZET: ‘Dava, davalıdan satın alınan aracın hava yastıklarının kaza esnasında açılmaması sebebiyle yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralanan davacının manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartlar belirtilmiş olup, hakim manevi tazminat miktarını belirlerken hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, olayın vehametini, davalıların kusurunu, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna dair zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır. Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunun kabulü gerekir. O halde takdir edilecek makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.

Evlenme olasılığının azalması maddi tazminata konu olur mu ?

Evlilik ticari bir yatırım olmadığından evlilik şansının azalması maddi tazminata konu edilemez. Ancak manevi tazminat davasına konu edilebilir. T.C YARGITAY 4.Hukuk Dairesi Esas: 2004/ 14777 Karar: 2005 / 2065 Karar Tarihi: 03.03.2005 kararında karşı oy görüşü olarak belirtilmiştir.

Yargıtay güncel kararlarında evlenme olasılığının azalmasını da ekonomik geleceğin sarsılması kapsamında değerlendirmiştir.

Bacakta kalan sabit iz tazminat sebebi midir ?

Bacağında iz kalan kişi eğer mankenlik yapıyorsa bacağındaki iz meslekte kazanma gücünü etkileyeceğinden ne oranda etkileyeceği hesaplanarak zararın tazmin edilmesi gerekir. Ancak kişi kepçe operatörü, şoför veya başka bir meslekle uğraşıyor, bacağındaki iz de yaptığı işe etki etmiyor ise maddi tazminat olarak değil, manevi tazminat hesabında zarar dikkate alınmalıdır.

%100 engelli kalan kişi ayrıca ekonomik geleceğin sarsılması zararını talep edebilir mi?

Kişinin tam engelli kalması mevcut mesleğinde ömür boyu gelir elde edememesi anlamına gelir. Ancak kişi kariyerinin başındaysa ileride müdür yardımcı, müdür, genel müdürü gibi kariyer olanaklarından ve ilerlemesinden mahrum kalacak, ilk işe girdiği maaşından ömür boyu tazminat hesaplanacaktır. Bunun önüne geçilmesi için ekonomik geleceğin sarsıldığı iddiası da ileri sürülmeli tazminat hesabında dikkate alınmalıdır.

17. Hukuk Dairesi         2018/2456 E.  ,  2019/12267 K.

O halde mahkemece, delillerinin toplanarak, davacının tedavi süresi bu sürede %100 malul sayılacağı ve sürekli maluliyet oranı ve mesleği de dikkate alınıp, ATK.’dan davacının maluliyeti ile ilgili bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı ihtiyaç var ise süresi hususunda rapor alınması yine uzman bilirkişiden rapor alınarak bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılması açısından davacının talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

EMSAL KARARLAR :

KAYNAK SİNERJİ

T.C YARGITAY 17.Hukuk Dairesi Esas: 2016/ 8135 Karar: 2019 / 3198 Karar Tarihi: 19.03.2019

ÖZET: Davacının ATK raporu ile yüzde sabit iz olarak kabul edilen izlerin cerrahi müdahaleyi de içeren estetik tedavi yoluyla giderilmesinin mümkün olup olmadığı konularında, uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasından sonra, bu tedavi için gerekli giderin miktarı konusunda da rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

(6100 S. K. Geç. m. 3) (1086 S. K. m. 427)

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm davacı vekili, davalılar … ve … vekili ve davalı … vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, 10.06.2013 tarihinde davacı idaresindeki araç ile davalıların sürücüsü işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, davacının meydana gelen kazada maluliyeti oluşarak yaralandığını ve kaza nedeniyle tedavi, ilaç, yol masrafları yaptığını, kazadan sonra 4 gün iş göremezlik raporu aldığını, maluliyet oranının … Kurumu vasıtasıyla tespitinin gerektiğini, davacının tır şoförü olduğunu ve aylık 1.800,00 TL maaşı elden aldığını, ücret araştırması yapılmasını talep ettiğini beyanla, 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın (manevi tazminat sigorta şirketi hariç) davalılardan kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.

Davalılar … ve … vekili, kusura itiraz ederek hastane masraflarının SGK tarafından karşılandığını, davacının tır şoförü olup olmadığının Şoförler Odası tarafından tespiti gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulüne, 1.937,98 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar … ve …’dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalılar … ve … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 2016 yılı için 2.190,00 TL’dir. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyize konu davacı lehine hükmedilen maddi tazminat yönünden verilen karar, anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden; davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına ve özellikle manevi tazminatın takdirinde TBK’nun 56 (eski BK 47) maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde karar verilmesine göre davalılar … ve … vekilinin yerinde görülmeyen tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3-Mahkemece davacının elde ettiği gelirin belirlenmesi için yeterli bir araştırma yapılmamıştır.

Somut olayda; davacı vekili davacının tır şoförü olarak çalıştığını aylık 1.800,00 TL geliri olduğunu beyanla işgöremezlik nedeniyle tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece; bu hususta yeterli araştırma yapılmadan asgari ücret üzerinden yapılan tazminat hesabı esas alınarak karar verilmiştir.

Bu nedenle; mahkemece kaza tarihinden geriye doğru maaş bordroları getirtilmeli, SGK’dan davacının geliri ile ilgili resmi belgeler ve meslek odasından emsal ücret araştırması getirtilerek davacının geliri tam ve doğru olarak belirlenmelidir. Bu bilgiler ışığında gelir tespiti yapıldıktan sonra zarar hesaplaması yapılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm verilmesi doğru değildir.

4-Davacı taraf, davacının kazada yüzünde sabit iz kaldığını ve bu izler nedeniyle estetik tedavi gideri yapılması gerektiğini belirterek bu giderlerin de tazmini isteminde bulunmuştur. Mahkeme tarafından, hükme esas alınan ATK 3. İhtisas Kurulu raporunda, davacının yüz sınırları dahilindeki izin belirli mesafeden bakıldığında dikkat sarf etmeden görülebildiği sabit iz olduğu belirtilmiş; ancak, mahkemece bu izlerin giderilmesi için estetik-cerrahi müdahale ile bu tedavinin masrafları konusunda herhangi bir araştırma yapılmadan karar verildiği görülmektedir.

Bu durumda mahkemece; davacının ATK raporu ile yüzde sabit iz olarak kabul edilen izlerin cerrahi müdahaleyi de içeren estetik tedavi yoluyla giderilmesinin mümkün olup olmadığı konularında, uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasından sonra, bu tedavi için gerekli giderin miktarı konusunda da rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

5-Davacı taraf dava dilekçesinde; hükmedilen tazminatlara kaza tarihinden itibaren avans faizi hükmedilmesini talep etmiş; mahkemece faiz hususunda olumlu olumsuz karar verilmemesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminata ilişkin temyiz dilekçesinin kesinlikten REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin tüm ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3), (4) ve (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.123,93 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılar … ve …’dan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı … şirketine geri verilmesine 19.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)

T.C YARGITAY 13.Hukuk Dairesi Esas: 2014/ 12913 Karar: 2015 / 8804 Karar Tarihi: 19.03.2015

ÖZET: Dava, davalıdan satın alınan aracın hava yastıklarının kaza esnasında açılmaması sebebiyle yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralanan davacının manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartlar belirtilmiş olup, hakim manevi tazminat miktarını belirlerken hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, olayın vehametini, davalıların kusurunu, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna dair zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır. Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunun kabulü gerekir. O halde takdir edilecek makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.

(4721 S. K. m. 4) (YİBK 22.06.1966 T. 1966/7 E. 1966/7 K.)

 Dava: Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

 Karar : Davacı, 24/04/2012 tarihinde eşinin sevk ve idaresindeki 2008 model .. . marka araçta yolculuk yaparken meydana gelen kazada şoför ve yolcu hava yastıklarının açılmadığını, bu sebeple yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralandığını, aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere 50.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.

 Davalı, hava yastığı sisteminde üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, darbe yönü ve şiddetine göre hava yastıklarının açılması için gereken negatif ivmenin oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

 Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 7.500,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

 2-) Dava, davalıdan satın alınan aracın hava yastıklarının kaza esnasında açılmaması sebebiyle yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralanan davacının manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. 22.6.1966 tarihli 7/7 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartlar belirtilmiş olup, hakim manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanunu’ nun 4.maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, olayın vehametini, davalıların kusurunu, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna dair zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır. Dava konusu olayın gelişimi ve yukarda belirtilen ilkeler gözetildiğinde, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunun kabulü gerekir. O halde yukarda belirtilen ilkeler doğrultusunda takdir edilecek makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

 Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 384,25 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, 19.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

T.C YARGITAY 4.Hukuk Dairesi Esas: 2004/ 14777 Karar: 2005 / 2065 Karar Tarihi: 03.03.2005

ÖZET: Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

(5237 S. K. m. 24) (1086 S. K. m. 440)

 Dava ve Karar: Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle tazminat davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 13/07/2004 gün ve 2004/28-2004/9370 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK.nun 440-442 nci maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

 Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı kanunun 442/3. ve TCK.nun 24 üncü maddeleri gereğince takdiren 123,90 YTL. para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine ve aşağıda yazılı ret karar harcının karar düzeltme isteyene yükletilmesine 03/03/2005 tarihinde oyçokluğu ile, karar verildi.

 KARŞI OY YAZISI

 Davacı vekili, öğrenci olan müvekkilinin trafik kazası sonucu bacağında mevcut kalıcı izlerden ötürü estetik ameliyat gideri, ileride zengin bir koca desteğinden yoksun kalması ve yaranın hareket kabiliyetini etkileyebileceğinden 30.000.000.000 lira ekonomik geleceğin sarsılması tazminatını da kapsayacak maddi tazminat isteminde bulunmuş, yerel mahkeme tedavi gideri dışında kalan maddi tazminat talebinin reddine karar vermiştir.

 Davacı öğrenci olup, henüz bir meslek sahibi değildir. Yaralanma sonucunda fonksiyonel, iş gücü kaybının ve maluliyetinin olmadığı, ancak bacaktaki izlerin kalıcı nitelikte olduğu ve estetik ameliyatla giderilemeyeceği dosya kapsamından bellidir.

 Ekonomik geleceğin sarsılmasından ötürü maddi bir tazminata karar verilebilmesi için davacının bacağındaki kalıcı izlerin yapacağı işi etkilemesi gerekir. Davacı öğrenci olup bacağındaki kalıcı izin ileride yapacağı işi etkileyeceği ispat edilememiştir. Söz konusu izin evlenme şansını belli oranda etkileyecek olması ise, evlilik ticari bir kurum olarak kabul edilemeyeceğinden ekonomik geleceğin sarsılması kapsamında değil, fakat manevi tazminatın hesabında nazara alınması gerekir. Nitekim yerel mahkeme manevi tazminata karar verirken bacaktaki söz konusu kalıcı izlerin evlenme şansını etkileyeceği ve ömür boyu elem ve ızdırabına sebebiyet vereceği hususlarını da nazara alarak manevi tazminat miktarını belirlemiştir.

 Belirtilen nedenlerle yerel mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluğun bozmaya ilişkin görüşüne katılamıyorum. 03.03.2005 (¤¤)

17. Hukuk Dairesi         2019/2579 E.  ,  2020/755 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili; 05.12.2009 tarihinde davalının maliki ve sürücüsü olduğu araç ile davacıların desteği …’ın maliki ve sürücüsü olduğu aracın karıştıkları kazada davacı …’in eşi, … ve …’in babaları …’ın vefat ettiğini, araçta yolcu olarak bulunan …’in de yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacılar için 1.000,00’er TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 40.000.00’er TL manevi tazminatın, yine davacı …’ın yaralanması nedeniyle maluliyeti ile ilgili çalışma gücü kaybından dolayı 1.000,00 TL, geçirmesi muhtemel estetik ameliyat ve sair giderleri için 1.000,00 TL, tedavi giderleri için 1.000,00 TL ve iktisadi geleceğinin sarsılmış olmasından dolayı yoksun kaldığı gelir yönünden 500,00 maddi tazminat ile yaralanmasından dolayı 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacılar vekili; 07.05.2015 tarihli dilekçesi ile dava değerini … yönünden 24.410,11 TL ve … yönünden 40.938,45 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı vekili; kazanın oluşunda davalının kusurunun bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarının oldukça yüksek olduğunu ve hesaplanacak tazminat miktarından sigortadan alınmış olan tazminatın düşülmesinin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen dava davacı vekili; davacının maluliyet oranının tespiti ile vücudunda meydana gelen çalışma gücü kaybı dolayısıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maluliyet nedeniyle maddi tazminat, hakemlik yapan davacının trafik kazasından dolayı iktisadi geleceğinin sarsıldığını, mesleğini icra edemeyeceğini ve gelirinden yoksun kalacağını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL maddi tazminat talep etmiştir.

Davalı … vekili; poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere limit ile sınırlı olduğunu, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığı için uygulanacak faizin kanuni faiz olduğunu, davalı şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen dava davacılar vekili; ek bilirkişi raporu doğrultusunda ek dava olarak … açısından 14.775,91 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve … açısından 16.469,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 05/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan (… Sigorta A.Ş.’den poliçe limiti ve kapsamında kalmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile davacı … için 14.775,91 TL ve davacı … için 16.469,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, … için fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı … Yapaklar yönünden destekten yoksun kalmaya ilişkin tazminat talebinin reddine; davacı …’ın sürekli iş göremezlik zararından doğan 40.938,45 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı … yönünden estetik ve tedavi giderleri, iktisadi gelirin sarsılması ve kazanç kaybı nedeniyle talep edilen tazminat yönünden talebin reddine; davacı … için 20.000,00 TL, davacı … Yapaklar için 15.000,00 TL, davacı …’ın müteveffanın ölümü nedeniyle 15.000,00 TL ve sürekli iş göremezlik nedeniyle 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle, davacı … yönünden destek tazminatının reddedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı, cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

BK’nın 47. maddesindeki (6098 sayılı TBK m. 56) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözönünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar için takdir edilen manevi tazminatların az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

3-Dava Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK m. 54) gereğince bedensel zarara uğranılması nedeniyle maddi tazminat ile manevi tazminat istemine ilişkindir.

Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali BK m.46/I’de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir.

Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar BK m. 46/I’de “iktisaden mahrum kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zararlar” şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler.

Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin, vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur (OĞUZMAN Kemal / ÖZ Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562).

Somut olayda davacı … vekilince amatör klüp futbol hakemi olan davacının kaza sonucu başında, yüzünde, çene ve dişlerinde, her iki ayağında meydana gelen yaralanmalar dolayısıyla bir dizi ameliyat geçirmesi sonucu ekonomik geleceğin sarsılması nedeni ile maddi tazminat talep edilmiş; mahkemece bölgesel çapta kalan ve devam edip etmediği belli olmayan futbol hakemliği mesleği nedeniyle hesaplama yapılmadığını bildiren bilirkişi raporu doğrultusunda düzenli ve kayıtlı bir işi olmaması gerekçesiyle ekonomik geleceğin sarsılması nedeni ile maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Mahkemece bu hususta yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, davacının kaza tarihinde amatör klüp futbol hakemi olarak çalışıp çalışmadığı detaylı bir araştırma sonrası belirlendikten sonra, bu işten elde edebileceği ortalama geliri, hakemliği kaç yaşına kadar yapabileceği belirlenip varsa davacının yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın ve kazanç kaybının uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

4-Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilinin trafik kazası sonucu yaralandığını, kaza sonucunda başında, yüzünde, çene ve dişlerinde, her iki ayağında meydana gelen yaralanmalar dolayısıyla bir dizi estetik ameliyat ihtiyacı olduğunu belirterek tedavi gideri talebinde bulunmuştur.

Mahkemece, estetik ve tedavi giderleri yönünden bu giderlere ilişkin bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığından bu husustaki talebin reddine, adli tıp raporuyla yüzde sabit iz durumu sabit olsa da masrafların belgeli olmadığından ve bilirkişinin uzmanlığında olmaması nedeniyle ayrıca hesaplanamadığından talebin reddine karar verilmiştir.

Davacının tedavi gideri, yapılmış olan tedavilere ilişkin ödemeleri içerdiği gibi estetik ameliyat gerektiren yaralanmalarda olduğu gibi ileride yapılacak ödemeleri de kapsamaktadır. Mahkemece davacının bu zarar türüne ilişkin talebi olduğu halde bu konuda her hangi bir araştırma yapılmamıştır.

Tedavi yalnızca tam sıhhate kavuşma için değil kısmen de olsa yapılacak tıbbi müdahale ile iyileşme sağlanmasının mümkün olduğu hallerde zorunlu ise insanın bedensel ve ruhsal sağlığı için gereklidir. BK’nın belirtilen zarar kapsamında yer alan ve ileride yapılması gerekli estetik ameliyat giderlerinin de tazmini söz konusu olup mahkemece bu yönde araştırma yapılmamıştır.

Bu bakımdan, davacıda meydana gelen yaralanmanın estetik olarak kusura neden olup olmadığı ve estetik ameliyatı gerektirip gerektirmediği ile yapılması gerekli ise ne kadarlık bir maliyetinin olduğu yönünde uzman tıbbi bilirkişiden rapor alınması ile belirlenecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

5-Davacı vekili, dava dilekçesinde Sosyal Güvenlik Kurumu’nca karşılanmayan ve davacının vücudunda kullanılacak tıbbi gereçler, tedavi giderleri, protezler, ilaçlar ve sair masraflar ile ilgili tedavi giderleri talebinde bulunmuştur.

Yargılama sırasında 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasa’nın 59. maddesinde “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, ”aynı yasanın geçici 1. maddesi ile de “Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği,” öngörülmüştür.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir.

Karayolları Trafik Kanununa göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. Sigorta şirketi motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü (belgeli tedavi giderleri), yukarıda belirtilen 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemeyle sona erdirilmiş bulunmaktadır.

Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre davadan sonra yürürlüğe giren kanun değişikliğiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk Sosyal Güvenlik Kurumu’na geçmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil ancak söz konusu madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Kanunun 98. maddesi kapsamında olmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten ve işleten hukuki sorumluluğunu yüklenen sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.

Davacının talep ettiği tedavi harcamalarının nev’i, bu zarardan sorumlu olanların belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Zira, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ve geçici 1. maddesi gereği, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinden Sosyal Güvenlik Kurumu sorumlu olacak ve zarara sebep olan araç malik, sürücü ve sigortacısı sorumlu tutulamayacaktır. 6111 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce açılmış olan ve tedavi gideri talebini de içeren davalarda, SGK Başkanlığı davada yasal hasım haline geldiğinden davaya dahil edilmesi gerekecektir. Ancak, 6111 sayılı Kanun ile KTK’nun 98. maddesinde yapılan değişiklik gereği kanun kapsamında olmayan tedavi giderleri için, zarara sebep olan araç ilgililerin sorumluluğu devam edecektir.

Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; öncelikle, davacı tarafa uygun bir süre verilerek, dava konusu edilen tedavi giderleri kapsamının (belgeli- belgesiz) açıklattırılması ve yapılan açıklamaya göre eksik kalan delillerin ve tedavi belgelerinin toplanması; 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik gereği SGK’nın sorumlu olduğu tedavi giderlerinin de dava konusu edildiğinin bildirilmesi halinde, SGK’nın davaya dahil edilmesi; davacı …’in yaralanması nedeniyle yapılan ve talep edilen tedavi giderleri için, SGK’nın sorumlu olduğu tedavi giderleri ile sorumluluğu dışındakilerin ayrı ayrı hesaplanması, davacının yaralanmasının mahiyetine göre yapılması kaçınılmaz olan belgesiz tedavi giderleri için ayrıca hesaplama yapılması hususlarında, uzman doktor bilirkişiden rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 05/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

17. Hukuk Dairesi         2018/2456 E.  ,  2019/12267 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

İLK DERECE

MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan istinaf incelemesi sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili ve davalı …Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı …’ın sevk ve idaresindeki minibüsün davacının idaresindeki motosiklete çarpması sonucu yaralandığını, olayda tüm kusurun davalı sürücü …’da olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sürekli ve geçici iş göremezlik, bakıcı giderleri, ekonomik geleceğin sarsılması nedenlerinden dolayı 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, ayrıca davalı …Ş. ve … yönünden 30.000,00 TL manevi tazminatın avans/ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı … cevap dilekçesi sunmamış, diğer davalılar vekilleri davanın redddini savunmuştur.

İlk derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat yönünden, 49.968,81 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı toplamının davalı … yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, davalılar … Tur. A.Ş. ve … yönünden kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemlerin reddine, manevi tazminat yönünden; 7.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … Tur. A.Ş. ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ve davalı …Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince, davalı …Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun reddedilen 200,00 TL maddi tazminat hükmü yönünden usulden reddine, davacı vekilinin manevi tazminat miktarı ile maddi ve manevi tazminata avans faizi işletilmesi gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/02/2017 tarih ve 2014/1258-2017/122 sayılı kararının kaldırılarak davacının sürekli ve geçici iş göremezlik talebine ilişkin maddi tazminat davasının kabulü ile toplam 49.968,81 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalı … yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihi 10/12/2014 tarihinden, davalılar … Turz. İşl. A.Ş. ve … yönünden kaza tarihi 22/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılması talebine ilişkin maddi tazminat davasının reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 12.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi 22/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte … Turz. İşl. A.Ş. ile …’tan müştereken ve müteselsilen alınmasına, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı …Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 362/1.a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 Sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen EK-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2017 yılı için 41.530,00 TL’dir.

Dava dilekçesinde davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece 12.000,00 TL, manevi tazminata hükmedilmiş olup, temyize konu edilen hükmedilen tazminat miktarları kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1/6/1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davacı vekilinin ve davalı …Ş. vekilinin temyiz dilekçesinin manevi tazminata ilişkin hükmün taraflar yönünden kesin olması nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Mahkemece verilen karara yönelik olarak davacı vekili ve davalı …Ş. tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının, davalı …Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3-Dava, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde meydana gelen kaza nedeniyle yaralanmasından dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılması nedenlerinden dolayı maddi tazminat talep etmiştir. 26/03/2015 tarihli dilekçesi ile 100,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılması, 400,00 TL geçici iş göremezlik, 400,00 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminat talebi olduğunu beyan etmiş ve geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat miktarını 49.968,81 TL’ye yükseltmiştir. Davacı birden fazla maddi tazminat kalemine ilişkin talepte bulunmuş olsa da; kesinlik sınırı hükmedilen toplam maddi tazminat tutarına göre belirlenir. Ayrıca davacı fazlaya ilişkin haklarınıda saklı tutmuştur. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davacının bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin tazminat talepleri hükmedilen toplam maddi tazminat miktarı yönünden değerlendirildiğinde istinaf kesinlik sınırının altında kalmadığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece, bakıcı giderlerine ve ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin tazminat talebi yönünden yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

O halde mahkemece, delillerinin toplanarak, davacının tedavi süresi bu sürede %100 malul sayılacağı ve sürekli maluliyet oranı ve mesleği de dikkate alınıp, ATK.’dan davacının maluliyeti ile ilgili bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı ihtiyaç var ise süresi hususunda rapor alınması yine uzman bilirkişiden rapor alınarak bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılması açısından davacının talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı …Ş. vekilinin temyiz dilekçesinin manevi tazminat hükmünün kesin olması nedeni ile REDDİNE, (2)numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının, davalı …Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK 373/2 maddesi uyarınca dosyanın karar veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 2.683,96 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …Ş.’den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 19/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

17. Hukuk Dairesi         2017/485 E.  ,  2019/9402 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Germencik Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacı vekili ile davalı … Hafr. İnş. Ltd. Şti., dahili davalı … Sigorta (…) AŞ vekili ve davalı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili; davalılardan … İnş. Taah. Harf. Nak. Turz. Tar. Ürün. Ltd. Şti’nin maliki olduğu, davalı …’nun sevk ve idaresindeki aracın 20/12/2010 tarihinde içinde davacının bulunduğu aracın karıştığı trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, uzun süre tedavi gördüğünü, sağ kalçasında kırık tespit edildiğinin belirtildiğini, saç deri içinden başlayarak alnına doğru yer yer çöküntülerin olduğunu, müvekkilinin geçirdiği bu trafik kazasının izlerini halen üzerinde taşımakta olduğunu, özellikle yüzünde medana gelen deformasyonun izlerini hayatı boyuncu da taşıyacağını, ekonomik ve sosyal geleceğinin ortadan kalktığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı … İnş. Taah. Harf. Nak. Turz. Tar. Ürün. Ltd. Şti. ile dahili davalı … Sigorta (…) AŞ

vekilleri davanın reddini savunmuş, davalı asıl … cevap dilekçesi sunmamıştır.

Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabul-kısmen reddi ile; 1.124,68 TL maddi tazminata 20/12/2010 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin 3.875,32 TL maddi tazminat talebinin reddine, 4.500,00 TL manevi tazminata 20/12/2010 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak, davalılardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin 500,00 TL manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı … Hafr. İnş. Ltd. Şti. vekili, davalı asıl … ve dahili davalı … Sigorta (…) AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Gerekçeli karar davalı asıl …’na 08.11.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, adı geçen davalı kararı 25.11.2016 tarihinde temyiz etmiştir. Davalı asıl …’nun temyiz dilekçesi, süresinde olmadığından, temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davacı vekilinin, davacı lehine hükmolunan manevi tazminata ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde; 6100 Sayılı HMK’nun geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2016 tarihinden itibaren 2.180,00 TL’ye çıkarılmıştır.

Temyize konu kararda, davacının reddedilen manevi tazminat talebinin 500,00 TL olduğu görülmektedir. Karar, anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden, reddedilen manevi tazminat ile hüküm altına alınan maddi tazminat kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden; davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Dava, davalılar … Hafr. İnş. Ltd. Şti. ve … aleyhine açılmıştır. Davacı vekili dahili dava dilekçesi ile … (…) Sigorta AŞ.nin davaya dahil edilmesini talep etmiştir.

6100 Sayılı HMK’nun 124/3. maddesinde yer alan “maddi hatadan kaynaklanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir.” düzenlemesi dışında dahili dava yolu ile taraf değişikliğine gidilmesi mümkün değildir. Usul hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmayıp, HUMK’un 49-52 maddeleri (6100 S.HMK.md.61 vd.) uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliğinin olanaklı bulunmadığı ve husumetin mahkemece res’en dikkate alınması gerektiği açıktır.

Somut olayda; dahili dava dilekçesiyle davaya dahil edilen … (…) Sigorta AŞ. hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından, dolayısıyla davada taraf sıfatı taşımadığından, dahili davalı konumundaki …(…) Sigorta AŞ. hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

4-Dava; kaza tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK m. 54) gereğince davacının uğradığını iddia ettiği cismani zararların tazminine ilişkin olup, sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali BK m. 46/I’de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir.

Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar BK m. 46/I’de “iktisaden mahrum kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zararlar” şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel

zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler.

Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir.Örneğin,vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur (… /… , Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562).

Somut olayda davacı vekili, kazadan önce genç ve beğenilen genç bir kadın olan müvekkilinin, kazadan sonra yüzünde sabit izler kaldığından bahisle manevi yıkıma uğradığını, kazadan önce kısa süreli işlerde çalıştığını beyan etmek suretiyle, ekonomik geleceğinin sarsılması nedeni ile maddi tazminat talep etmiş, davacı tanığı … ise; davacının kazadan önce anketörlük yaptığını beyan etmiş olup, mahkemece bu husurlarda araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, davacının kaza tarihinde anketör olarak çalışıp çalışmadığı belirlendikten sonra, yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacı bizzat hazır edilerek yeni ve denetime uygun bir rapor alınarak, daha sonra yüzde sabit izin tespiti halinde, davacının yaşı, medeni hali, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınmak suretiyle, davacının varsa yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

5-Davalı … Hafr. İnş. Ltd. Şti. ve dahili davalı … Sigorta (…) AŞ vekilinin hükmolunan geçici iş göremezlik tazminatına yönelik temyiz itirazlarının ise incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı …’nun temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin, reddolunan manevi tazminata ilişkin kısım yönünden, mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle REDDİNE; (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle; dahili davalı … Sigorta (…) AŞ vekilinin, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı … Hafr. İnş. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … Hafr. İnş. Ltd. Şti. ve dahili davalı … Sigorta (…) AŞ vekilinin hükmolunan geçici iş göremezlik tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ile davalılar … Hafr. İnş. Ltd. Şti, … ve dahili davalı … (…) Sigorta A.Ş.’ne geri verilmesine 15/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

17. Hukuk Dairesi         2016/14748 E.  ,  2019/6839 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, davacı küçük …’ın yolcusu olduğu araç ile davalıların sürücüsü, maliki ve zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı kaza sonucu davacı küçük …’ın yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralandığını, efor kaybı, çalışma kaybı oluştuğunu, sabit iz nedeniyle diğerlerine göre iş bulmasının ve iyi bir işe yerleşmesinin çok zor olduğunu, davacılar …,… dışındaki davacıların yolcu olan annesinin vefat ettiğini, elem çektiklerini beyanla, belirsiz alacak olarak davacılar …,… için ayrı ayrı 7.000,00’er TL manevi, davacı küçük … için 20.000,00 TL manevi tazminatın 25/01/2013 tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle davalılar …,…’den müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı küçük … için 1.000,00 TL maddi tazminatın 27/04/2012 kaza tarihinden işleyecek en yüksek faiziyle bütün davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, bedel artırım dilekçesiyle talebini davacı küçük … yönünden

geçici işgöremezlik dönemindeki efor kaybı için 773,01 TL, bu dönemdeki bakıcı gideri için 978,6 TL, ekonomik geleceğin sarsılmasına yönelik zararı için 68.248,39 TL’ye yükseltmiştir.

Davalılar ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile; 50,000 TL maddi tazminatın yasal faizi ile davacı … adına velayeten … ve …’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3.000,00’er TL manevi tazminatın 25/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ölenin çocuklarına ayrı ayrı verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 15.000,00 TL manevi tazminatın 25/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline ve davacı … adına velayeten … ve …’e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

1086 sayılı HUMK’nın 388 ve 389. maddeleri ile 6100 sayılı HMK’nın karşılık 297/1-2. maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir.

Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.

Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.

Somut olayda; davacılar vekili dava dilekçesinde davacı küçük … yönünden 1.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuş, bedel artırım dilekçesi ile maddi zarar talebini geçici işgöremezlik dönemindeki efor kaybı için 773,01 TL, bakıcı gideri için 978,6 TL, ekonomik geleceğin sarsılmasına yönelik zararı için 68.248,39 TL’ye yükseltmiştir. Mahkemece

aldırılan hesap bilirkişi raporunda davacı küçük … için 1 aylık geçici işgöremezlik zararı 773,01 TL, 1 aylık bakıcı gideri zararı 978,6 TL olarak hesaplanmış, sabit iz nedeniyle maddi tazminatın mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece 50.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. Mahkeme tarafından davacı …’ın üç kalemden oluşan maddi tazminat taleplerinden hangisine, ne miktarda hükmedildiği açık olmadığından, denetime elverişli bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.

3-Kabule göre de; HMK’nın 266 ve devamı maddelerine göre, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemece uzman bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulması zorunludur.

Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54’te özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir.

Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomi geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi, iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi, ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Zarar görenin genç bir kız olması halinde bu kişinin evlenme şansının azalması veya beden şeklinin önemli derece değişmesi nedeniyle kaybetmesi ya da mesleğinde yükselmesine engel olması gibi hallerde de, zarar görenin ekonomik geleceğinin sarsıldığından bahsedilir.

Somut olayda davacı … kaza tarihinde 4 yaşında olup ekonomik geleceğinin sarsılmasına dayalı olarak da maddi tazminat talep etmiştir. Mahkemece ATK’dan aldırılan ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre

düzenlenen raporda davacı küçük …’ın sürekli maluliyetinin bulunmadığı, iyileşme süresinin 15 güne kadar uzayabileceği, yüz sınırları dahilindeki yara izlerinin muayyen bir mesafeden bakıldığında belirgin dikkat sarf etmeden görülebildiği cihetiyle yüzde sabit iz niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece hükmün gerekçesinde her ne kadar davacı …’ın yaralanmasının yürürlükteki yönetmelik hükümlerine göre maluliyet tayinine gerek olmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de; bu görüşe katılmanın mümkün olmadığı, zira davacı …’ın yaralanması dikkate alındığında belli başlı mesleklere bu yaralanması ile kabulü mümkün olmadığı gibi, özel sektörde dahi göz önünde yapılacak işlere kabulünün çok zor olduğu, bu bağlamda davacının ekonomik geleceğinin sarsıldığının ve yaralanmasının davacının iş bulmasını zorlaştıracağının kabulü gerektiği, yaşı itibari ile davacıdan arazın giderilmesine yönelik olarak ameliyat olmasını beklemenin şu aşamada mümkün olmadığından bahisle maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Davacı …’ın yerel mahkemenin karar tarihinde 9 yaşında bir kız çocuğu olduğu anlaşılmış olup bu durumda adı geçen davacının eğitim durumu, okuldaki başarısı, ailesinin eğitim durumu, gelir durumu, ileride evlenme ihtimali, ileride edineceği mesleği gibi hususlar göz önüne alındığında, yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralanmış olmasının etkileri değerlendirilip gerekli araştırma yapılarak davacının yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğinin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece uzman bilirkişi raporu alınmadan yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca yukarıda 2) nolu bentte belirtildiği üzere mahkemece davacı çocuk … yönünden hangi kalem için ne miktarda tazminata hükmedildiği belirtilmediğinden, eğer davacı çocuk … için geçici işgöremezlik tazminatına da hükmedildi ise davacı çocuk … kaza tarihinde henüz 4 yaşında olup gelir getiren bir işte çalışması söz konusu olmadığı, dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığından, mahkemece geçici işgöremezlik zararı bulunmadığının gözetilmemesi, eğer mahkemece bakıcı giderine hükmedildi ise ATK raporunda iyileşme süresi 15 gün olarak belirtildiğinden 15 gün yerine 1 aylık süre içn bakıcı gideri hesabı yapan hesap bilirkişi raporuna itibar edilmesi de doğru görülmemiştir.

4-Davacı …(…’e Velayeten)’ün adının gerekçeli karar başlığında yazılmamış olması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak değerlendirilmiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davacı … hakkındaki maddi tazminat hükmünün davalı … lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ne geri verilmesine 27/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.