Doğrudan Mernis adresine tebligat çıkarılması usulsüzdür. Usulsüz tebligat TK 10 TK 21/2

7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır. Aynı Kanun’un tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine, 6099 Sayılı Yasanın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.

Öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebligat çıkarılması, eğer muhatap bulunamıyor, tebligat yapılamıyor ise TK 21 maddesi uygulanmalıdır.

Bilinen adreste tebligat:

Madde 10 – Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.

T.C YARGITAY
12.Ceza Dairesi
Esas: 2019/ 12190
Karar: 2021 / 5585
Karar Tarihi: 07.07.2021

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç : Taksirle yaralama

Hüküm : TCK’nın 89/4, 62, 50, 52, 52/4, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;

Sanığın duruşmada bildirdiği adresi ile mernis adresi aynı olmasına rağmen, sanığın yokluğunda verilen kararın, direkt mernis şerhli olarak bu adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2. maddesi gereğince doğrudan usulsüz tebliğ edildiği, duruşmada bildirmiş olduğu adresine Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek gerekçeli kararın tebliğe çıkartılması gerekirken, doğrudanmernis adresine aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca tebliği usulsüz olduğu anlaşılmakla temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

Gündüz, yerleşim yerinde, sanık, idaresindeki minübüs ile çıkış eğimli iki yönlü yolda seyir halindeyken kavşağa geldiğinde seyir yönüne göre kavşağa sağ taraftan giren katılan idaresindeki motosiklet ile çarpışması sonucu motosiklet sürücüsü ve yanındaki yolcunun basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, mahkeme keşif ve trafik bilirkişi raporu ile sanık asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğinin tespit ve kabul edildiği olayda; sanığın taksirle birden fazla kişinin yaralanması suçundan TCK’nın 89/4, 62/1, 50, 52, 52/4, 53/6, maddeleri gereğince 4.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karşın, hüküm gerekçesinde sanığın TCK’nın 89/1-2.b maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiğinin belirtilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın kusura,ödeme gücü olmadığına ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 07.07.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


T.C YARGITAY
14.Hukuk Dairesi
Esas: 2021/ 1557
Karar: 2021 / 3910
Karar Tarihi: 09.06.2021

Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen hüküm davalı … tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

1-7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir.

a) Bu kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21/2. maddesi uyarınca doğrudantebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligatın, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanunun 10. maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerekir. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20 ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.

b) Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanunun 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2. maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanunun 21/2. maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.

Tebligat Kanununun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasanın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27. maddesi ile Tebligat Kanununun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır.

Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; davalılardan …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …’e ve ilgili kişiler Rabia Budak ile …’a yapılan gerekçeli karar tebligatlarının, yukarıda açıklanan ilke ve kurallara aykırı olarak TK’nın 10/2. maddesi gözardı edilmek suretiyle, yasal şartları oluşmadan ilk seferde doğrudan doğruya mernis şerhi de konulmadan TK’nın 21/2. maddesine göre yapıldığı ve usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından adı geçen davalıların ve ilgili kişilerin adreslerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde gerekçeli karar tebliği sağlanıp yasal temyiz süresinin beklenilmesi,

2-Kendisine kayyım atandığı anlaşılan kayıt maliklerinden Ali Budak’a ait kayyım atanma kararının ilgili mahkemesinden getirtilerek dosya içerisine alınması,

3-Dava konusu 550 parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile ortaya çıkan 1248, 1249 ve 1250 parsel sayılı taşınmazların da yeni 143 ada 176, 177 ve 178 parsel taşınmazlar olduğu, bu taşınmazların tapu kayıtları üzerinde kamulaştırma şerhi bulunduğu anlaşıldığından, kamulaştırma işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığının, tamamlanmış ise kamulaştırılan kısmın anılan taşınmaz(lar)dan ifraz edilip edilmediğinin ilgili kurumlardan sorularak alınacak yazı cevaplarının dosya arasına alınması ve belirtilen eksiklikler giderildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 09.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


T.C YARGITAY
8.Hukuk Dairesi
Esas: 2018/ 4759
Karar: 2020 / 1570
Karar Tarihi: 19.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım Ve Eski Hale İade

K A R A R

1. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 16. maddesine göre, “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” Yine, anılan Kanunun 17. maddesine göre, “Belli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek ve sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.”

Kanunun 16 ve 17. maddelerine göre yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için, muhatabın adreste bulunmama sebebinin tespiti, yine, muhatap ile muhatap adına tebligatın yapılacağı kimsenin aynı konutta birlikte oturan kişi veya hizmetçi/daimi çalışan olması gerekir.

Davalılardan …, …, … ve …’e, adreste bulunmama nedenleri belirtilmeksizin ve davalılar ile birlikte sakin olup-olmadığı hususunda tereddüt oluşturacak şekilde “aynı köyde kardeşi/kızı …” imzası ile yapılan tebligatlar usulsüz olup; adı geçenlere 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yöntemine uygun biçimde gerekçeli karar ve temyiz dilekçesi tebliğ edilerek bu noksanlığın giderilmesi, usulüne uygun tebliğden sonra temyiz süresinin beklenilmesi,

2. Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi gereği tebligat ilk olarak şahsa bilinen en son adresinde yapılır, bilinen son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Davalı …’ya yapılan karar tebliği, doğrudan doğruya mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi hükmüne göre yapılmış olup yerleşik Yargıtay kararları ve uygulama doğrultusunda bilinen son adresi mernis adresi dahi olsa mernis şerhi konulmaksızın bu adrese önce normal tebligat yapılması, tebligatın yapılamaması halinde ise memis adresi olan bu yere Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi hükmü gereği tebligat yapılması gerekmektedir. O halde; davalıya gerekçeli karar tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak yapılmadığı anlaşıldığından, adı geçene 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yöntemine uygun biçimde karar tebliğ edilerek bu noksanlığın giderilmesi, usulüne uygun karar tebliğinden sonra temyiz süresinin beklenilmesi için dosyanın mahal Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 19.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.MEVZUATİÇTİHATYÜRÜTMEYİ DURDURMAİSTİNAF


T.C YARGITAY
13.Hukuk Dairesi
Esas: 2017/ 3066
Karar: 2019 / 12805
Karar Tarihi: 18.12.2019

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı banka vekili, davalının müvekkili bankadan kullandığı tüketici kredisi ve ek hesabın ödenmemesi nedeni ile yapılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin, davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını ve %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı cevap vermemiştir.

Mahkemece, yargılamada toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile, takibe konu tüketici kredisi yönünden; icra takibinin 37.83,23 TL asıl alacak, 2.235,29 TL işlemiş faiz, 110,96 TL BSMV, 125,54 TL takip masrafı olmak üzere 39.655,02 TL alacak üzerinden devamına, takibe konu kredili mevduat hesabı yönünden ise; takibin 2181,13 TL asıl alacak, 75,56 TL işlemiş faiz ve 3.78,00 TL BSMV olmak üzere toplam 2.260,47 TL alacak üzerinden devamına, her iki alacak yönünden asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Karar, davalı tarafça temyiz edilmiştir.

1-Asıl kararın davalı tarafından temyizi üzerine, Mahkeme, 31/10/2016 tarihli kararı ile, davalının temyiz başvurusunu, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle reddetmiş, davalı, temyiz isteminin süreden reddine dair ek kararı süresinde temyiz etmiş, asıl karara ilişkin temyiz itirazlarının da değerlendirilmesini talep etmiştir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.

Aynı Kanun’un tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine, 6099 sayılı Yasanın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.

Belirtilen yasal mevzuat uyarınca, kişiye önce bilinen en son adresi esas alınarak, bilinen bir adresi yok ise adres kayıt sistemindeki adresi esas alınarak, Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca normal tebligat gönderilmeli, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa, adres kayıt sistemindeki adresine buna ilişkin şerh de düşülerek, 21/2. madde uyarınca tebligat çıkartılmalıdır.

Öte yandan, Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesine göre; Tebligat Kanunu’nun 2l/2. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice; “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda tebligatın TK’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması”na dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunlu olup; tebligatı çıkaran mercii tarafından anılan şekilde şerh verilmeden, salt “mernis adresi” ibaresine dayanılarak, dağıtıcı tarafından 21/2. maddeye göre tebliğ işlemi yapılamaz.

Somut olayda, Mahkemenin gerekçeli kararı, davalının “… mah. …. Cad. No: 16 C İç Kapı no: 68……” adresinde, 05.10.2016 tarihinde “Adresin kapalı olması ve adresin Mernis adresi olduğu evrakı çıkaran merci tarafından belirtilmesi sebebiyle TK 21/2. Md gereği bağlı bulunduğu mahalle muhtarı imzasına teslim edilip 2 nolu haber kağıdı adresin kapısına yapıştırılmıştır.” şerhi ile doğrudan 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 2l/2. maddesine göre işlem yapılarak tebliğ edildiği görülmektedir. Borçlunun bilinen bu adresine daha önceden tebligat yapılmış olup, söz konusu adresin tebligata elverişli olmadığı (bu adreste artık borçluya tebligat yapılamadığı) tebliğ memurunca araştırılıp tespit edilmeden söz konusu adres mernis adresi de olsa doğrudanTebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre işlem yapılamayacağı gibi, tebliğ zarfında Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesinde öngörülen; Tebligat çıkarılan adres, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, TK’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması’na dair meşruhat bulunmadığından, tebliğ işleminin TK’nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliğinin 30.maddesine göre yapılması gerekirken tebliğ memurunun kendiliğinden TK’nun 21/2.maddesine göre işlem yapması kanuna aykırıdır. Dolayısıyla gerekçeli kararın davalıya tebliğine dair tebliğ işleminin usûlsüz olduğu anlaşılmaktadır.

O hâlde, usûlsüz tebliği işlemine göre, gerekçeli temyiz dilekçesinin yasal süresi içerisinde verildiğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, davalının temyiz talebinin süreden reddine ilişkin Mahkemenin 31/10/2016 tarihli ve E.2015/71, K.2016/1045 sayılı ek kararının kaldırılmasına, davalının temyiz itirazlarının esasının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.

2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz talebinin reddine dair mahkeme ek kararının KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle esas ilişkin kararın ONANMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

KAYNAK : SİNERJİ MEVZUAT

Yorum Bırakın

Recent Articles

blank
Nisan 9, 2024
İcra Borcum Var Ne Yapmam Gerekir?
blank
Nisan 8, 2024
Eşcinsel Dolandırıcılığı Tuzağı Gay Gibi Şantaj ve İfşa Suçu
blank
Nisan 4, 2024
Kredi Kart Aidat İadesi Nasıl Alınır?
blank
Nisan 3, 2024
İmara Aykırı Yapılarda Devlet Ne Yapar? Pratik Özet
blank
Nisan 2, 2024
Oy Kullanmama Cezası Nedir?
blank
Nisan 1, 2024
Yapı Tatil Zaptıyla İmara Aykırı Yapının Düzeltilmesi İçin 30 Gün Süre Verilmezse Ne Olur?
blank
Nisan 1, 2024
Yapı Tatil Tutanağı Nasıl Düzenlenir ve İptal Edilir
blank
Mart 29, 2024
Kıdem Tazminatında Tavan Uygulama Sınırı Nedir?
blank
Mart 29, 2024
Ortaklığın Giderilmesi İzalei Şuyu Davası Açılamayan Yasak Olan Haller
blank
Mart 28, 2024
KVKK AYDINLATMA METNİ
blank
Mart 27, 2024
Ramazan Ayında Oruçlu İşçi Yemek Ücreti İsteyebilir Mi?
blank
Mart 25, 2024
İş Sözleşmesinin Kötü Niyetle Feshinde Kötü Niyet Tazminatı
blank
Mart 22, 2024
İmar Planına Karşı İptal Davası ve İtiraz
blank
Mart 22, 2024
Öğlen Yemek Molası Yapmayan İşten Erken Çıkabilir Mi?
blank
Mart 21, 2024
Engelli Heyet Sağlık Raporuna Karşı İptal Davası Nasıl Açılır?
× Avukata Sor