Bir işçi düşünün. Alacağını tahsil edemediği için dava açıyor. Dava devam ederken bilirkişi raporuyla gerçek alacak miktarı ortaya çıkıyor. Bu kez eksik kalan kısmı talep etmek istiyor. Ancak mahkeme, “Bu dava zaten görülüyor, ikinci kez talep edemezsin” diyerek davayı reddediyor.
Peki gerçekten öyle mi?
Anayasa Mahkemesi 2025 tarihli önemli bir kararında bu yaklaşımı inceledi ve mahkemeye erişim hakkı yönünden değerlendirme yaptı.
Derdestlik Nedir? Hangi Durumlarda Dava Şartı Sayılır?
6100 sayılı HMK m.114’e göre derdestlik bir dava şartıdır.
Aynı taraflar arasında, aynı konuya ilişkin ve aynı sebebe dayanan bir dava hâlen görülüyorsa ikinci dava açılamaz.
Buradaki kritik nokta şudur:
- Aynı taraflar mı?
- Aynı talep sonucu mu?
- Aynı hukuki sebep mi?
Bu üç unsur birlikte yoksa derdestlik oluşmaz.
Anayasa Mahkemesi kararında da tartışılan mesele tam olarak budur .
Belirsiz Alacak Davası Açıldıktan Sonra Ek Dava Açılabilir mi?
HMK m.107 belirsiz alacak davasını düzenler.
Eğer alacak miktarı dava açılırken tam olarak belirlenemiyorsa, davacı asgari bir miktarla dava açabilir. Daha sonra bilirkişi raporu veya karşı tarafın verdiği bilgilerle gerçek miktar ortaya çıktığında talep artırılabilir.
Somut olayda başvurucu:
- İlk davada 100 TL fazla mesai talep etti.
- Bilirkişi raporu 15.688 TL alacak olduğunu ortaya koydu.
- Islah harcı yatırılmadı.
- Bunun üzerine ek dava açıldı.
Mahkeme ise ikinci davayı “derdesti dava şartı yokluğu” nedeniyle reddetti.
Aynı Alacak İçin İkinci Dava Açmak Kesin Hüküm veya Derdestlik Sayılır mı?
Bu sorunun cevabı teknik ama çok önemli.
HMK m.303’e göre kesin hüküm oluşabilmesi için:
- Aynı taraflar,
- Aynı dava konusu,
- Aynı talep sonucu gerekir.
Kararda dikkat çeken husus şudur:
İlk davada yalnızca 100 TL talep edilmiştir.
Ek davada ise 15.000 TL’yi aşan farklı bir talep söz konusudur.
Anayasa Mahkemesi değerlendirmesinde, talep sonucunun birebir aynı olmadığına vurgu yapmıştır 20260211-20
Yani miktar bakımından farklılık vardır.
Bu durumda otomatik olarak “derdesti” denilmesi, şekli bir yorumdur.
Mahkemeye Erişim Hakkı Ne Zaman İhlal Edilir?
Anayasa m.36’ya göre herkes adil yargılanma hakkına sahiptir.
Bu hak yalnızca duruşmaya katılma hakkı değildir.
Mahkemeye fiilen ulaşabilme ve uyuşmazlığın esası hakkında karar aldırabilme hakkıdır.
Kararda açıkça şu değerlendirme yapılmıştır:
- Davanın derdestlik nedeniyle reddi,
- Esasın incelenmemesi,
- Şekli bir gerekçeyle davacının alacağına ulaşmasının engellenmesi
mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder.
Anayasa Mahkemesi, kanunun uygulanmasında hataya düşüldüğünü ve bu nedenle hak ihlali oluştuğunu belirtmiştir 20260211-20
Anayasa Mahkemesi Kararı Ne Sonuç Doğurdu?
Kararın hüküm kısmında:
- Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verildi.
- Yeniden yargılama yapılmak üzere dosya ilgili İş Mahkemesine gönderildi.
- Başvurucuya 30.664,10 TL yargılama gideri ödenmesine hükmedildi.
Bu sonuç son derece önemlidir.
Çünkü Anayasa Mahkemesi şunu söylemiştir:
Dava şartları katı ve mekanik yorumlanamaz.
Hakkın özünü ortadan kaldıracak şekilde uygulanamaz.











