Jandarma Disiplin Cezası Nasıl İptal Edilir?
Bir jandarma astsubay hakkında, gece yapılan denetimde karakolda bazı disiplinsizliklerin tespit edildiği gerekçesiyle disiplin işlemi başlatılıyor. İdareye göre sorun basit değil. Davacının emri altındaki personel üzerindeki gözetim ve denetim görevini gereği gibi yerine getirmediği, nöbet devir teslim defterini doldurmadığı, imzalamadığı, diğer nöbetçilere de imzalatmadığı ve nöbet yerinde bulunmayıp yemek yemek için üst kattaki lojmana gittiği ileri sürülüyor. Bu tespitler üzerine 7068 sayılı Kanun’un 8/3-a-13 maddesi uyarınca davacıya 3 gün aylıktan kesme cezası veriliyor. İlk derece mahkemesi de bu cezayı hukuka uygun buluyor. Davacı ise bu noktada durmuyor. Hakkındaki işlemin tipiklik ilkesine aykırı olduğunu, isnat edilen eylemlerin somut, kesin ve yeterli delillerle ortaya konulmadığını ileri sürerek kararı istinafa taşıyor. Dosya bu haliyle Bölge İdare Mahkemesi önüne geliyor. Tam da burada asıl hukuki uyuşmazlık netleşiyor: Mesele yalnızca davacının fiili işleyip işlemediği değil; bu sonuca götüren disiplin soruşturmasının hukuka uygun bir heyet tarafından yürütülüp yürütülmediği meselesi. İzmir Bölge İdare Mahkemesi de dosyayı tam bu eksenden inceliyor ve son sözü burada söylüyor.
Jandarma personeline verilen disiplin cezası neden iptal edildi?
Dosyada davacı, Manisa Akhisar’da jandarma astsubay kıdemli çavuş olarak görev yapıyor. 06.10.2023 tarihinde gece 00.00’da yapılan denetimde karakolda ve görevli personelde bazı disiplinsizliklerin tespit edildiği tutanağa bağlanıyor. Bu tespitlerden hareketle davacının, emri altındaki personel üzerindeki gözetim ve denetim görevinde kayıtsız ve kusurlu davrandığı, nöbet devir teslim defterini doldurmadığı, imzalamadığı, nöbetçilerin imzasını da almadığı ve nöbet yerini terk ettiği değerlendirilerek hakkında disiplin soruşturması yürütülüyor. Sonuçta 7068 sayılı Kanun’un 8/3-a-13 maddesine dayanılarak üç gün aylıktan kesme cezası veriliyor.
Davacı ise bu işlemde hem maddi hem hukuki sorun bulunduğunu savunuyor. Kendi anlatımına göre, hakkında kurulan işlem tipiklik ilkesine aykırı. Fiilin varlığı somut, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulmuş değil. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin davayı reddetmesi de hukuka uygun değil. İstinaf başvurusu bu itirazlar üzerinden yapılıyor.
Bu dosyadaki asıl hukuki uyuşmazlık neydi?
Bu dosyanın önemli yanı burada. Dışarıdan bakınca uyuşmazlık, “davacı gerçekten nöbet görevini savsakladı mı” sorusuna indirgenebilir. Fakat Bölge İdare Mahkemesi uyuşmazlığı daha derin bir yerden kuruyor. Mahkemeye göre önce şu soruya cevap verilmesi gerekiyor: Disiplin soruşturmasını yapan heyet mevzuata uygun biçimde oluşturulmuş mu?
Çünkü disiplin hukukunda sonuca nasıl ulaşıldığı en az sonucun kendisi kadar önemlidir. İdare bir fiil isnat edebilir. Tutanak da düzenleyebilir. Fakat bu isnadın soruşturmaya dönüşmesi, soruşturmanın tarafsız ve objektif kişilerce yürütülmesi, raporun hukuka uygun bir heyet eliyle hazırlanması gerekir. O zeminde sorun varsa, verilen ceza da çöker. Mahkemenin kurduğu hukuki çerçeve budur.
7068 sayılı Kanun’a göre disiplin soruşturma heyeti nasıl kurulmalı?
Kararda 7068 sayılı Kanun’un iki maddesi özellikle öne çıkıyor. 8/3-a-13 maddesi, “görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek” fiilini üç günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını gerektiren fiiller arasında sayıyor. 14/2 maddesi ise disiplin soruşturmacısının kural olarak hakkında soruşturma yapılan kişinin üstü konumundaki kişi ya da kişiler arasından seçilmesini öngörüyor. Aynı hükümde, gerek görülmesi halinde, heyet başkanı hariç olmak üzere ast konumundaki kişilerin de heyete dahil edilebileceği belirtiliyor.
İlk bakışta idare lehine geniş bir alan varmış gibi görünebilir. Fakat mahkeme bu hükmü serbest bir takdir yetkisi gibi okumuyor. Tam tersine, istisnai düzenlemelerin gerekçesiz kullanılamayacağını kabul ediyor. Yani kanun her durumda astların heyette yer almasına sınırsız izin vermiyor. Böyle bir tercih yapılacaksa bunun neden gerekli görüldüğü dosyada görünmeli.
Mahkeme soruşturma heyetinde neyi hukuka aykırı buldu?
Dosyada soruşturma heyetinin, bir jandarma üsteğmen başkanlığında; bir jandarma astsubay kıdemli personel ile bir uzman jandarma çavuştan oluşturulduğu görülüyor. Davacı ise astsubay rütbesinde. Mahkeme, davacının rütbesi ve konumu dikkate alındığında, onun astı konumunda bulunan kişilerin heyette neden yer aldığının gerekçelendirilmediğini vurguluyor. İşte hukuka aykırılık burada bulunuyor.
Mahkemenin yaklaşımı çok net: Ast konumundaki kişilerin heyette yer alması, ancak kanundaki istisnai çerçeveye uygun biçimde ve gerekçesi ortaya konularak mümkün olabilir. Somut olayda ise bu tercih neden yapıldı, neden üst konumdaki başka personel görevlendirilmedi, neden böyle bir heyet yapısına ihtiyaç duyuldu; bunların hiçbiri dosyada açıklanmıyor. Bu durumda soruşturmanın objektiflik ve tarafsızlık zemini zedelenmiş oluyor.
Mahkeme fiilin gerçekleşmediğini mi söyledi?
Hayır. Karar burada dikkatli okunmalı. Mahkeme “davacı bu fiilleri hiç işlemedi” demiyor. “Nöbet yerini kesin terk etmedi” ya da “defteri mutlaka doldurdu” gibi bir tespit de yapmıyor. Mahkemenin söylediği şey şu: Bu cezaya dayanak yapılan soruşturma, hukuka uygun kurulmuş bir heyet eliyle yürütülmediği için, o soruşturmadan çıkan disiplin cezası da hukuken ayakta kalamaz.
Bu ayrım çok önemli. Çünkü disiplin hukukunda bazı dosyalar esastan, bazı dosyalar usulden bozulur. Bu karar ikinci grupta yer alıyor. Dosyayı çözen nokta fiilin kendisi değil, fiile ilişkin disiplin soruşturmasının kuruluş biçimi.
İlk derece mahkemesi neden hatalı bulundu?
İlk derece mahkemesi daha çok olayın maddi tarafına bakmış görünüyor. Denetim tutanağını, davacının gözetim ve denetim yükümlülüğünü, nöbet defterine ilişkin eksiklikleri ve nöbet yerinin terk edildiği iddiasını esas alarak işlemi hukuka uygun kabul etmiş. Bölge İdare Mahkemesi ise bunun eksik bir inceleme olduğunu düşünüyor. Çünkü ilk derece mahkemesi, cezaya dayanak olan soruşturma heyetinin hukuka uygun kurulup kurulmadığını belirleyici ağırlıkta değerlendirmemiş oluyor.
Başka bir deyişle ilk derece mahkemesi “ne oldu” sorusuna odaklanmış. İstinaf mahkemesi ise “bu sonuca hangi usulle ulaşıldı” sorusunu öncelemiş. Disiplin hukukunda çoğu zaman sonucu değiştiren de budur.
Kararın sonucu ne oldu?
İzmir Bölge İdare Mahkemesi, davacının istinaf başvurusunu kabul etti. Manisa 2. İdare Mahkemesi kararını kaldırdı. Disiplin cezasını iptal etti. Maaştan yapılan kesintinin de dava tarihi olan 23/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verdi. Bunun yanında yargılama giderleri ile vekâlet ücreti de davalı idareye yükletildi.




















