Sosyal medyada siyaset konuşulunca doz çok hızlı yükseliyor. İnsanlar da doğal olarak şunu soruyor: Bir siyasi partiye veya o partiyi destekleyenlere ağır söz söylenirse bu “halkın bir kesimini aşağılama” suçu olur mu? Yargıtay’ın bu kararına göre cevap net: Her ağır söz otomatik olarak TCK 216 kapsamına girmez. Çünkü bu maddede korunan gruplar sınırlı sayıda sayılmıştır. Siyasi parti ve destekçileri bu gruplardan biri değildir.
Olay neydi?
Sanık, Instagram’da bir siyasi partiye ve o partiyi destekleyenlere yönelik aşağılayıcı bir paylaşım yaptı. Savcılık bunu TCK 216/2 kapsamında suç saydı. İlk derece mahkemesi beraat verdi. İstinaf da bu kararı bozmadı. Dosya Yargıtay’a gitti. Yargıtay da beraati doğru buldu.
Yargıtay neden beraati doğru buldu?
Çünkü TCK 216/2 herkesi koruyan genel bir madde değildir. Bu suçun oluşması için hedef alınan kesimin sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayalı bir grup olması gerekir. Yargıtay, siyasi parti ve onu destekleyenlerin bu kapsamda olmadığını açıkça söyledi. Bu yüzden suçun unsurlarının oluşmadığı sonucuna vardı.
Kararın özü ne?
Kararın özü çok basit:
Bir siyasi partiye veya o partiyi destekleyenlere yönelik sözler, sırf bu nedenle TCK 216/2’deki “halkın bir kesimini alenen aşağılama” suçunu oluşturmaz. Çünkü siyasi aidiyet, maddede sayılan korunan gruplardan biri değildir.
Bu karar ne anlama geliyor?
Bu karar, sosyal medyada her sert siyasi ifadenin bu suçtan cezalandırılamayacağını gösteriyor. Fakat bu, her söz serbest demek değildir. Somut olaya göre başka suçlar ya da hukuki sorumluluklar ayrıca tartışılabilir. Yargıtay’ın söylediği şey daha dar: Bu olayda TCK 216/2 uygulanamaz































