Bir sabah cezaevinden gelen telefonlar artmaya başladı.
“Nitelikli dolandırıcılıktan yatıyorum, hâlâ ağır cezada mıyım?”
“Tutukluluk süresi değişti mi?”
“Bu düzenleme tahliyeye yol açar mı?”.
11. Yargı Paketi nitelikli dolandırıcılık suçunu ağır cezanın görevinden çıkardı mı?
Evet.
25.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme ile 5235 sayılı Kanun’da değişiklik yapıldı.
Bu değişiklikle birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu ağır ceza mahkemesinin görev alanından çıkarıldı ve asliye ceza mahkemesinin görevine verildi.
Ancak burada kritik bir geçiş hükmü var.
Ağır cezada görülmekte olan dosyalar asliye cezaya mı gönderilecek?
Hayır.
5235 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 7. madde açık:
- Hâlen ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan
- Ya da kanun yolu (istinaf/temyiz) aşamasında bulunan
dosyalarda sırf bu değişiklik nedeniyle görevsizlik veya bozma kararı verilemez.
Yani dava kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar aynı mahkemede devam eder.
O zaman değişikliğin pratikte hiçbir etkisi yok mu?
Hayır.
Asıl kritik etki tutukluluk süresi bakımından ortaya çıkıyor.
Nitelikli dolandırıcılıkta azami tutukluluk süresi artık ne kadar?
Burada CMK m.102 devreye giriyor.
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda:
- Azami tutukluluk süresi: 1 yıl
- Zorunlu hâllerde en fazla +6 ay
- Toplam: 1 yıl 6 ay
Yeni düzenleme sonrası nitelikli dolandırıcılık artık ağır cezanın görevine girmediği için, mantıken 1 yıl 6 aylık üst sınıra tabidir.
Aynı dosyada birden fazla dolandırıcılık suçu varsa tutukluluk uzar mı?
Hayır.
- Dosyada 5, 10 ya da 20 ayrı dolandırıcılık eylemi bulunması,
- Sanığın tutukluluk süresini otomatik olarak uzatmaz.
Tutukluluk süresi dosya bazlıdır, suç sayısına göre katlanmaz.
Ancak şahıs hakkında ülkenin farklı yerlerinde farklı farklı onlarca dosya varsa hepsinden ayrı tutukluluk kararı verilebilir.
“Ama dosya hâlâ ağır cezada görülüyor” denirse ne olacak?
İşte tartışma noktası burada.
Geçici 7. madde:
- Görev yönünden dosyanın ağır cezada kalacağını söylüyor.
- Tutukluluk rejimi bakımından açık bir istisna getirmiyor.
Bu nedenle güçlü bir hukuki yorum şudur:
Suç artık asliye cezanın görev alanındaysa,
tutukluluk süresi de asliye ceza rejimine tabi olmalıdır.
Bu görüş kişisel değerlendirme değil, CMK m.102’nin sistematiğine dayanan ciddi bir hukuki argümandır.
Bu gerekçeyle tahliye kararı verildi mi?
Evet.
Uygulamada:
- Bu argümanla yapılan tahliye taleplerinin kabul edildiği
- Hatta dosyadaki tüm tutuklu sanıkların tahliye edildiği örnekler mevcuttur.
Bu da şunu gösteriyor:
Mahkemeler bu yorumu ciddiye almaktadır.
Nitelikli dolandırıcılıktan uzun süredir tutuklu olanlar ne yapmalı?
Şu noktalar mutlaka değerlendirilmelidir:
- Tutukluluk süresi 1 yıl 6 ayı aşmış mı?
- Tutuklama kararları somut gerekçe içeriyor mu?
- Adli kontrol neden yetersiz görülmüş, açıkça açıklanmış mı?
- CMK m.101’de sayılan ölçülülük şartı gerçekten sağlanıyor mu?
Bu soruların cevabı çoğu dosyada hayırdır.
Bu gerekçe tahliye talebine eklenmeli mi?
Evet.
Nitelikli dolandırıcılıktan ağır cezada tutuklu yargılanan sanıklar ve müdafileri,
tahliye taleplerinde:
- 11 . Yargı Paketi
- 5235 sayılı Kanun Geçici 7. madde
- CMK m.102’deki 1 yıl 6 ay sınırı
birlikte ileri sürmelidir.
Bu gerekçe tek başına tahliye garantisi değildir,
ancak göz ardı edilmesi ciddi hak kaybına yol açabilir.
Uzun Lafın Kısası
- Nitelikli dolandırıcılık artık ağır cezanın görevi değil
- Açık Dosyalar ağır cezada kalmaya devam edebilir
- Ama tutukluluk süresi 1 yıl 6 ayla sınırlı olmalıdır
- Bu gerekçeyle tahliye kararları verilmektedir
Tutukluluk bir ceza değildir.
Geçici değil, ölçülü olmak zorundadır.
















