Unutulma Hakkı Nedir?

Günümüzde herkesin cebinde bir kamera var. Bir sınıfta, bir sokakta, bir işyerinde çekilen görüntüler saniyeler içinde internete düşüyor. O an için “önemsiz” görünen bir video, yıllar sonra kişinin mesleki itibarını, sosyal çevresini ve psikolojik bütünlüğünü zedeleyen kalıcı bir yüke dönüşebiliyor.
İşte tam bu noktada hukuk devreye giriyor ve şu soruyu soruyor: Geçmiş, sonsuza kadar peşimizi mi bırakmamalı?

Yargıtay’ın son yıllarda istikrarlı biçimde geliştirdiği yaklaşım, bu soruya net bir cevap veriyor: Hayır.


Unutulma hakkı nedir, kişisel verilerle nasıl bağlantılıdır, herkes bu haktan yararlanabilir mi?

Unutulma hakkı, bireyin geçmişte yaşadığı ve artık güncelliğini yitirmiş olayların, üstün bir kamu yararı bulunmadıkça, sürekli olarak toplumun erişimine açık tutulmamasını isteme hakkıdır.

Bu hak, doğrudan kişisel verilerin korunması ilkesine dayanır. Kişisel veri yalnızca ad-soyad veya kimlik bilgisi değildir; görüntü, ses kaydı, fotoğraf, mesleki faaliyet sırasında çekilmiş bir video da kişisel veridir.

Yargıtay’ın açık kabulüne göre;
– Kişi kamu görevlisi olsa bile,
– O an kamu hizmeti ifa ediyor olsa bile,
– Görüntü aleni bir ortamda çekilmiş olsa bile,

rızası olmadan kaydedilen ve yıllar boyunca internette dolaşımda kalan görüntüler kişisel veri niteliğini kaybetmez.

Unutulma hakkı; kişinin “geçmişi inkâr etme” hakkı değil, geleceğini geçmişe mahkûm etmeme hakkıdır.


YouTube gibi platformlardaki eski videolar eleştiri kapsamında mı değerlendirilir, yoksa kişilik hakkı ihlali sayılır mı?

Bu soru uygulamada en çok yanlış anlaşılan noktadır.
Her “eleştiri” hukuken korunmaz. Yargıtay burada çok net bir ayrım yapmaktadır.

Somut olayda; bir öğretmenin sınıf içinde, bilgisi ve rızası olmaksızın çekilen görüntüsü, yıllar boyunca YouTube üzerinde erişilebilir halde kalmıştır. İlk derece hâkimlikleri bu durumu “eleştiri” olarak değerlendirmiştir.

Ancak Yargıtay bu yaklaşımı isabetsiz bulmuştur. Çünkü:

– Ortada bir basın faaliyeti yoktur.
– Video, kamuoyunu bilgilendirme amacı taşımamaktadır.
– Aradan 5 yılı aşkın süre geçmiştir.
– Video artık güncel değildir.
– Toplumsal hafızaya katkı sunmamaktadır.
– Kişinin mesleki saygınlığını zedeleyici etki doğurmaktadır.

Bu şartlar altında Yargıtay, içeriğin eleştiri sınırlarını aştığını ve artık ifade özgürlüğü ile korunamayacağını açıkça kabul etmiştir.

Önemli nokta şudur:
Bir içerik ilk paylaşıldığı anda hukuka uygun olabilir. Ancak zaman, hukuka uygunluğu ortadan kaldırabilir.


Hangi şartlarda erişimin engellenmesi kararı verilir, Sulh Ceza Hakimliği nelere bakar?

5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında erişimin engellenmesi kararı verilebilmesi için suç işlendiğinin ispatı şart değildir. Bu çok kritik bir noktadır.

Sulh Ceza Hakimliği şu kriterleri birlikte değerlendirir:

– İçeriğin niteliği
– Yayında kaldığı süre
– Güncelliğini yitirip yitirmediği
– Tarihsel veri sayılıp sayılamayacağı
– Kamu yararına katkı sunup sunmadığı
– İçeriğe konu kişinin siyasetçi, ünlü ya da kamuoyu figürü olup olmadığı
– Kişinin rızasının bulunup bulunmadığı
– Kişisel veri ihlali ve mesleki itibar zedelenmesi

Yargıtay bu kararda özellikle şunu vurgulamıştır:
“Erişimin engellenmesi, ceza muhakemesinin sonucu beklenmeden uygulanabilecek bir koruma tedbiridir.”

Yani;
– “Suç yok” denilerek talep reddedilemez.
– “Basın özgürlüğü” otomatik kalkan değildir.
– Kişisel veri ve unutulma hakkı, ifade özgürlüğüyle denge içinde değerlendirilmelidir.


Hukuki denge nerede kuruluyor, bu karar neden emsal niteliğinde?

Bu kararın en önemli yönü şudur:
Yargıtay, unutulma hakkını soyut bir kavram olmaktan çıkarıp uygulanabilir bir denge testine dönüştürmüştür.

Ne mutlak ifade özgürlüğü ne de mutlak kişilik hakkı vardır.
Ölçülülük, güncellik ve kamu yararı yoksa; kişinin “artık unutulma” talebi hukuken korunur.

Bu yönüyle karar;
– Öğretmenler,
– Memurlar,
– Özel sektör çalışanları,
– Yıllar önce internete düşmüş görüntüler nedeniyle mağdur olan herkes için
son derece güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır.


Hukuk, geçmişte takılı kalmayı değil, geleceği korur

Hukuk, insanı hatalarıyla, talihsiz anlarıyla veya başkalarının eline verdiği bir kamera yüzünden ömür boyu yargılamaz.
Unutulma hakkı, bir lütuf değil; kişilik hakkının doğal sonucudur.

Yargıtay’ın bu kararı şunu net biçimde ortaya koymaktadır:
İnternette her görünen kalıcı olmak zorunda değildir.
Geçmiş, hukuken de geride bırakılabilir.

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 10/12/2018 tarihli ve 2018/7735 esas, 2018/13080 karar sayılı ilâmında; “…Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/6/2015 tarihli ve E.2014/4-56, K.2015/1679 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir : “…Unutulma hakkına gelince; unutulma hakkı ve bununla ilişkili olan gerektiği ölçüde ve en kısa süreliğine kişisel verilerin depolanması veya tutulması konuları, aslında kişisel verilerin korunması hakkının çatısını oluşturmaktadır. Her iki hakkın temelinde bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini, geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesini, kişisel verilerin kişi aleyhine kullanılmasının engellenmesini sağlamak yatmaktadır. Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır. Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir…” … Yukarıda yapılan açıklamalar ve genel ilkeler bağlamında somut olay değerlendirildiğinde; başvuruya konu haberlerin ilk kez yayınlandıkları tarihte, her hangi bir eleştiri veya yorum yapılmaksızın internet üzerinde yorumsuz biçimde yayınlanmalarının, olay tarihinde kişilik haklarına karşı bir saldırı veya ihlal içermediği, bu hâliyle ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceği, başvuranların beraat etmeleri sonucu, aradan geçen dokuz yıl sonra, haberin “güncellik” değerini yitirdiği, dolayısıyla haberin o tarihte “gerçeklik ve doğruluk” kriterlerini karşılamasının artık bir önemi kalmadığı, habere konu olan yargılama sürecinin tüm aşamalarıyla sona ermesiyle birlikte, habere konu olan kişiler için haksızlık içeren durumun, toplum tarafından öğrenilmesinin, geçmişte gerçeklik ve doğruluk payı varmış gibi ifşa edilmesi anlamına gelebileceği, dolayısıyla adı geçen habere istenildiği zaman ulaşılmasının, toplum açısından yanlış algılamaya yol açabileceği, başvuranların beraatle sonuçlanan bir yargı sürecinde gözaltına alınması ve tutuklanması süreçlerine dair haberin basının arşivinde bulunmasının, haberin kamu yararı için gelecekte hatırlanması veya istatistiki açıdan değerlendirilmeye alınması gibi işlevi de taşımadığı, dolayısıyla haberin yayında kalmasının, toplumun ilerlemesi, gelişmesi için bir katkı sağlamayacağı gibi, kamu yararına toplum hafızasında yer etmesi gibi bir etkisi de olmadığı, haberin içeriğini oluşturan kişilerin; toplumu temsil ve topluma hizmet etme gayesiyle seçilmiş veya atanmış siyasilerden olmadığı gibi, topluma kendini anlatma ve toplumu aydınlatma gayesiyle eser veren sanatçılardan veya aydınlardan da olmaması nedeniyle, suç geçmişlerine dair bilgilerin kamuyu ilgilendirmediği, ayrıca bu bilgilerin sadece devletin belirli organlarınca kayıt altında tutulabileceğinin, başvuranların isimlerinin ad ve soyadı şeklinde açıkça yazılması suretiyle “örgüt, fuhuş ve insan ticareti” gibi kelimelerin yanında anılmaya devam etmesinin, şeref ve haysiyetlerine karşı bir eylem olduğu gibi, bu nedenle gözaltına alındıkları bilgisinin arşivlenmesinin kişisel verilerin izinsiz olarak işlenmesi ve yayınlanması anlamına geleceği, yukarıda yer alan değerlendirmeler karşısında, başvuranların istememesine rağmen, geçmişlerinde yer eden olumsuz tecrübelere dair haberlere, toplum tarafından istenen her anda kolaylıkla ulaşılmasının başvuranların kişilik haklarını zedelediği, sonuç ve kanaatine varıldığından …”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.06.2015 tarihli, 2014/4-56 E. Ve 2015/1679 K. Sayılı kararında da;

“…Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 8. maddesinde yer alan özel yaşama saygı hakkı altında korunan “mahremiyet hakkı”nın, bireyin kendisi hakkındaki bilgileri kontrol edebilmesi şeklindeki hukuki çıkarlarını da içerdiği ifade edilmektedir. Zira bireyin kendisine ait herhangi bir bilginin, kendi rızası olmaksızın açıklanmaması, yayılmaması ve bu bilgilere başkalarının ulaşamaması kısacası kişiselverilerinin mahrem kalması konusunda hukuki menfaati bulunmaktadır. (Gülay Arslan Öncü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde Özel Yaşamın Korunması, Beta Yayınları, İstanbul 2011, s.182)

Unutulma hakkı nedir?

Unutulma hakkı; kişinin geçmişte yaşadığı, artık güncelliğini yitirmiş olaylara dair içeriklerin üstün bir kamu yararı yoksa, internet ortamında sürekli erişilebilir kalmasının engellenmesini isteme hakkıdır. Uygulamada çoğunlukla “erişimin engellenmesi” talebiyle gündeme gelir.

Unutulma hakkı Türkiye’de hangi kanunda yazıyor?

Tek bir maddede “unutulma hakkı” başlığıyla düzenlenmiş değildir. Ancak 5651 sayılı Kanun (m.9), Türk Medeni Kanunu (m.24-25), Anayasa’daki özel hayatın korunması (m.20) ve kişisel verilerin korunması ilkeleri üzerinden uygulanır. Yargı içtihatlarıyla somutlaştırılmıştır.

Unutulma hakkı ile kişisel verilerin korunması aynı şey mi?

Aynı şey değildir ama güçlü biçimde bağlantılıdır. Kişisel veri korunması “verinin hukuka uygun işlenmesi” ekseninde yürür. Unutulma hakkı ise özellikle “zaman geçti, içerik artık haksız etki doğuruyor” dediğimiz durumlarda devreye girer.

YouTube’daki video kişisel veri sayılır mı?

Evet. Görüntü ve ses kaydı kişisel veridir. Kişiyi belirlenebilir kılıyorsa, videonun kendisi kişisel veri niteliği taşır.

Birinin videosunu rızası olmadan paylaşmak suç mu?

Her olayda otomatik “suç” denemez. Ancak rıza dışı paylaşım bazı şartlarda suç oluşturabilir. Önemli olan şudur: 5651 m.9 kapsamında erişim engeli için “suç kesinleşmesi” şart değildir; kişilik hakkı ihlali yeterlidir.

Unutulma hakkı için mutlaka dava mı açılır?

Hayır. En pratik yol 5651 m.9 kapsamında Sulh Ceza Hâkimliğine başvurudur. Bazı durumlarda ayrıca Türk Medeni Kanunu’na dayalı tazminat/koruma davaları da gündeme gelebilir.

5651’e göre içerik kaldırma mı, erişim engeli mi daha doğru?

İdeal olan içerik kaldırmadır; mümkün değilse erişim engeli gündeme gelir. 5651 m.9, kişilik hakkı ihlalinde doğrudan hâkimlikten erişimin engellenmesini öngörür.

Erişimin engellenmesi kararı için “suç” şart mı?

Hayır. Erişimin engellenmesi bir koruma tedbiridir. Yayında suç unsuru bulunması şart değildir. Kişilik hakkı ihlali tespit edilirse erişim engeli kararı verilebilir.

“Eleştiri” denilince her şey serbest mi?

Değil. Eleştiri, ölçülü ve konu ile bağlantılı olmalıdır. Kişiyi küçük düşürmeye, itibarsızlaştırmaya, mesleki haysiyetini zedelemeye yönelen içerikler “eleştiri” kalkanıyla her zaman korunmaz.

Bir video yıllar sonra hâlâ yayında kalıyorsa bu tek başına ihlal sayılır mı?

Tek başına değil; ama çok güçlü bir kriterdir. Zaman geçtikçe “güncellik” ve “kamu yararı” zayıflar. İçerik artık kişinin hayatını haksız biçimde etkiliyorsa, unutulma hakkı lehine değerlendirme güçlenir.

Unutulma hakkı için kaç yıl geçmesi gerekir?

Kanunda sabit bir süre yoktur. Uygulama, içeriğin niteliğine göre değişir. Ancak “yıllarca yayında kalması” ve “güncelliğini yitirmesi” unutulma hakkı lehine önemli bir faktördür.

Güncellik kriteri ne demek?

İçeriğin hâlen toplumun güncel tartışmasına katkı sunması, haber değerini sürdürmesi anlamına gelir. Güncellik yoksa, içerik “arşiv” gibi görünse bile kişilik hakkı ihlaline dönüşebilir.

“Tarihsel veri” denilince ne anlaşılır?

Toplumun hafızasında kalması gerektiği kabul edilen, kamu yararı yüksek, geleceğe ışık tutan içeriklerdir. Her eski içerik tarihsel veri değildir. Sırf internette duruyor diye “tarihsel” sayılmaz.

Kamu yararı nedir, unutulma hakkını nasıl sınırlar?

Toplumun bilmesi gereken bir bilgi varsa, içerik daha uzun süre erişilebilir kalabilir. Siyasetçiler, kamu gücü kullananlar, ağır kamu yararı taşıyan olaylar gibi durumlarda unutulma hakkı daha dar yorumlanabilir.

Kamu görevlisi hakkında içerik kaldırılabilir mi?

Evet, kaldırılabilir. Kamu görevlisi olmak unutulma hakkını sıfırlamaz. İçerik kamu yararı taşımıyorsa, rıza yoksa ve yıllar sonra haksız etki doğuruyorsa erişim engeli mümkündür.

Öğretmen, memur gibi mesleklerde “mesleki itibar” neden önemli?

Çünkü mesleki itibar, kişinin toplumsal varlığının çekirdeğidir. Yargı, kişinin mesleki haysiyetini zedeleyen içeriklerin uzun süre erişilebilir kalmasını daha ağır ihlal olarak görebilir.

Sulh Ceza Hâkimliği başvurusu nasıl yapılır?

Dilekçe ile yapılır. URL’ler, içerik ekran görüntüleri, ihlalin açıklaması, neden artık güncel olmadığı, mesleki/kişisel etkileri, kamu yararı bulunmadığı argümanlarıyla sunulur.

Başvuruda hangi deliller etkili olur?

URL listesi, ekran görüntüsü, yayın tarihi, içerikle kişinin bağlantısını gösteren unsurlar, içerik nedeniyle yaşanan somut mağduriyetler (iş/meslek/itibar), arama motoru çıktıları, benzer emsal kararlar.

Erişim engeli kararı çıkarsa kim uygular?

Uygulamada karar, Erişim Sağlayıcıları Birliği üzerinden yerine getirilir. Platforma bildirim ve teknik uygulanma süreci bu mekanizma üzerinden işler.

Erişim engeli kaldırma ile aynı şey mi?

Hayır. Erişim engeli genellikle Türkiye’den erişimi engeller. İçerik platformda durabilir. Kaldırma ise içerik sağlayıcı tarafından yayından çıkarma anlamına gelir.

“Linki kaldırmak” ile “aramadan kaldırmak” aynı mı?

Değildir. Erişim engeli URL bazında olur. Arama motoru indeksinden kaldırma ise ayrı bir süreçtir. Pratikte birlikte talep edilebildiği senaryolar vardır.

Arama sonuçlarında çıkan içerik için unutulma hakkı nasıl kullanılır?

İçerik kişilik haklarını ihlal ediyor ve kamu yararı taşımıyorsa; hâkimlik yolu, içerik sağlayıcıya/yer sağlayıcıya başvuru ve arama motoru süreçleri birlikte değerlendirilebilir.

İçerik doğruysa yine de erişim engeli olur mu?

Olabilir. Yargı uygulamasında doğruluk tek başına yeterli değildir. Zaman geçmesiyle “güncellik” ve “kamu yararı” kaybolduysa, doğru içerik bile kişilik hakkını zedeleyebilir.

İçerik hakaret içermiyorsa unutulma hakkı uygulanmaz mı?

Uygulanabilir. Hakaret şart değildir. Kişilik hakkı ihlali; itibarsızlaştırma, özel hayatın gereksiz ifşası, rıza dışı görüntü yayımı gibi farklı şekillerde oluşabilir.

Unutulma hakkı başvurusu reddedilirse ne yapılır?

İtiraz yolları değerlendirilir. Ayrıca olayın niteliğine göre tazminat/koruma davaları, KVKK boyutu ve diğer hukuki yollar gündeme gelebilir.

KVKK ile unutulma hakkı birlikte ileri sürülebilir mi?

Evet. Özellikle görüntü/ses kaydı gibi kişisel veriler söz konusuysa KVKK argümanı çok güçlendirir. Ancak pratik yol genellikle 5651 m.9 üzerinden hızlı korumadır.

“Basın özgürlüğü” her zaman üstün mü?

Hayır. Basın ve ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasında denge kurulur. Basın faaliyeti yoksa veya içerik kamu yararı taşımıyorsa, kişilik hakları daha ağır basabilir.

Unutulma hakkı kapsamında hangi ölçütler birlikte değerlendirilir?

İçeriğin niteliği, yayında kaldığı süre, güncelliğini yitirme, tarihsel veri sayılıp sayılmayacağı, kamu yararı, kişinin tanınmışlığı/siyasetçi olup olmadığı, içerik-kişi bağlantısı, ölçülülük ve somut mağduriyet.

Related Posts

Engelli Bireyin Osurma ve Altına Kaçırma Anını Yayınlamak Suçtur mu?

TCK 134’e Göre Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Sayılır mı? Son günlerde sosyal medyada büyük tepki çeken bir video gündeme geldi. “Testo Taylan” ismiyle bilinen içerik üreticisinin paylaştığı videoda, engelli bir bireyin osurup altına kaçırdığı anlar mizahi içerik olarak sunuluyor. Ancak...

Yorum Bırakın

Recent Articles

Nisan 10, 2026
Levent’teki terör saldırısında ne oldu, neden bu kadar tepki çekti?
Nisan 10, 2026
Daini mürtehin nedir?
Nisan 9, 2026
Ayahuasca Çayı Uyuşturucu mu? Yusuf Güney Tartışmaları ve “Özendirme” Suçu Açısından Hukuki Değerlendirme
Nisan 9, 2026
Murakabe ne demek? Hukuki anlamı nedir?
Nisan 9, 2026
Tarım Arazisine Ev Yapılır mı? Yeni Yönetmelikle Ceza, Yıkım ve Tapu Riski Büyüdü
Nisan 8, 2026
Nikâh salonunda son anda itiraz edilirse ne olur?
Nisan 8, 2026
Yamyam demek hakaret mi sayılır? Hangi durumda suç oluşur?
Nisan 6, 2026
TCK 216’da Sosyal Sınıf Ne Demek? Hangi Gruplar Bu Kapsama Girer, Hangileri Girmez?
Nisan 6, 2026
Siyasi partiye ağır söz söylemek TCK 216’dan ceza aldırır mı?
Mart 31, 2026
Apartman yönetimi borç listesini panoya asarsa KVKK cezasını kim öder?
Mart 30, 2026
Monşer ne demek?
Mart 30, 2026
Sicil Notu Düşürülen Asker Dava Açarsa Ne Olur? Gerekçesiz Düşük Sicil Notu İptal Edilebilir mi?
Mart 30, 2026
Denetim Yapmayan Jandarma Cezayı Nasıl İptal Ettirdi?
Mart 26, 2026
Trafikte biri sana küfür etti.Sinirlendin. Gaza bastın. Peşine düştün.
Mart 25, 2026
Müşterek Avarya Nedir? Dispeç Nasıl Yapılır? Deniz Ticaret Hukukunun En Kritik Mekanizması