Down Sendrom Ayrımcılık
Bir çocuğun “oyun” isteği, yetişkin dünyasının en çıplak aynasıdır. Bir AVM’deki oyun alanına girmek isteyen Down sendromlu bir çocuğa “ya zarar verir ya zarar görür” denildiğinde mesele artık jeton, top havuzu, kural tabelası olmaktan çıkar.
Mesele, kamuya açık bir hizmette “kimlerin görünür, kimlerin görünmez” sayıldığıdır. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) de tam bu noktadan baktı ve GİMSA Park AVM şubesindeki oyun alanı olayında ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verdi (TİHEK Kurul Kararı: 2025/694).
Üstelik 204.285 TL idari para cezası uyguladı ve kararı kamuoyuna duyurdu.

Bu olayda TİHEK neyi inceledi, olay tam olarak neydi?
TİHEK, medyada yer alan “Down sendromlu çocuğun öğretmeniyle birlikte AVM’deki oyun alanına alınmadığı” iddiaları üzerine resen inceleme başlattı. Resen incelemenin dayanağı, Kurumun ayrımcılık yasağı ihlallerini başvuru olmasa da inceleme yetkisidir (6701 s. Kanun m.9/1-g).
Olay özetle şöyle anlatıldı:
- Mağdur çocuk: Down sendromlu M.A.Y. (velayeten H.Ö.Y.)
- Yer: Ankara Etimesgut / GİMSA Park AVM’deki oyun alanı
- İddia: Çocuk, “diğer çocuklara zarar verebilir / zarar görebilir” gibi varsayımlarla oyun alanına alınmadı; öğretmenin refakat etme talebi “yetişkin havuza giremez” gerekçesiyle reddedildi.
- Şirket savunması: Ayrımcılık yok. Top havuzunda güvenlik için 90-140 cm boy sınırlaması var. Yetişkin havuza giremez. Jeton satıldı; bu da ayrımcılık olmadığını gösterir.
- Veli ve öğretmen beyanı: Jeton satışı iddiası gerçeği yansıtmıyor. Boy sınırlamasına dair tabela yoktu, boy ölçümü yapılmadı. Asıl gerekçe “özel gereksinimli çocuklar zarar verebilir” yaklaşımıydı ve video kaydı bunu gösteriyor.
TİHEK, dosya kapsamındaki video ve beyanlara bakarak, olayın “engelliliğe dayalı ayrı tutma” olup olmadığını inceledi (6701 s. Kanun m.2/a ve m.4).
“Özel işletme” oyun alanına engelli çocuğu almama hakkına sahip mi?
Kısa cevap: Hayır. Çünkü mesele “özel mülkiyet” değil; kamuya açık hizmet sunulmasıdır.
TİHEK kararının omurgası şu mantığa dayanıyor:
- Oyun alanı, AVM içinde ve halka açıksa, fiilen kamuya açık hizmet niteliği taşır.
- Kamuya açık hizmet sunan özel hukuk tüzel kişileri, hizmetten yararlanmak isteyen kişilere karşı ayrımcılık yapamaz (6701 s. Kanun m.5).
- Ayrımcılık temellerinden biri de engelliliktir (6701 s. Kanun m.3).
- Engellilerin toplumdan tecrit edilmesi ve ayrı tutulmasının önlenmesi gerekir (5378 s. Kanun m.4/B).
- Çocuk söz konusuysa “üstün yarar” ilkesi, dışlama ile değil kapsayıcı önlemle korunur (ÇHS m.3 ve m.31 – karar metninde uluslararası metinlere atıf yapılıyor).
Bu yüzden “burası özel işletme, kuralı ben koyarım” yaklaşımı, kamuya açık hizmetlerde sınırsız bir serbestlik anlamına gelmez. Özel işletme, eşit erişim ve ayrımcılık yasağı sınırları içinde kalmak zorundadır.
Boy sınırlaması, güvenlik gerekçesi, “üstün yarar” iddiası ayrımcılığı haklı çıkarır mı?
Bu soru kararda kritik. Çünkü çoğu ayrımcılık dosyasında savunma aynı yerden gelir: “Güvenlik için yaptık.”
TİHEK burada üç teknik eşiğe bakıyor (kararın değerlendirme kurgusu):
1) Farklı muamele var mı?
Down sendromlu olduğu fark edilince çocuğun alana alınmaması, TİHEK’e göre farklı muameledir. Bu konuda tereddüt yok.
2) Farklı muamele “haklı ve meşru” bir gerekçeye dayanıyor mu?
Şirket, boy sınırlaması iddia etti. Ancak TİHEK, video ve dosya içeriğine göre şunları tespit etti:
- Görevli, çocuğu boyu nedeniyle değil, “özel gereksinimi nedeniyle zarar verebilir/zarar görebilir” gerekçesiyle geri çevirmiş görünüyor.
- Dosyada, her çocuk için standart boy ölçümü yapıldığına, tüm çocuklara ayrım gözetmeksizin aynı kuralın uygulandığına veya boy sınırını gösteren uyarıcı panonun varlığına ilişkin somut delil yok.
- “Zarar verebilir” savı, ölçülebilir bir risk analizine dayanmıyor; genel varsayım ve önyargı düzeyinde kalıyor.
Bu nedenle TİHEK, gerekçeyi objektif-makul görmüyor. Bu yaklaşım, ayrımcılığın tipik görünümüdür: “kanıta dayalı risk” yerine “stigma ve aşırı korumacı refleks” (karar metninin diliyle) belirleyici hale gelmiştir.
3) Ölçülülük var mı, daha hafif önlem mümkün mü?
Diyelim ki güvenlik endişesi var. O zaman soru şudur: “Tamamen dışlamak yerine, olumsuz etkiyi azaltacak önlemler alınabilir miydi?”
TİHEK’e göre işletme:
- Refakatçi/uyumlaştırıcı bir çözüm üretmemiş,
- Öğretmenin eşlik etmesine izin vermemiş,
- Böylece çocuğun hizmete erişimini fiilen imkânsız kılmış.
Bu tablo, ölçülülük bakımından da ihlale götürüyor.
Teknik not: Ayrımcılık dosyalarında “ispat yükü” tartışması da önemlidir. Başvuran/mağdur taraf kuvvetli emare ve karine ortaya koyduğunda, karşı tarafın ayrımcılık yapmadığını ispat etmesi beklenir (6701 s. Kanun m.21). Bu olayda video kaydı ve tutarlı beyanlar, “kuvvetli emare” eşiğini güçlendiren faktörlerdir.
TİHEK bu olayı hangi ayrımcılık türü olarak gördü?
Karar, olayı ağırlıklı olarak “ayrı tutma (segregation)” ekseninde kuruyor.
- Ayrı tutma; bir kişinin, kanunda sayılan temellerden biri nedeniyle diğerlerinden ayrı tutulmasıdır (6701 s. Kanun m.2/a).
- Ayrımcılık türleri arasında “ayrı tutma” açıkça sayılmıştır (6701 s. Kanun m.4).
Somut olayda, yaşıtları içeri alınırken çocuğun yalnızca engelliliği nedeniyle dışlanması, “ayrı tutma” kalıbına doğrudan oturuyor.
Bu kararda şirket hakkında hangi yaptırım uygulandı, itiraz yolu var mı?
TİHEK kararının sonuç kısmı net:
- Ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verildi.
- Muhatap şirket hakkında 204.285,00 TL idari para cezası uygulandı.
- Kararın taraflara tebliğine ve kamuoyuna duyurulmasına hükmedildi.
- Karara karşı, tebliğden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesine başvuru yolu açık bırakıldı.
Pratikte bu şu anlama gelir: TİHEK’in idari yaptırımı, idari yargıda dava konusu edilebilir. Ancak idari yargı süreci, “karar kesinleşti mi?” tartışmasını ayrıca doğurur. Buna rağmen TİHEK kararı, özellikle işletmeler açısından itibar ve uyum boyutunda çok güçlü bir referans metnidir.
Benzer olaylar yaşanırsa aileler ve işletmeler neyi doğru yapmalı?
Aile/öğretmen tarafı pratik adımlar
- Olay anında tartışmayı büyütmeden, somut beyanı netleştirin: “Engelli olduğu için mi almıyorsunuz?”
- Mümkünse görüntü/ses kaydı ve tanık ile olayı belgelendirin.
- İşletmeden yazılı açıklama veya kural metni isteyin.
- Ayrımcılığa ilişkin başvuru kanalları: TİHEK başvurusu (6701 s. Kanun m.17), ayrıca koşullarına göre idari başvurular ve tazminat/ceza boyutu ayrıca değerlendirilebilir.
İşletme tarafı pratik uyum adımları
- “Güvenlik” gerekçesi kullanılacaksa, herkes için uygulanabilir, ölçülebilir, yazılı ve görünür kurallar olmalı.
- Kurala dayanılıyorsa, olay anında kuralın gerçekten uygulanması gerekir (örneğin boy ölçümü iddia ediliyorsa fiilen ölçüm yapılmalı, uyarı tabelası bulunmalı, standart prosedür işletilmeli).
- En kritik başlık: makul düzenleme yaklaşımı. Kamuya açık hizmette erişilebilirliği sağlamak için çözüm üretmek, dışlamaktan daha güvenli ve daha hukuka uygundur (6701 s. Kanun m.5’in mantığı).
- Personel eğitimi, kriz yönetimi ve kapsayıcılık protokolü yoksa, benzer olaylar tekrar eder.
TİHEK Ayrımcılık Kararına Dayanarak “Oyun Alanına Alınmadım” Diyorsanız…
“AVM oyun alanı çocuğumu içeri almadı, ne yapabilirim?”, “Engelli çocuğu oyun parkına almamak suç mu?”, “Down sendromlu çocuğa ayrımcılık yapan işletmeye nasıl ceza verilir?” gibi sorularla arayış içindeyseniz, önce olayı doğru belgeleyin.
Sonra hangi yolun sizin için daha etkili olacağını belirleyin. Bazı dosyalarda TİHEK başvurusu hızlı bir idari sonuç üretir. Bazı dosyalarda ise idari süreçle birlikte başka hukuki yollar da gündeme gelir. Her olayın ayrıntısı farklıdır. Bu yüzden, elinizdeki delillere göre strateji kurmak gerekir.
















