Miras Paylaşım Davaları Nasıl Açılır?
Aile içinde miras konusu çoğu zaman ölümden çok önce konuşulmaya başlanır. Baba sağdır, anne sağdır, çocuklar kendi aralarında “şu tarla sana, şu ev bana, bu arsa kardeşimize kalsın” diye anlaşmak ister. Bazen bir mirasçı sağlığında bir mal alır ve karşılığında ileride bazı tarlalardan hak istemeyeceğini söyler. En sık karşılaşılan cümle şudur: “Ben 5 numaralı malı aldım, 1-2-3 numaralı tarlalardan feragat ediyorum.”
Bu cümle günlük hayatta anlaşılırdır. Hukukta ise tek başına yeterli değildir. Çünkü muris sağken yapılan işlem ile murisin ölümünden sonra yapılan miras paylaşımı aynı şey değildir. Bu ayrım doğru kurulmazsa, aile içinde herkesin kabul ettiği düşünülen belge yıllar sonra geçersizlik, tenkis, denkleştirme, tapu iptal ve tescil veya ortaklığın giderilmesi davasına dönüşebilir.
Muris sağken miras taksimi yapılabilir mi?
Muris sağken teknik anlamda miras taksimi yapılamaz. Çünkü miras, kişinin ölümüyle açılır. Ölüm gerçekleşmeden önce ortada hukuken açılmış bir miras, kesinleşmiş tereke ve kazanılmış miras payı yoktur. Türk Medeni Kanunu’nda mirasın ölümle açıldığı açıkça düzenlenmiştir.
Bu yüzden halk arasında “babamız sağken mirası paylaştık” denildiğinde, yapılan işlemin hukuki niteliği ayrıca incelenmelidir. Bu işlem bazen satış olur. Bazen bağış olur. Bazen vasiyetname olur. Bazen miras sözleşmesi olur. Bazen mirastan feragat sözleşmesi olur. Bazen de henüz açılmamış miras hakkında yapılan ve geçerliliği tartışmalı hale gelen bir belge olur.
Doğru soru şudur:
İşlem muris sağken mi yapıldı, yoksa murisin ölümünden sonra mı?
Bu soru cevaplanmadan “miras taksimi geçerli mi?” sorusuna sağlıklı cevap verilemez.
Miras bırakan ölmeden kardeşler kendi aralarında mirası paylaşabilir mi?
Mirasbırakan sağken kardeşlerin kendi aralarında “ileride bu mal senin, bu mal benim olacak” diye belge imzalaması güvenli bir yol değildir. Çünkü Türk Medeni Kanunu m. 678’e göre mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın, bir mirasçının henüz açılmamış miras hakkında diğer mirasçılarla veya üçüncü kişiyle yaptığı sözleşmeler geçerli değildir. Böyle bir sözleşmeye göre verilen şeyler de geri istenebilir.
Bu hüküm çok önemlidir. Çünkü muris sağken çocuklar kendi aralarında anlaşsa bile, murisin katılımı veya izni yoksa ortada ciddi bir geçerlilik sorunu doğar.
Örneğin üç kardeş kendi aralarında şöyle bir belge düzenlerse:
“Babamız öldüğünde 1 numaralı tarla Ahmet’in, 2 numaralı tarla Mehmet’in, 3 numaralı tarla Ayşe’nin olacaktır.”
Baba bu sözleşmede taraf değilse veya açık izni yoksa, bu belge ileride beklenen sonucu doğurmayabilir. Aile içinde “biz anlaştık” denilmesi başka şeydir, hukuken geçerli ve uygulanabilir bir miras planı yapılması başka şeydir.
Muris öldükten sonra mirasçılar kendi aralarında mirası nasıl paylaşır?
Muris öldükten sonra durum değişir. Artık miras açılmıştır. Mirasçılar belirlenmiştir. Tereke oluşmuştur. Birden fazla mirasçı varsa tereke üzerinde elbirliği mülkiyeti doğar. Bu aşamada mirasçılar kendi aralarında yazılı paylaşma sözleşmesi yapabilir.
Türk Medeni Kanunu m. 676’ya göre mirasçılar arasında payların oluşturulması, fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerinde elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesi de kabul edilebilir. Bu sözleşmenin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: TMK m. 676 anlamındaki paylaşma sözleşmesi, mirasbırakan öldükten sonra yapılır. Muris hayattayken yapılan işlem, bu madde kapsamındaki klasik miras paylaşma sözleşmesi değildir.
Muris sağken miras paylaşımı değil, miras planlaması yapılır
Muris sağken yapılabilecek işlem “miras taksimi” değil, doğru ifadeyle “miras planlamasıdır”. Bu planlama farklı hukuki araçlarla yapılabilir.
Muris sağken malını satabilir. Bağışlayabilir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapabilir. Vasiyetname düzenleyebilir. Miras sözleşmesi yapabilir. Muhtemel mirasçısıyla mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Bazı durumlarda mirasbırakanın katılımı veya izniyle henüz açılmamış miras hakkında sözleşme de gündeme gelebilir.
Fakat bunların her biri aynı sonucu doğurmaz. Her birinin şekli, sonucu, dava riski ve mirasçılar üzerindeki etkisi farklıdır.
Bu nedenle aile içinde mal paylaşımı yapılacaksa önce şu tespit yapılmalıdır:
Amaç bugünden mal devretmek mi, ölümden sonra kimin ne alacağını belirlemek mi, yoksa bir mirasçının belirli mallardan ileride hak istememesini sağlamak mı?
Bu üç amaç için kullanılacak hukuki araç aynı değildir.
Bir mal alıp belirli tarlalardan mirastan feragat etmek mümkün mü?
Evet, doğru şekilde hazırlanırsa mümkündür.
Bir kişi tüm mirastan çıkmadan, sadece belirli mallar üzerindeki miras hakkı beklentisinden feragat edebilir. Örneğin bir mirasçı 5 numaralı malı almışsa, bunun karşılığında mirasbırakanın ölümü halinde 1, 2 ve 3 numaralı tarlalar üzerinde miras hakkı istemeyeceğini kabul edebilir.
Bu işlem teknik olarak şu şekilde adlandırılabilir:
Belirli taşınmazlarla sınırlı, ivazlı, kısmi mirastan feragat sözleşmesi.
Buradaki “ivazlı” kelimesi, feragatin bir karşılık alınarak yapıldığını ifade eder. Karşılık para olabilir, taşınmaz olabilir, araç olabilir, şirket hissesi olabilir. Karşılık olarak bir mal devredilebilir. Türk Medeni Kanunu m. 528, mirasbırakanın bir mirasçısıyla karşılıksız veya bir karşılık sağlayarak mirastan feragat sözleşmesi yapabileceğini düzenler.
Akademik görüşlerde de mirastan feragatin miras payının tamamı yanında bir kısmına veya belirli bir maldaki miras hakkına yöneltilebileceği kabul edilmektedir. Şeref Ertaş, miras payının tamamı yanında bir kısmından feragat edilebileceğini, hatta terekedeki belirli yerdeki villa veya fabrika gibi belirli bir maldaki miras hakkının feragate konu yapılabileceğini açıkça belirtmektedir.
“5 numaralı malı aldım, 1-2-3 numaralı tarlalardan feragat ediyorum” demek yeterli mi?
Hayır. Bu cümle günlük dilde anlaşılırdır, fakat sözleşme dili için eksiktir.
Çünkü bu ifade şu soruları cevapsız bırakır:
5 numaralı mal gerçekten feragat karşılığı mı verildi?
Feragat sadece 1, 2 ve 3 numaralı tarlalarla mı sınırlı?
Feragat eden diğer mallardan miras alabilecek mi?
Feragat edenin çocukları da bu feragatten etkilenecek mi?
1, 2 ve 3 numaralı tarlalar ileride satılırsa, kamulaştırılırsa veya imar uygulamasıyla başka parsele dönüşürse ne olacak?
Bu feragat belli kişi lehine mi yapıldı, yoksa genel olarak diğer mirasçılar lehine mi?
Bu sorular cevaplanmadan düzenlenen belge ileride tartışmaya açık hale gelir.
Doğru ifade şu mantıkla kurulmalıdır:
“Feragat eden, kendisine feragat karşılığı olarak verilen 5 numaralı mal nedeniyle, mirasbırakanın ölümü halinde yalnızca 1, 2 ve 3 numaralı taşınmazlar üzerindeki miras hakkı beklentisinden feragat eder. Bu feragat tüm mirasa ilişkin değildir. Feragat edenin diğer malvarlığı değerleri üzerindeki mirasçılık hakları saklıdır.”
Bu cümle, sözleşmenin amacını açık hale getirir.
Bu işlem mirastan feragat mi, yoksa sadece miras paylaşım planı mı?
Burada çok ince fakat sonucu büyük olan bir ayrım vardır.
Eğer taraflar sadece “hangi mal kime kalacak” diye bir düzenleme yapıyorsa, bu işlem mirastan feragat değil, mirasın ilerideki paylaşımına ilişkin bir taksim kuralı gibi değerlendirilebilir.
Ama tarafların amacı şu ise işlem feragat niteliği taşır:
“Ben bu malı aldım. Bu karşılık nedeniyle ileride şu taşınmazlarda miras hakkı istemeyeceğim.”
Bu durumda mirasçı, belirli mallar üzerindeki ileride doğabilecek miras hakkı beklentisinden vazgeçmektedir.
Hakan Albaş’ın çalışmasında da bu ayrım açık biçimde tartışılır. Belirli tereke değerleri üzerindeki haktan vazgeçme, tarafların gerçek iradesine göre feragat veya taksim kuralı olarak değerlendirilebilir. Eğer mirasçının toplam parasal hakkı azalmıyor, sadece hangi malı alacağı belirleniyorsa taksim kuralı; belirli tereke değeri üzerindeki haktan karşılık alarak veya almadan vazgeçiliyorsa feragat sözleşmesi niteliği ağır basar.
Bu yüzden sözleşmeye şu cümle mutlaka eklenmelidir:
“Taraflar, işbu sözleşmenin salt miras paylaşımına ilişkin bir taksim kuralı olmadığını; feragat edenin, aşağıda gösterilen taşınmazlar üzerindeki ileride doğabilecek miras hakkı beklentisinden, kendisine sağlanan ivaz karşılığında kısmen feragat ettiğini kabul ederler.”
Bu cümle, ileride sözleşmenin niteliği tartışıldığında güçlü bir dayanak sağlar.
Kısmi mirastan feragat sözleşmesi noterde yapılmak zorunda mı?
Evet. Mirastan feragat sözleşmesi adi yazılı belgeyle güvenli şekilde kurulamaz. Çünkü bu sözleşme, miras sözleşmesi niteliğindedir.
Türk Medeni Kanunu m. 545’e göre miras sözleşmesinin geçerli olması için resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Taraflar iradelerini resmi memura aynı zamanda bildirir ve sözleşmeyi resmi memur ile iki tanık önünde imzalar.
Bu nedenle aile arasında hazırlanan şu tür belgeler risklidir:
“Ben bu malı aldım, diğer tarlalardan vazgeçtim.”
Bu belge imzalı olsa bile, mirastan feragat sözleşmesi olarak şekil şartını taşımıyorsa beklenen sonucu doğurmayabilir.
Taşınmaz devri varsa ayrıca tapu işlemi yapılmalıdır. Noterde yapılan feragat sözleşmesi, tek başına tapuda mülkiyet devri sağlamaz. Feragat sözleşmesi miras hakkı beklentisine ilişkindir. Taşınmaz mülkiyeti ise tapuda yapılacak resmi işlemle devredilir.
Feragat eden kişi diğer miras mallarından pay alabilir mi?
Evet, sözleşmede açıkça saklı tutulmuşsa alabilir.
Örneğin feragat sadece 1, 2 ve 3 numaralı tarlalarla sınırlıysa, feragat eden kişi mirasbırakanın başka taşınmazlarından, banka hesabından, aracından, alacağından, şirket hissesinden veya sonradan edindiği mallardan miras payı alabilir.
Bunu güvenli hale getirmek için sözleşmeye şu cümle yazılmalıdır:
“İşbu feragat, mirasbırakanın tüm mirasına ilişkin olmayıp yalnızca aşağıda tapu bilgileri gösterilen taşınmazlarla sınırlıdır. Feragat edenin, mirasbırakanın bunlar dışında kalan mevcut ve ileride edinebileceği tüm malvarlığı değerleri üzerindeki mirasçılık hakları saklıdır.”
Bu ifade yoksa, karşı taraf ileride “sen mirastan feragat ettin, artık hiçbir şey isteyemezsin” diyebilir.
Feragat edilen taşınmazlar nasıl yazılmalı?
Sözleşmede “1 numaralı tarla”, “köydeki büyük yer”, “evin arkasındaki arsa” gibi aile içinde bilinen ifadeler kullanılmamalıdır.
Taşınmazlar tapu bilgileriyle yazılmalıdır:
İl, ilçe, mahalle veya köy, ada, parsel, yüzölçümü, nitelik ve tapu kaydı açıkça belirtilmelidir.
Çünkü yıllar sonra aile içi numaralandırma unutulur. Tarla bölünebilir. Parsel değişebilir. İmar uygulaması yapılabilir. Kamulaştırma olabilir. Bir taşınmaz başka taşınmaza dönüşebilir. Sözleşme ne kadar açık yazılırsa dava riski o kadar azalır.
1-2-3 numaralı tarlalar ileride satılırsa feragat devam eder mi?
Bu ihtimal sözleşmede açıkça düzenlenmelidir.
Mirasbırakan bugün 1, 2 ve 3 numaralı tarlalara sahip olabilir. Sözleşmeden sonra bu tarlaları satabilir. Kamulaştırma bedeli alabilir. Başka taşınmazla trampa edebilir. İmar uygulamasıyla parsel numarası değişebilir. İfraz veya tevhit yapılabilir.
Bu durumda feragat eden kişi ileride şöyle diyebilir:
“Ben eski tarlalardan feragat etmiştim. O tarlalar satılmış. Satış parasından veya yerine alınan maldan payımı isterim.”
Bu tartışmayı önlemek için sözleşmeye şu hüküm eklenmelidir:
“Feragate konu taşınmazların mirasbırakanın sağlığında satılması, devredilmesi, trampa edilmesi, kamulaştırılması, imar uygulamasına tabi tutulması, ifraz, tevhit veya parselasyon görmesi ya da başka bir ekonomik değere dönüşmesi halinde; feragat bu taşınmazların yerine geçen satış bedeli, kamulaştırma bedeli, ikame taşınmaz, imar parseli, alacak, tazminat ve sair ekonomik değerler bakımından da geçerlidir.”
Bu hüküm sözleşmeyi güçlendirir. Aksi halde feragatin kapsamı üzerinde yeni bir dava doğabilir.
Feragat edenin çocukları da bu sözleşmeden etkilenir mi?
Bu konu mutlaka ayrıca yazılmalıdır.
Türk Medeni Kanunu m. 528’e göre bir karşılık sağlanarak yapılan mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
Yani kişi 5 numaralı malı alıp 1, 2 ve 3 numaralı tarlalardan ivazlı olarak feragat ederse, sözleşmede aksi yazılmadıkça onun çocukları da bu feragatten etkilenebilir.
Eğer altsoy da feragatten etkilensin isteniyorsa şöyle yazılabilir:
“İşbu ivazlı kısmi feragat, feragat edenin altsoyu bakımından da hüküm doğurur. Feragat edenin altsoyu, yukarıda belirtilen taşınmazlar bakımından miras, saklı pay, tenkis, denkleştirme ve sair talepte bulunmayacaktır.”
Eğer sadece imza atan kişi feragat edecekse şöyle yazılmalıdır:
“İşbu feragat yalnızca feragat eden bakımından hüküm doğurur; feragat edenin altsoyu bakımından sonuç doğurmaz.”
Bu konu boş bırakılmamalıdır. Çünkü miras uyuşmazlıklarında en sert tartışmalardan biri şudur:
“Babam feragat etti ama ben torun olarak hak isteyebilir miyim?”
Bu sorunun cevabı sözleşmede baştan verilmelidir.
Diğer mirasçılar tenkis davası açabilir mi?
Evet, bazı durumlarda açabilir.
Mirastan feragat sözleşmesi yapılmış olması, diğer saklı paylı mirasçıların her türlü dava hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Özellikle feragat edene verilen 5 numaralı malın değeri çok yüksekse ve diğer mirasçıların saklı payını zedeliyorsa tenkis davası gündeme gelebilir.
Türk Medeni Kanunu m. 573’e göre mirasbırakan, mirastan feragat eden mirasçıya sağlığında terekenin tasarruf edilebilir kısmını aşan edimlerde bulunmuşsa diğer mirasçılar bunun tenkisini isteyebilir. Bu durumda mirastan feragat edenin sadece saklı payını aşan miktar tenkise tabi olur.
TMK m. 574 ise mirastan feragat eden kişiye geri verme aşamasında seçimlik hak tanır. Feragat eden, ister tenkise tabi değeri geri verir; isterse almış olduklarının tamamını terekeye geri vererek hiç feragat etmemiş gibi paylaşmaya katılır.
Bu nedenle sözleşme hazırlanırken değer dengesi ihmal edilmemelidir. Mümkünse feragat karşılığı verilen malın ve feragat edilen taşınmazlardaki muhtemel payın değeri tespit edilmelidir.
Sözleşmeye şu yönde bir hüküm konulabilir:
“Taraflar, feragat karşılığı verilen malın değeri ile feragat edilen taşınmazlar üzerindeki muhtemel miras hakkı arasında makul denklik bulunduğunu; feragat edenin bu karşılığı yeterli ve uygun ivaz olarak kabul ettiğini beyan ederler.”
Bu hüküm tenkis davasını kesin olarak engellemez. Fakat sözleşmenin ciddi, bilinçli ve ivazlı yapıldığını gösterir.
Feragat belli kişi lehine yapılırsa ne olur?
Bazen amaç sadece feragat edenin belirli tarlalardan hak istememesidir. Bazen de amaç daha özeldir: “Bu tarlalar şu kardeşe kalsın” denir.
Bu ikinci durumda sözleşme belli kişi lehine yapılmış olabilir. Türk Medeni Kanunu m. 529’a göre mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmışsa ve bu kişi herhangi bir sebeple mirasçı olamazsa feragat hükümden düşer. Feragat belli kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır.
Bu nedenle sözleşmede şu soru mutlaka cevaplanmalıdır:
Feragat belirli bir kişi lehine mi yapılıyor, yoksa genel olarak diğer mirasçılar lehine mi?
Birden fazla kişi lehine feragat varsa, içlerinden birinin mirasçı olamaması halinde feragatin diğerleri bakımından devam edip etmeyeceği de düzenlenmelidir.
Muris sağken yapılan mal devri mirastan feragat yerine geçer mi?
Hayır, kendiliğinden geçmez.
Muris sağken bir çocuğuna taşınmaz devretmiş olabilir. Bu devir tapuda satış gösterilmiş olabilir. Bağış yapılmış olabilir. Aile içinde “bu onun miras payına karşılık verildi” denmiş olabilir.
Fakat bu durum açıkça sözleşmeye bağlanmamışsa, ileride şu tartışmalar çıkar:
Bu satış gerçek satış mıydı?
Bağış mıydı?
Miras payına mahsuben mi verildi?
Feragat karşılığı mıydı?
Denkleştirmeye tabi mi?
Tenkise tabi mi?
Bu nedenle bir mal feragat karşılığı veriliyorsa, o malın feragat ivazı olduğu açıkça yazılmalıdır:
“Feragat eden, kendisine devredilen/verilen 5 numaralı malı işbu sözleşme kapsamında feragat ivazı olarak aldığını; bu kazandırmanın 1, 2 ve 3 numaralı taşınmazlar üzerindeki ileride doğabilecek miras hakkı beklentisinin ölümden önce kısmen tasfiyesi amacıyla yapıldığını kabul eder.”
Bu cümle, ileride çıkacak birçok tartışmayı baştan önler.
Miras taksim sözleşmesi ile mirastan feragat sözleşmesi arasındaki fark nedir?
Miras taksim sözleşmesi, mirasbırakan öldükten sonra mirasçılar arasında yapılır. Amaç, terekenin paylaşılmasıdır. TMK m. 676 kapsamında yazılı yapılması gerekir.
Mirastan feragat sözleşmesi ise mirasbırakan hayattayken, mirasbırakan ile muhtemel mirasçı arasında yapılır. Amaç, ileride doğabilecek miras hakkı beklentisinden tamamen veya kısmen vazgeçilmesidir. TMK m. 528 kapsamında düzenlenir ve resmi vasiyetname şeklinde yapılması gerekir.
Bu ayrım karıştırılırsa sözleşme yanlış kurulur. Yanlış kurulan sözleşme de miras açıldığında aileyi korumak yerine yeni davaların sebebi olur.
Yanlış yazılan miras belgelerinde en sık yapılan hatalar nelerdir?
En sık hata, “miras taksim sözleşmesi” başlığı altında muris sağken belge düzenlemektir. Muris sağken gerçek anlamda miras taksimi yapılamaz. O aşamada yapılan işlem, doğru hukuki kalıba oturtulmalıdır.
İkinci hata, tüm mirastan feragat anlamına gelebilecek genel ifadeler kullanmaktır:
“Mirasçı, mirastan feragat ettiğini kabul eder.”
Eğer amaç sadece belirli tarlalardan feragat ise bu cümle tehlikelidir. Daha doğru ifade şudur:
“Mirasçı, yalnızca aşağıda tapu bilgileri yazılı taşınmazlar üzerindeki ileride doğabilecek miras hakkı beklentisinden feragat eder. Diğer miras hakları saklıdır.”
Üçüncü hata, feragat karşılığının açık yazılmamasıdır. 5 numaralı malın feragat ivazı olduğu belirtilmelidir.
Dördüncü hata, altsoy hükmünün unutulmasıdır. Feragat edenin çocuklarının etkilenip etkilenmeyeceği açıkça yazılmalıdır.
Beşinci hata, taşınmazların tapu bilgileriyle yazılmamasıdır.
Altıncı hata, feragat edilen taşınmazların ileride satılması, kamulaştırılması veya başka değere dönüşmesi ihtimalinin düzenlenmemesidir.
Kısmi mirastan feragat sözleşmesinde kullanılabilecek örnek madde
Aşağıdaki madde, somut olaya göre uyarlanabilecek bir iskelet niteliğindedir:
Feragatin Niteliği, Kapsamı ve Karşılığı
Feragat eden, mirasbırakan tarafından kendisine feragat karşılığı olarak devredilen/verilen [5 numaralı malın açık bilgileri] nedeniyle, mirasbırakanın vefatı halinde terekeye dahil olması muhtemel [1 numaralı taşınmazın tapu bilgileri], [2 numaralı taşınmazın tapu bilgileri] ve [3 numaralı taşınmazın tapu bilgileri] üzerindeki yasal miras payı, saklı pay, tenkis, denkleştirme, tapu iptal ve tescil, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve miras hukukundan doğabilecek sair her türlü talep hakkından feragat ettiğini kabul eder.Taraflar, işbu sözleşmenin mirasın ilerideki paylaşımına ilişkin salt bir taksim kuralı olmadığını; feragat edenin yukarıda belirtilen taşınmazlar üzerindeki ileride doğabilecek miras hakkı beklentisinden, kendisine sağlanan ivaz karşılığında kısmen feragat ettiğini açıkça kabul ederler.
İşbu feragat, mirasbırakanın tüm mirasına ilişkin değildir. Feragat yalnızca yukarıda tapu bilgileri gösterilen taşınmazlarla ve bu taşınmazların yerine geçecek ekonomik değerlerle sınırlıdır. Feragat edenin, mirasbırakanın bunlar dışında kalan taşınır, taşınmaz, para, banka hesabı, alacak, araç, şirket hissesi ve sair malvarlığı değerleri üzerindeki mirasçılık hakları saklıdır.
Altsoy bakımından ise şu iki seçenekten biri tercih edilmelidir:
“İşbu ivazlı kısmi feragat, feragat edenin altsoyu bakımından da hüküm doğurur.”
veya:
“İşbu feragat yalnızca feragat eden bakımından hüküm doğurur; feragat edenin altsoyu bakımından sonuç doğurmaz.”
Bu tercih boş bırakılmamalıdır.
Baba sağken miras paylaşımı yapmak isteyen aileler neye dikkat etmeli?
Baba veya anne sağken aile içinde miras düzeni kurulacaksa önce işlem doğru adlandırılmalıdır. “Miras taksimi” ifadesi çoğu zaman yanıltıcıdır. Çünkü taksim, miras açıldıktan sonra yapılır.
Muris sağken yapılacak işlem için şu sorular sorulmalıdır:
Bu mal bugün devredilecek mi?
Ölümden sonra mı hüküm doğuracak?
Bir mirasçı belirli mallardan feragat mi edecek?
Feragat karşılığında bir mal veya para mı alacak?
Diğer mirasçıların saklı payı zedeleniyor mu?
Altsoy etkilenmek isteniyor mu?
Sözleşme belli kişi lehine mi yapılıyor?
Taşınmazların ileride satılması veya dönüşmesi ihtimali ne olacak?
Bu sorular cevaplanmadan hazırlanan belge, aile huzurunu korumaz. Sadece ileride açılacak davanın delili olur.




















