“Müslüman mısın?” diye sorulabilir mi?
Özel güvenlik bir kadının ibadet hakkını engelleyebilir mi?
Bu olay Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu’na şikâyet edilebilir mi?
İstanbul Ayasofya Camii’nde kaydedilen bir görüntü sosyal medyada gündem oldu. Görüntülerde, özel güvenlik görevlisi olduğu anlaşılan bir şahsın, camiye girmek isteyen yabancı uyruklu bir kadına “Müslüman mısın?”, “Kelime-i şehadet getir” gibi ifadelerle baskı yaptığı görülüyor. Kadının Koreli olduğu sanılarak Müslümanlığı sorgulanıyor ve camiye alınmadığı iddia ediliyor.
Bu olay sadece bireysel bir yanlış tutum değil. Aynı zamanda Türkiye’de ibadet hakkı, din özgürlüğü, özel güvenlik yetkileri ve ayrımcılık yasağı gibi temel hukuk ilkelerinin sınandığı çok yönlü bir vakadır.
Özel güvenlik görevlisi bir kişinin dinini sorgulayabilir mi?
Hayır, sorgulayamaz.
5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’a göre, özel güvenlik görevlilerinin görev ve yetkileri açıkça belirlenmiştir. Kişinin dinini sorgulamak, şehadet getirmesini istemek ya da dini kimliğine göre içeri alıp almamak gibi uygulamalar, kanuna açıkça aykırıdır.
Özel güvenlik görevlileri;
- Kamu güvenliğini sağlamakla,
- İnsanların can ve mal güvenliğini korumakla,
- Kamu düzenini bozmadan hizmet yürütmekle görevlidir.
Ancak kişilerin dini inançlarını sorgulamak, ayrımcılık yapmak ya da ibadet hakkını keyfi engellemek gibi bir yetkileri bulunmamaktadır.
İbadet hakkı anayasal bir haktır mı?
Evet.
Anayasa’nın 24. maddesi açıkça şunu belirtir:
“Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.”
Bir kişiye “Şehadet getir” diye baskı yapmak, onun dini kanaatini sorgulamak anlamına gelir ve açık bir anayasa ihlalidir.
Din temelli ayrımcılık Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) şikâyet edilebilir mi?
Evet, başvurulabilir.
6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu, “din temelli ayrımcılığı” açık bir hak ihlali olarak kabul eder.
Bu olayda;
- Kadının görünüşüne ya da milliyetine bakılarak Müslüman olup olmadığı sorgulanmıştır.
- “Afrikalılar girebiliyor ama Koreli Müslüman kadın alınmıyor” denerek ırk ve din temelli ayrımcılık yapılmıştır.
TİHEK, kişinin din, dil, ırk, etnik köken, milliyet gibi nedenlerle ayrımcılığa uğramasını inceleyebilir.
Video kaydı delil olarak sunulabilir. Zira olayın başka türlü ispatı neredeyse imkânsızdır ve bu tarz video kayıtları, hukuka aykırılığı ortaya koyan meşru deliller arasında sayılır.
Video kaydı hukuka aykırı mı?
Hayır, bu tür video kaydı hukuka uygundur.
Kamuya açık bir alanda, bir güvenlik görevlisinin görev sınırlarını aştığı ve anayasal bir hakkı ihlal ettiği durumlarda, kişi kendini korumak ve hak aramak amacıyla video çekebilir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre;
➡ Kişinin kendisini savunması veya bir hukuki süreci ispatlamak amacıyla yaptığı kayıtlar hukuka uygun sayılır.
Bu olayda ne yapılmalı?
- TİHEK’e başvuru yapılabilir.
Din temelli ayrımcılık gerekçesiyle ihlal kararı talep edilebilir. - Savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir.
Görevi kötüye kullanma nedeniyle cezai süreç işletilebilir. - Görüntüler delil olarak sunulabilir.
Olayın belgelenmesi mağdurun hak arama sürecini kolaylaştırır. - Kamuoyu oluşturulabilir.
Bu tarz uygulamaların yaygınlaşmasını engellemek için sosyal medya ve medya organları kullanılabilir.
“Müslüman değilsen camiye giremezsin” demek yasal mı?
Hayır.
Cami gibi kamusal alanlar, belirli bir inanç grubuna özel değildir.
Hiç kimse ibadet alanına girmesi veya girmemesi konusunda dinî aidiyete göre sınıflandırılamaz.
Örneğin;
- Turist olarak giren bir gayrimüslim kişi camiyi gezebilir.
- Din değiştirmiş ya da henüz kelime-i şehadet getirmemiş biri camiye girip dini araştırma yapabilir.
Hiçbir yasal düzenleme “yalnızca Müslümanlar girebilir” şeklinde bir kural içermez.
“Afrikalılar giriyor ama Koreliye soruluyor” demek ırkçılık sayılır mı?
Bu ifade, gizli ırkçılık olarak tanımlanabilir.
Kişilerin etnik kökenlerine, fiziksel görünümlerine ya da coğrafi kökenlerine göre farklı muameleye tabi tutulmaları ırk temelli ayrımcılıktır.
Ayrımcılık yasağı hem Anayasa’da hem de uluslararası sözleşmelerde temel insan hakkı olarak yer alır.
Buna aykırı her uygulama için hem idari hem de adli başvuru yolları açıktır.
“Müslüman mısın?” diye sorulması neden sorunludur?
Çünkü bu soru:
- Dini kanaatleri açıklamaya zorlama anlamı taşır.
- Kişinin ibadet hakkını kısıtlama riski doğurur.
- Toplumda ötekileştirme ve nefret söylemini besler.
Ayrıca özel güvenlik görevlisi, devlet adına kolluk yetkisi kullanıyorsa bu daha da ciddi bir ihlaldir.
Cami Girişinde Din Sorgusu Hukuka Aykırıdır
Ayasofya’da yaşanan bu olay, yalnızca bireysel bir terbiyesizlik değil, hukuki ve toplumsal sonuçları olan ciddi bir hak ihlalidir. Din temelli ayrımcılık, anayasa ile güvence altına alınan haklara açıkça aykırıdır. İlgili kamu kurumlarına başvurarak hak aramak mümkündür. Ayrıca bu tür olayların video kaydıyla belgelenmesi, sadece bireysel hak arama değil aynı zamanda kamuoyu oluşturma açısından da etkili bir yoldur.
“Ayasofya’da Din Sorgusu Yaşadım” Diyorsanız…
Bu tür bir olay yaşadıysanız, hukuki süreci doğru yönetmek için bir avukattan destek almanız önemlidir. Gerek TİHEK başvurusu gerekse savcılığa yapılacak şikâyet süreci, profesyonel destekle çok daha sağlam yürütülebilir.

















