Sanat, Ahlak ve Hukuk Arasında Bir Çatışma
Eylül 2025’te İstanbul Küçükçiftlik Park’ta düzenlenen +18 konserinde sahne alan Manifest adlı müzik grubunun kıyafetleri ve dans gösterileri bazı çevrelerce “uygunsuz” bulundu. Bunun üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “hayasızca hareketler” ve “teşhircilik” suçlamalarıyla resen soruşturma başlattı. Toplumda büyük yankı uyandıran bu gelişme, sanat özgürlüğünün sınırlarını ve Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 225. maddesinde düzenlenen teşhircilik suçunun kapsamını yeniden tartışmaya açtı. Bu yazıda, hem doktrin hem de Yargıtay kararları ışığında soruşturmanın hukuki dayanaklarını ve sahne performanslarının teşhircilik suçuna girip girmediğini ele alacağız.
TCK 225 ve Teşhircilik Suçunun Unsurları
TCK 225 Ne Diyor?
TCK 225’in 1. fıkrası şu hükmü içerir:
“Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Bu düzenleme, genel ahlaka karşı suçlar bölümünde yer alır ve seçimlik hareketli bir suç tipidir. Yani iki farklı fiilden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir:
- Alenen cinsel ilişkide bulunmak: İki kişinin rızaya dayalı cinsel ilişkisinin, kamusal alanda veya üçüncü kişilerce görülebilir bir ortamda gerçekleşmesi. Burada “aleniyet”, belirsiz sayıdaki kişilerin fiili algılayabilmesiyle doğar. Bu nedenle özel ve kapalı bir yerde yapılan eylemde suç oluşmaz.
- Teşhircilik yapmak: Kişinin cinsel organını veya vücudunun cinsel bölgelerini belirsiz sayıda kişiye göstermesi. Yargıtay kararlarında teşhircilik, cinsel tatmin amacıyla mahrem bölgelerin alenen sergilenmesi olarak tanımlanır. Bu suçun cinsel tacizden farkı, eylemin belirli bir kişiye değil topluma yönelmesidir.
Kanun, bu fiillerin mutlaka alenen yapılmasını şart koşar. Aleniyet; belirsiz sayıda kişi tarafından görülebilecek, işitilebilecek veya öğrenilebilecek şekilde gerçekleşen eylem olarak tanımlanır. Dolayısıyla kapalı kapılar ardında, özel izinli bir ortamda veya cinsel organların açığa çıkmadığı durumlarda bu suçtan söz edilemez.
Korunan Hukuki Değer Nedir?
TCK 225’in koruduğu hukuki değer, toplumun “edep, iffet ve haya duyguları”dır. Amaç, cinsel içerikli davranışların toplumun genel ahlak anlayışını alenen zedelemesini engellemektir. Bu madde, cinsel ilişkinin ya da teşhirin kendisini değil, bu eylemlerin kamusal alanda yapılmasını cezalandırır. Başka bir ifadeyle, özel alandaki cinsel davranışlar serbesttir; sınır, bu davranışların kamuya taşınmasıdır.
Teşhircilik Suçu Nasıl Yorumlanıyor?
Kanunun gerekçesinde “teşhircilik” kavramının yalnızca cinsel organların gösterilmesiyle sınırlı olmadığı belirtilmiş olsa da, kanunilik ilkesi gereği bu suçun genişletilerek yorumlanması mümkün değildir.
Yargıtay uygulamasında teşhircilik, genellikle cinsel organların haz amacıyla çevreye gösterilmesi olarak kabul edilmektedir. Suçun oluşabilmesi için mutlaka aleniyet şartının gerçekleşmesi gerekir; yani eylemin başkaları tarafından görülmesi mümkün olmalıdır.
Bu nedenle, sokakta öpüşmek veya arabada sarılmak gibi fiiller teşhircilik olarak değerlendirilmez.
Yargıtay Kararları: Teşhircilik Suçunun Sınırları
Cinsel Organın Gösterilmesi ve Taciz İhtilafı
Yargıtay 4. Ceza Dairesi kararlarında, TCK 225 kapsamındaki teşhirciliğin yalnızca çıplak cinsel organın doğrudan sergilenmesiyle sınırlı olmadığı; cinsel tatmin amacı taşıyan ve toplumun edep, iffet ve haya duygularını incitecek şekilde vücut bölgelerinin aleni biçimde gösterilmesinin de bu suçu oluşturabileceği vurgulanmaktadır. Eylemin belirli bir kişiye yönelmesi halinde bu fiiller “cinsel taciz” kapsamında değerlendirilse de, toplumun geneline hitap eden sahne performanslarında teşhircilik suçunun gündeme gelmesi mümkündür.
9. Ceza Dairesi’nin 06.06.2022 tarihli kararında, sanığın pantolonunu indirerek cinsel organını yoldan geçen mağdureye göstermesi, hem teşhircilik hem de cinsel taciz kapsamında görülmüştür. Ancak tek fiille birden fazla suç işlendiği için TCK 44 uyarınca yalnızca cinsel tacizden mahkûmiyet kararı verilmiştir. Bu karar, “cinsel organın açıkça gösterilmesi” şartını öne çıkarsa da, Yargıtay’ın yorumunun giderek genişlediği ve toplumun ar duygularını inciten farklı fiillerin de bu kapsamda değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır.
Aleniyet Unsurunun Sınırları ve Çıplaklık
Teşhircilik suçunun oluşabilmesi için aleniyet şarttır. Ancak burada “aleniyet” yalnızca açık alanda yapılan eylemlerle sınırlı değildir. Bir konser sahnesinde, yüzlerce kişinin gözü önünde yarı çıplak şekilde yapılan dans gösterileri de aynı şekilde aleniyet unsurunu karşılar.
Dolayısıyla “çıplaklar kampı” gibi özel ve sınırlı alanlarda çıplak bulunmak teşhircilik suçunu oluşturmazken, toplumun geneline açık, biletli de olsa kalabalık bir alanda cinsel organın veya mahrem bölgelerin sergilenmesi suçun sınırları içine girer. Yarı çıplaklık, kalçanın veya cinsel organın belirgin şekilde ortaya çıkması, yalnızca estetik bir tercih değil, kamu düzenini ve toplumun ahlak duygusunu rahatsız eden bir unsur olarak kabul edilmelidir.
Sahne Performansları, Teşhircilik ve Anayasal Haklar
Sanatın Özgürlük Alanı Nerede Biter?
Anayasa’nın 27. maddesi bilim ve sanat özgürlüğünü güvence altına alır. Ancak hiçbir temel hak sınırsız değildir. Özellikle genel ahlaka, kamu düzenine ve başkalarının haklarına aykırı şekilde kullanılan bir özgürlük, anayasal koruma kapsamından çıkar.
Manifest grubunun konseri ücretli ve +18 yaş sınırına tabi olsa da, bu durum sahnede sergilenen eylemlerin denetim dışı kalması anlamına gelmez. Binlerce kişinin gözü önünde yapılan yarı çıplak danslar, cinsel organı belli eden kıyafetler ya da kalçanın sergilenmesi, artık sanat özgürlüğü kapsamında değil, TCK 225 bağlamında teşhircilik suçu sınırında değerlendirilmelidir.
Kıyafetler Teşhircilik Suçunu Oluşturur mu?
TCK 225’in gerekçesi, suçun konusunu “cinsel organ veya vücudun benzer cinsel bölgelerinin aleni sergilenmesi” olarak tanımlar. Bu kapsamda, yalnızca çıplaklık değil, cinsel organı veya kalçayı belirginleştiren yarı çıplaklık da suçun konusuna dahil olabilir.
Sahnedeki dans gösterilerinde kasıtlı olarak cinsel organın belli olacak şekilde kıyafet seçilmesi ya da kalçanın sergilenmesi, sıradan “açık kıyafet giymek”ten öteye geçer. Bu durum, artık teşhircilik suçuna yaklaşan bir tablo ortaya çıkarır. Sanat adı altında yapılan bu tür sergilemelerin, toplumun ahlak ve haya duygularını zedelemesi sebebiyle daha sıkı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Toplumsal Rahatsızlık ve Muhafazakâr Normlar
Hayasızca hareketler ve teşhircilik suçlarının koruduğu değer, toplumun genel ahlak düzenidir. Bu nedenle, bireysel özgürlük ve sanat serbestisi gerekçe gösterilerek toplumun ortak değerlerinin yok sayılması mümkün değildir. Kamu düzenini ve toplumsal huzuru doğrudan etkileyen bu tür eylemler karşısında savcılık makamının soruşturma başlatması, yalnızca hukuki değil, toplumsal açıdan da gerekli bir adım olarak görülmelidir.
Teşhircilikte Kanunun Dolanılması Mümkün Değildir
Teşhircilik suçunun oluşabilmesi için illa ki tüm bedenin tamamen çıplak olması ya da bir uzvun bütünüyle açığa çıkması şart değildir. Cinsel organın veya mahrem bölgelerin kısmen sergilenmesi de suçun unsurlarını karşılayabilir. Yarı çıplaklık yoluyla, bedenin bir bölümünü açıkta bırakmak ya da cinsel organı örtülü gibi gösterip aslında belirgin hale getirmek, kanunun amacını dolanma çabasından öteye gitmez.
Bu tür eylemler, toplumun edep ve haya duygularını zedelediği ölçüde teşhircilik kapsamında değerlendirilmelidir. Kanun koyucunun amacı, yalnızca çıplaklığı değil, çıplaklık görüntüsü ve etkisi yaratacak her türlü davranışı sınırlandırmaktır. Dolayısıyla “yarısı kapalı, yarısı açık” mantığıyla yapılan sahne performanslarının sanat özgürlüğü kisvesi altında korunması mümkün değildir.
Cinsel Tatmin Amacı Olmasına Lüzum Yoktur
Kanun metnine bakıldığında, TCK 225’te teşhircilik suçunun oluşması için “cinsel tatmin amacı” aranmadığı çok nettir. Eğer kanun koyucu bu fiilin yalnızca cinsel tatmin amacıyla işlendiğinde suç oluşturmasını isteseydi, tıpkı başka suç tiplerinde olduğu gibi, bunu açıkça hükme yazardı. Ancak böyle bir şart getirilmemiştir. Dolayısıyla, “teşhircilik ancak cinsel tatmin amacıyla yapılırsa suç olur” şeklindeki yorum kanunun lafzına da ruhuna da aykırıdır. Çünkü bu mantığı kabul ettiğimizde, cinsel tatmin amacı olmayan her türlü çıplaklık serbest kalırdı.
Oysa kanun, toplumun edep, iffet ve haya duygularını korumayı hedeflemektedir. Bu nedenle bir kişinin balkonda ya da toplumun görebileceği bir yerde çıplak şekilde güneşlenmesi de, herhangi bir tatmin amacı bulunmasa dahi, teşhircilik suçunun kapsamına girebilir. Yargı kararlarında da bu yaklaşım benimsenmiş ve çıplaklık eyleminin sırf tatmin amacına bağlanmaksızın toplumun genel ahlak düzenini bozucu niteliği esas alınmıştır. Bu durum, kanunun dar ve somut düzenlemesinden ayrılmanın mümkün olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
















