Geçtiğimiz yıl Kocaeli’de görülen çarpıcı bir davada, uyuşturucu bağımlısı oğlunu çıkan kavga sırasında öldüren bir baba hakkında mahkeme ceza verilmesine yer olmadığına karar verdikocaelicinar.com. Savcı 18-24 yıl hapis cezası isterken mahkeme heyeti, babanın korku ve panik içinde meşru savunmada sınırı aştığını, bu nedenle kusurunun bulunmadığını belirtti ve babayı cezalandırmadıkocaelicinar.com.
Bu olay pek çok kişinin aklında aynı soruyu uyandırdı: Hüküm verilmesine yer olmadığı kararı nedir, ne anlama gelir? Günlük bir haberin satırlarında karşılaşınca merak uyandıran bu karar türü, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.223’te düzenlenen özel bir mahkeme hükmüdür.
Duruşmanın sona ermesi ve hüküm
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat,
ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi
ve düşmesi kararı, hükümdür.
Peki yargılamada böyle bir karara neden ihtiyaç duyulur? Bu yazıda, hüküm verilmesine yer olmadığı kararının ne olduğunu, hangi durumlarda verildiğini, sanık açısından sonuçlarını ve adli sicile etkisini inceleyeceğiz.
Ayrıca bu karar temyiz veya istinaf edilebilir mi? sorusunu yanıtlayarak Yargıtay içtihatlarındaki yaklaşımı, uygulamadan örnekleri ve hukuk doktrinindeki tartışmaları ele alacağız. Ama önce kavramın temelini anlayalım.
Hüküm Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Tam Olarak Nedir?
Bu hukuki terim, bir ceza davasında mahkemenin belirli nedenlerle sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına hükmetmesi anlamına gelir.
Başka bir deyişle:
Mahkeme, sanığın suçu işlediğini kabul etmekle birlikte, kanunun öngördüğü özel durumlar nedeniyle ceza tatbik etmeden davayı sonuçlandırmaktadır.
Hüküm verilmesine yer olmadığı kararı, CMK m.223 uyarınca beraat ve mahkûmiyet gibi yargılamayı sona erdiren nihai bir karardır.
Ancak dikkat edilmesi gereken fark şudur:
Bir beraat kararı, mahkemenin sanığın suçsuz olduğunu ilan etmesi iken;
Hüküm verilmesine yer olmadığı kararı verildiğinde, sanığın fiili suç olarak kabul edilir fakat ceza verilmez.
Dolayısıyla bu karar, sonuçları itibarıyla beraatten farklı, kendine özgü bir hüküm türüdür.

Örnek Durum:
Sanığın eylemi meşru savunma kapsamında tamamen hukuka uygun ise beraat kararı verilirken;
Meşru savunmada sınırın korku, telaş gibi mazur görülen sebeplerle aşılması halinde mahkeme beraat yerine hüküm verilmesine yer olmadığına karar verecektir.
Kanun Koyucunun Amacı:
Kanun koyucu bu yolla, suç teşkil eden fiillerde bazı özel halleri beraat nedeni saymak yerine “cezasızlık nedeni” sayarak, sanığın hukuken suçlu görülse bile ceza almamasını amaçlamıştır.
1. Sanığın Kusurunun Bulunmaması (CMK 223/3)
Eğer sanık işlediği fiilden dolayı hukuken kusurlu sayılamıyorsa, mahkeme ceza vermeden davayı bitirebilir.
a) Yaş Küçüklüğü
- 12 yaşından küçük çocuklar, ceza sorumluluğuna sahip olmadıklarından, yargılama sırasında böyle bir durum anlaşılırsa ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
- 12-15 yaş aralığında olup da fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan çocuklar için de aynı karar uygulanır.
b) Akıl Hastalığı
Sanık, akıl sağlığı nedeniyle fiilin anlam ve sonuçlarını kavrayamıyorsa cezai ehliyeti yoktur. Bu durumda mahkeme, güvenlik tedbiri uygulamak üzere ceza vermekten vazgeçer ve hüküm verilmesine yer olmadığına karar verir.
c) Sağır ve Dilsizlik
Özellikle 15 yaşından küçük sağır ve dilsiz çocuklar, gelişim durumlarına göre ceza ehliyetine sahip olmayabilir. Ehliyetsiz oldukları tespit edilirse ceza verilmez ve dava bu kararla son bulur.
d) Geçici Nedenler / İrade Dışı Sarhoşluk
Sanık, iradesi dışında oluşan bir nedenle (örneğin istem dışı alınan uyuşturucu veya tıbbi bir sebeple) fiil esnasında davranışlarını yönlendirme yeteneğini kaybetmişse, kusuru yoktur. Bu durumda da ceza verilmesine yer olmadığı kararı uygulanır.
2. Ceza Verilmesini Önleyen Özel Haller
a) Hukuka Aykırı Fakat Bağlayıcı Emrin Yerine Getirilmesi
Yetkili bir amirin hukuka aykırı emrini uygulayan ast, kanunen sorumlu tutulmayabilir. Böyle bir olayda ast hakkında hüküm kurulmaz (ceza verilmez).
b) Zorunluluk Hali
Kendisini veya başkasını ağır bir tehlikeden kurtarmak için suç işleyen kişi, eğer başka çıkar yol yoksa hukuken mazur görülür (TCK 25/2). Bu durumda da mahkeme ceza vermeye yer olmadığına karar verir.
c) Cebir veya Tehdit Altında Suç İşleme
Kişi, karşı koyamayacağı bir cebir veya ciddi tehdit etkisiyle suça zorlanmışsa, fiili işlemiş olsa da cezalandırılmaz. Mahkemece ceza tertibine yer olmadığı kararı verilir.
d) Meşru Savunmada Sınırın Heyecan, Korku veya Telaşla Aşılması
Aslında meşru müdafaa sayılabilecek bir durumda sanık, heyecan veya telaş nedeniyle orantısız güç kullanmışsa, kanun kusuru olmadığını kabul eder. Bu nedenle sanığa ceza verilmez.
e) Kusuru Ortadan Kaldıran Kaçınılmaz Hata
Sanık, suçun kanuni unsurlarına veya hukuka uygunluk nedenine ilişkin kaçınılmaz bir hataya düşmüşse kusuru yoktur. Böyle bir durumda da ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilir (TCK 30/3).
Cezanın Verilmemesini Gerektiren Özel Durumlar
(CMK 223/4 kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı halleri)
Bu ikinci kategori, sanığın fiili suç oluştursa ve sanık kural olarak kusurlu olsa bile, kanunun ceza vermeye gerek görmediği halleri kapsar.
Kanun koyucu burada, adeta bir “cezasızlık sebebi” olarak değerlendirilebilecek özel durumlardan bahseder.

Etkin Pişmanlık
Suç işledikten sonra gönüllü olarak pişman olup yetkililere bildirerek suçun zararlarını ortadan kaldıran veya suça dair bilgi veren fail hakkında bazı suçlarda ceza verilmez.
- Örneğin, örgüt üyeliğinde itirafçı olan kişiler, TCK 221 kapsamında cezadan kurtulabilir.
- Bu durumda mahkeme, etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına hükmeder.
- Nitekim 15 Temmuz darbe girişimi sonrası itirafçı olan bazı sanıklar hakkında mahkemeler bu yönde kararlar vermiştir.
Şahsî Cezasızlık Sebepleri
Kanun, fail ile mağdur arasındaki yakın aile ilişkisi gibi bazı kişisel durumlarda ceza verilmeyeceğini öngörebilir.
- Örneğin, hırsızlık suçunun eşler arasında veya üstsoy-altsoy arasında işlenmesi hâlinde, TCK 167 uyarınca faile ceza verilmez.
- Böyle bir şahsi cezasızlık sebebi mevcutsa, mahkeme davayı ceza vermeden sonuçlandırır.
Karşılıklı Hakaret
Taraflar birbirine hakaret etmişse veya bir tarafın haksız fiiline tepki olarak hakaret suçu işlenmişse, TCK 129 gereği hâkim ceza vermekten vazgeçebilir.
- Bu gibi hâllerde de hüküm verilmesine yer olmadığı kararı verilecektir.
Fiilin Haksızlık İçeriğinin Azlığı
İşlenen fiil, teknik olarak suç tanımına uysa da çok hafif bir haksızlık teşkil ediyorsa, kanun ceza vermemeyi mümkün kılar.
- Örneğin, bağdan izinsiz bir salkım üzüm koparmak, teorik olarak hırsızlık suçu olsa da;
- ihlalin önemsiz görülmesi hâlinde, hâkim ceza vermekten vazgeçebilir.
- Bu hâlde de sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilecektir.
Kararın Keyfi Olamayacağına Dair Sınırlar
Yukarıda sayılan hâller haricinde, mahkemenin keyfi olarak bu kararı vermesi mümkün değildir.
CMK m.223 hükmü, beraat veya mahkûmiyet yerine ceza verilmesine yer olmadığına karar verilebilecek durumları tam olarak belirlemiştir.
- Özellikle “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği,
suçun işlendiği sabit değilse mahkeme ceza verilmesine yer olmadığına değil, doğrudan beraat kararı vermelidir. - Aynı şekilde, sanığın kusurunun bulunmadığı veya bir cezasızlık sebebinin mevcut olduğu durumda da mahkûmiyet yoluna gidilmemelidir.
- Yargıtay, verdiği kararlarda CMK 223’te sayılmayan bir gerekçeyle “hüküm kurulmasına yer olmadığı” şeklinde karar verilemeyeceğini vurgulamaktadır.
Hüküm Verilmesine Yer Olmadığı Kararının Sanık Açısından Sonuçları Nelerdir?
Hüküm verilmesine yer olmadığı kararı sanık için ne anlama gelir?
Bu karar, sanığın işlemiş olduğu fiil nedeniyle hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmadığı anlamına gelir.
Yani ne olur?
Sanık:
- Cezaya mahkûm edilmez,
- Hapis ya da adli para cezası gibi yaptırımlarla karşılaşmaz,
- Hükümlü sıfatı kazanmaz,
- Dolayısıyla mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarına uğramaz.
Kamu Hakları ve Memuriyet Açısından Ne İfade Eder?
Örneğin, bu kararı almış bir kişi:
- Memnu hakların iadesine gerek olmaksızın
- Seçme-seçilme hakkını,
- Kamu görevine girme hakkını korur.
Bu yönüyle karar, sonuç itibarıyla sanığı özgür bırakması bakımından beraat kararına benzer.
Peki Bu Karar Sanığı Tamamen Aklıyor mu?
Burada önemli bir fark ortaya çıkar:
Sanığın fiilinin suç olduğu kabul edildiği için, hukuken tam anlamıyla bir aklanma söz konusu değildir.
- Mahkeme, beraat kararındaki gibi “sanık suçsuzdur” demez.
- Aksine, “sanık suçu işlemiş, ancak ceza verilmesine gerek yoktur” der.
Bu nedenle sanık açısından manevi olarak bir suç isnadı varlığını korur.
Sadece bunun cezai yaptırımı uygulanmaz.
Bu Durumun Hukuki Yansımaları Olur mu?
Evet, bazı önemli hukuki sonuçları olabilir:
- Sanık fiili işlemiş kabul edildiğinden, eğer fiil bir zarar doğurmuşsa,
mağdurun tazminat davası açma hakkı devam eder. - Hüküm verilmesine yer olmadığına dair karar, fiilin işlendiğini tespit eden bir nihai hüküm olduğu için,
hukuk mahkemesinde de bu fiilin gerçekleştiği olgusu delil olarak kullanılabilir.
Beraat Kadar Avantajlı mı?
Hayır.
Sanık cezadan kurtulsa da, fiilin neticeleri yönünden (özellikle özel hukuk alanındaki sorumluluklar) beraat kadar avantajlı değildir.
Ancak şu noktalar da göz ardı edilmemelidir:
- Ceza hukuku anlamında mahkûm olmadığı için,
sabıka kaydı, cezaevi, infaz gibi ağır sonuçlarla karşılaşmaz. - Sanık, karara konu fiil nedeniyle bir hükümlü gibi muamele görmez.
Örneğin, tutukluysa bu kararla birlikte tahliye edilmesi gerekir (zira ceza almayacaktır).
Kusur Yoksa Sabıka Kaydı Yok
Eğer karar, sanığın kusuru olmadığı için verilmişse, bu karar adli sicile kaydedilmez.
Örnek haller:
- Yaş küçüklüğü
- Akıl hastalığı
- Meşru savunmada mazur görülen sınır aşımı gibi
kusuru ortadan kaldıran hallerde verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararları, sabıkada görünmez.
Bu durumda:
- Sanığın sabıka kaydı temiz kalır,
- Memuriyete engel bir durum oluşmaz.
Çünkü bu tür durumlarda, kanun sanığın cezai sorumluluğu bulunmadığını kabul etmektedir.
Şahsi Cezasızlık Sebebi Varsa Sicile İşlenir
Buna karşılık, etkin pişmanlık gibi şahsi cezasızlık sebeplerine dayalı olarak verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararları, adli sicile kaydedilir.
Adli Sicil Yönetmeliği m.13’e göre:
- “Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar” kural olarak sicile işlenmez
- Ancak özel kanunlarda cezasızlık öngörülen hallerde (örneğin etkin pişmanlık) verilmiş olanlar sicile kaydedilir.
Örnek:
Bir örgüt üyeliği davasında, itirafçı olup etkin pişmanlıktan faydalanan kişi hakkında verilen
“Ceza verilmesine yer olmadığı” kararı, adli sicile işlenebilir.
Bu Ayrımın Pratik Önemi Nedir?
Bu ayrım, sanığın sicil geçmişi ve gelecekteki hakları açısından büyük fark yaratır:
- Kusur yokluğu nedeniyle ceza almayan bir kişi:
Sabıka kaydında hiç suç işlememiş gibi görünür. - Etkin pişmanlık gibi nedenlerle ceza almayan bir kişi:
Sabıka kaydında bu durumun izleri bulunabilir.
Gerekçenin Doğru Yazılması Neden Önemlidir?
Kararın sabıka kaydına geçip geçmeyeceği, kararın gerekçesinde yer alan hukuki maddeye bağlıdır.
Bu nedenle:
- Sanık ve
- Müdafii avukat açısından,
gerekçede doğru hukuki nedenin belirtilmesi son derece önemlidir.
Hüküm Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Temyiz veya İstinaf Edilebilir mi?
Bu karar için istinaf veya temyiz yolu açık mıdır?
Evet. Hüküm verilmesine yer olmadığı kararı, maddi anlamda davayı sona erdiren bir nihai hüküm olduğu için kanun yoluna tabidir.
Nasıl ki beraat veya mahkûmiyet kararlarına karşı istinaf/temyiz yoluna gidilebiliyorsa, ceza verilmesine yer olmadığı kararına karşı da itiraz edilebilir.

Hangi Kanun Yoluna Başvurulabilir?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca:
- İlk derece mahkemesinin verdiği ceza verilmesine yer olmadığı kararı,
önce bölge adliye mahkemesinde (istinaf) incelenebilir. - İstinaf mahkemesinin kararına karşı da, şartları varsa Yargıtay nezdinde temyiz mümkündür.
Uygulamada Nasıl İşliyor?
Uygulamada genellikle:
- Şikâyetçi (katılan) cezalandırma talebiyle,
- Sanık ise beraat talebiyle
üst mahkemeye başvurmaktadır.
Örnek:
Bir davada, maktulün ailesi, sanığın cezasız kalmasına itiraz ederek kararı temyiz edebilir.
Öte yandan sanık, kararda suçun işlendiğinin yazılmasına itiraz ederek, beraat talebiyle temyize gidebilir.
Süreler ve Usul Aynı mı?
Evet. Bu karar bir hüküm olduğu için, kanun yoluna başvuru süreleri aynen geçerlidir:
- İstinaf başvuru süresi: 7 gün (kararın tebliğinden itibaren)
- Temyiz süresi: İstinaf kararının tebliğinden itibaren belirlenen süreye tabidir
CMK m.223/9 Uyarınca Önemli Bir Sınır
CMK m.223/9’a göre, derhâl beraat verilmesi gereken hallerde ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
Eğer ilk derece mahkemesi bu kurala aykırı davranırsa, istinaf veya temyiz makamı kararı bozacaktır.
Örneğin:
Delil yetersizliği nedeniyle beraat verilmesi gereken bir dosyada, mahkeme ceza verilmesine yer olmadığı kararı verirse,
bu hukuka aykırıdır ve üst mahkeme tarafından düzeltilmesi gerekir.
Yargıtay’ın Yaklaşımı Nedir?
Yargıtay, yerleşik içtihatlarında şunu açıkça belirtmiştir:
- Sanığın suçu sabit değilse, mahkemeler beraat kararı vermelidir.
- Beraat yerine ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hukuka aykırıdır.
- Mahkemeler, CMK m.223’te öngörülmeyen gerekçelerle hüküm kuramaz.
Yargıtay Kararlarında Hüküm Verilmesine Yer Olmadığı
Yargıtay bu konuda ne diyor?
Yargıtay kararları, hüküm verilmesine yer olmadığı kurumunun uygulanmasında kanuna sıkı sıkıya bağlı kalınması gerektiğini vurgulamıştır.
Yüksek Mahkeme, gerek Ceza Daireleri gerekse Ceza Genel Kurulu kararlarında, CMK 223’te sayılmayan gerekçelerle bu kararın verilemeyeceğini açık şekilde ortaya koymuştur.
Yerel Mahkemelerin Yaratıcı Kararları Kabul Görmüyor
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bir kararında;
iddianamede sevk maddelerinin gösterilmemesi gibi, kanunda öngörülmeyen bir sebeple “hüküm verilmesine yer olmadığı” yönünde karar verilmesini isabetli bulmamış ve kararı bozmuştur.
Bu karar, mahkemelerin CMK’da belirtilen hüküm türleri dışında yaratıcı kararlar veremeyeceğini açıkça göstermektedir.
Hangi Durumda Hangi Hüküm Verilmeli?
Yargıtay, hangi somut durumda hangi hükmün verilmesi gerektiği konusunda da yol gösterici içtihatlar geliştirmiştir.
Kusur Yeteneği Bulunmayan Çocuklar
Bir kararında Yargıtay, 12-15 yaş grubunda olup fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını anlayamadığı raporla belirlenen bir çocuk hakkında yerel mahkemenin beraat kararı vermesini hatalı bulmuştur.
- Yargıtay, çocuğun ceza sorumluluğu olmadığı için hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Bu örnek, Yargıtay’ın beraat ile ceza verilmesine yer olmadığı kararının sınırlarını hassasiyetle çizdiğini göstermektedir:
- Sanığın suçu işlemediği sabitse → beraat
- Suçu işlemiş ama ceza sorumluluğu yoksa → ceza verilmesine yer olmadığı
Akıl Hastası Sanıklarda Prosedüre Uyum
Yargıtay, akıl hastası sanıklar hakkında da usule uygunluk istemektedir.
- Akıl hastalığı nedeniyle ceza sorumluluğu olmayan bir sanık hakkında dahi mahkeme, önce tüm delilleri ortaya koymalı,
- Fiilin işlendiğini ispat etmeli,
- Sonra ceza verilmesine yer olmadığı kararı vermeli ve güvenlik tedbiri uygulamalıdır.
- Eğer delil yetersizliği varsa, beraat verilmelidir.
Yani Yargıtay, ceza verilmesine yer olmadığı kararının da bir ispat süreci sonunda verilmesi gerektiğini, eksiksiz bir yargılamanın şart olduğunu vurgulamaktadır.
Yerleşik İçtihatlar ve Cezasızlık Sebepleri
Yargıtay Ceza Daireleri, cezasızlık nedenlerinin uygulandığı bazı suç tiplerinde verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararlarını onaylayarak içtihat birliği sağlamaktadır.
Örnekler:
- FETÖ üyeliği davalarında, etkin pişmanlıktan faydalanan sanıklar hakkında verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararları hukuka uygun bulunmuştur.
- Karşılıklı hakaret veya değer azlığı gibi nedenlerle verilen kararlar da Yargıtay denetiminden geçerek istikrar kazanmıştır.
Kısaca Yargıtay Ne Diyor?
Yargıtay içtihadı özetle şunu açıkça ortaya koymaktadır:
- Hüküm verilmesine yer olmadığı kararı, kanun sınırları içinde ve doğru gerekçelerle verilmelidir.
- Yerel mahkemeler, bu sınırları aşan kararlar verdiğinde Yargıtay kararı bozar.
- Ancak doğru uygulamalar yapılmışsa, Yargıtay bu kararları onaylayarak emsal niteliğinde içtihatlar oluşturur.
Uygulamada Örnekler ve Öğretideki Tartışmalar
Uygulamada Bu Karar Türüne Örnekler Nelerdir?
Uygulamada hüküm verilmesine yer olmadığı kararına dair oldukça çeşitli örnekler görmekteyiz.
Yukarıda girişte değindiğimiz Kocaeli davası bunlardan biridir:
Baba, kendisine saldıran oğlunu öldürmüş; mahkeme sanığın korku ve telaşla meşru savunma sınırını aştığına kanaat getirerek ceza vermemiştir.
Bu, TCK 27/2’ye (meşru savunmada mazur aşım) dayalı klasik bir uygulama örneğidir.
Bir başka örnek, etkin pişmanlık uygulamasına ilişkindir:
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında teslim olup örgüt hakkında tüm bildiklerini anlatan bazı subaylar hakkında mahkemeler ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Yine, küçük yaşta çocuklar tarafından işlenen suçlar pratiğe sıkça yansıyan örneklerdendir:
13 yaşındaki bir çocuk hırsızlık yaptığında mahkeme onu suçlu bulsa bile, ceza ehliyeti olmadığından hüküm kurulmadan, güvenlik tedbiriyle dosya kapanmaktadır.
Akıl hastalığı vakalarında da benzer şekilde, sanığın fiili işlediği anlaşılırsa ceza yerine hastaneye yatırma gibi bir tedbir kararı ile birlikte ceza verilmesine yer olmadığı hükmü tesis edilir.
Örneğin, gerçek hayatta psikoz hastası olup bir olaya karışan sanıkların cezai ehliyeti bulunmadığı raporla tespit edilirse, mahkeme toplum güvenliği için hastaneye sevk kararı verirken ceza vermez.
Bu gibi örnekler, kanunun öngördüğü dengelerin mahkemelerce somut olaylarda nasıl uygulandığını göstermektedir.
Öğretide Bu Konuda Görüş Ayrılıkları Var Mıdır?
Hukuk doktrininde, hüküm verilmesine yer olmadığı kararı bazı tartışmalara konu olmuştur.
1. Kararın Niteliği Üzerine Teorik Ayrım
Kimi yazarlar, bu kararın sanığı aklamadığını, bu yönüyle “mahkûmiyet hükmüne yakın” bir sonuç doğurduğunu belirtmektedir.
Diğer bazı yazarlar ise bu kararın bir tür özgün beraat gibi değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur.
Baskın görüş ise, kanunun açık ayrımı nedeniyle, beraat ile ceza verilmesine yer olmadığı kararının farklı hukuki sonuçlar doğurduğu yönündedir.
2. Aynı Fiil Nedeniyle Yeniden Yargılama Yapılabilir mi?
Hüküm verilmesine yer olmadığı kararı, bir nihai hüküm olduğundan, aynı fiil için kural olarak yeniden yargılama yapılamaz
(ne bis in idem ilkesi gereği).
Fakat bu karar bir mahkûmiyet hükmü olmadığı için, bazı yazarlar cezai sorumluluğun tespit edilmediği hallerde,
yeni delil çıkması durumunda davanın yeniden açılabilmesini tartışmıştır.
Uygulamada ise bu tür yeniden yargılama girişimleri görülmemekte; karar maddi anlamda kesin hüküm olarak kabul edilmektedir.
3. Özel Hukukta Sorumluluk Tartışması
Özellikle, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş bir fiilden dolayı failin özel hukuk sorumluluğu
(tazminat yükümlülüğü) konusunda fikir ayrılıkları oluşmuştur.
- Bazı hukukçular, bu kararın failin fiili işlemiş olduğunu ortaya koyduğunu, dolayısıyla haksız fiil sorumluluğunun tesis edilebileceğini savunmaktadır.
- Diğer bazıları ise, failin kusuru bulunmadığının tespiti hâlinde, özel hukukta da sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürmektedir.
Yargıtay ise bu konuda, ceza davasında verilen karar ne olursa olsun,
fiilin hukuka aykırı ve zarar doğuran bir eylem olması hâlinde,
Borçlar Kanunu anlamında sorumluluğun gündeme gelebileceği yönünde kararlar vermektedir.
Nitekim:
- Haksız fiillerde zamanaşımı süresinin,
- Ceza zamanaşımına göre uzaması hususunda,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir fiil cezasız kalsa dahi “cezayı gerektiren bir fiil” niteliğinde olduğu sürece uzun zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir.
Bu da göstermektedir ki, hüküm verilmesine yer olmadığı kararı ceza hukuku sonuçlarını bertaraf etse de,
fiilin hukuka aykırılık vasfını tamamen ortadan kaldırmamaktadır.
















