Karşılıksız Çek İhtiyati Haciz
Ticari hayatta çok sık karşılaşılan bir senaryo vardır. Mal satılır, faturalar kesilir, borç karşılığında çek alınır. Çek bankaya gittiğinde karşılıksız çıkar. Alacaklı icra takibi başlatır fakat borçlu bu takibe itiraz eder. Süreç uzar. Alacaklı da şu endişeyi taşır: “Dava bitene kadar borçlu mallarını kaçırırsa ne olacak?”
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 29.01.2026 tarihli kararı tam olarak bu sorunun cevabını vermektedir.
Taraflar Arasındaki Ticari İlişki Nasıl Başladı?
Dosyaya göre davacı şirket, davalı şirkete mal satmıştır. Bu satış işlemi ticari belgelerle sabittir. Davacı tarafından düzenlenen faturalar, teslimi gösteren sevk irsaliyeleri ve taraflar arasında tutulan cari hesap kayıtları bulunmaktadır.
Davalı şirket bu borç karşılığında davacı şirkete 4 adet çek vermiştir.
Bu çeklerin tutarları şöyledir:
- 550.000 TL
- 602.905 TL
- 550.000 TL
- 550.000 TL
Toplam çek tutarı yaklaşık 2.252.905 TL’dir.
Ancak çekler bankaya ibraz edildiğinde tamamının karşılıksız olduğu ortaya çıkmıştır.
Alacaklı Şirket Neden İhtiyati Haciz Talep Etti?
Çeklerin karşılıksız çıkmasının ardından alacaklı şirket icra takibi başlatmıştır. Ancak borçlu şirket bu takibe itiraz ederek takibi durdurmuştur.
Bunun üzerine alacaklı şirket mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz talep etmiştir.
İhtiyati haczin amacı şudur:
Dava sonuçlanana kadar borçlunun mallarının güvence altına alınması ve alacağın tahsilinin riske girmemesi.
Alacaklı şirket mahkemeye şu delilleri sunmuştur:
- e-faturalar
- cari hesap ekstresi
- sevk irsaliyeleri
- karşılıksız çıkan çekler
İlk Derece Mahkemesi Neden Talebi Reddetti?
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ihtiyati haciz talebini reddetmiştir.
Mahkeme, alacağın kesin olarak ispat edilmesi gerektiğini düşünmüş ve davanın esası hakkında yapılacak yargılama sonucunun beklenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Başka bir ifadeyle mahkeme, alacağın henüz kesinleşmediği gerekçesiyle ihtiyati haciz verilmesini uygun görmemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Bu Değerlendirmeyi Neden Yanlış Buldu?
Dosya istinaf incelemesine geldiğinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi farklı bir değerlendirme yapmıştır.
Mahkeme şu hukuki ilkeyi vurgulamıştır:
İhtiyati haciz için alacağın kesin olarak ispat edilmesi gerekmez.
İcra ve İflas Kanunu’nun 258. maddesine göre alacaklı, mahkemeye kanaat verecek deliller sunmakla yükümlüdür.
Somut olayda dosyada bulunan belgeler birlikte değerlendirildiğinde şu tablo ortaya çıkmaktadır:
- ticari satış ilişkisini gösteren faturalar
- teslimi kanıtlayan irsaliyeler
- cari hesap kayıtları
- borç karşılığında verilmiş çekler
- bu çeklerin karşılıksız çıkması
Bölge Adliye Mahkemesine göre bu belgeler alacağın varlığı konusunda güçlü bir kanaat oluşturmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesi Nasıl Bir Karar Verdi?
Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesinin kararını kaldırmıştır.
Mahkeme, alacaklı şirket lehine 3.040.075,86 TL tutarında ihtiyati haciz kararı verilmesine hükmetmiştir.
Ancak kanun gereği alacaklıdan %15 oranında teminat yatırması istenmiştir.
Bu teminat yaklaşık 456.011 TL olarak belirlenmiştir.
Bu Kararın Ticari Hayat İçin Önemi Nedir?
Bu karar uygulamada çok önemli bir ilkeyi açık şekilde ortaya koymaktadır.
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için:
- alacağın kesinleşmesi gerekmez
- mahkemeyi ikna edecek ticari belgeler yeterlidir
Özellikle;
- faturalar
- cari hesap kayıtları
- teslim belgeleri
- karşılıksız çekler
bir araya geldiğinde mahkeme alacağın varlığı konusunda kanaat oluşturabilir ve dava sonucu beklenmeden borçlunun mallarına ihtiyati haciz konulmasına karar verebilir.
Bu nedenle ticari alacak davalarında ihtiyati haciz, alacaklıların alacağını güvence altına alabilmesi için en güçlü hukuki araçlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
















