Bir şehir düşünün. Her gün işe giderken kullandığınız cadde bir sabah uyandığınızda “ücretli otopark” tabelalarıyla dolu. İlk refleks: “Benim yolum, benim vergim, neden para ödüyorum?”
İkinci refleks ise hukuki: “Belediye bunu yapabilir mi?”
İşte tam bu noktada Danıştay 8. Daire’nin 24.06.2011 tarihli kararı (E. 2011/1214, K. 2011/3344) devreye giriyor. Karar, tek bir cümleyle özetlenebilir:
Belediyenin yetkisi vardır, ama bu yetki keyfi değildir.
Belediye cadde ve sokakları ücretli otopark yapma yetkisine sahip mi?
Evet.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15/p maddesi, belediyelere; yol, cadde, sokak ve meydanlarda araç park yerlerini tespit etme, işletme, işlettirme veya kiraya verme yetkisi tanır.
Ancak bu yetki “istediğimi yaparım” yetkisi değildir. Danıştay, burada kritik bir ayrım yapar:
Yetki var. Ama takdir yetkisi hukukun sınırları içinde kullanılmalıdır.
Takdir yetkisi ne demektir ve neden bu kadar önemli?
Takdir yetkisi; idarenin birden fazla hukuka uygun seçenek arasından seçim yapabilme serbestisidir.
Fakat bu serbesti keyfilik değildir.
Danıştay’ın koyduğu ölçüt çok nettir: Belediye kararları;
- Kamu yararına uygun olmalı,
- Hizmet gereklerine dayanmalı,
- Objektif ve makul gerekçelere sahip olmalı,
- Trafik güvenliğini tehlikeye atmamalı,
- İmar planıyla uyumlu olmalıdır.
Yani “trafik rahatlasın” demek tek başına yeterli değildir. Bunun bilimsel ve teknik dayanağı olmalıdır.
Bir caddeyi otoparka çevirmek için imar planı değişikliği gerekir mi?
Danıştay’a göre: Çoğu durumda evet.
Bu dosyada bilirkişi şu noktayı net koymuştur:
- İmar planında “yol” olarak görünen bir alan,
- Bilimsel çalışma yapılmadan,
- Trafik ve şehircilik planlaması incelenmeden,
- Gerekirse plan tadilatı yapılmadan,
“Ücretli otopark” haline getirilemez.
Başka bir deyişle:
Bir yolun fonksiyonunu fiilen değiştiriyorsanız, bunu imar planı üzerinden de hukuka uygun hale getirmek zorundasınız.
Burdur Belediyesi ne yaptı ve neden hukuka aykırı bulundu?
Burdur Belediyesi, Adliye, Fevzipaşa, Kışla, Şehit Özpolat, İstasyon, Cumhuriyet, Atatürk ve Gazi Caddelerini ücretli otopark olarak kiraya verdi.
İdare Mahkemesi önce davayı reddetti. Gerekçe basitti:
“Belediyenin yetkisi var.”
Danıştay ise bu gerekçeyi yetersiz buldu ve bozdu. Çünkü mahkeme;
- Trafiği nasıl etkilediğini,
- Yolun asli kullanımının bozulup bozulmadığını,
- Güvenlik risklerini,
- Şehircilik ilkelerine uygunluğu,
- İmar planıyla uyumu
somut biçimde incelememişti.
Bilirkişi incelemesi neden belirleyici oldu?
Yeniden yapılan bilirkişi incelemesi, belediyenin uygulamasını teknik olarak çökerten bir tablo ortaya koydu:
- Çift yönlü park yapılan yerlerde yollar dar kalıyordu.
- Ulaşım zorlaşıyordu.
- Trafik güvenliği ciddi risk altındaydı.
- Yolun asli fonksiyonu bozulmuştu.
- Uygulama “parçacıl çözüm”dü; yani gerçek otopark sorununu çözmüyordu.
- Sol şeride park uygulaması, ulusal ve uluslararası trafik kurallarıyla çelişiyordu.
- Yoğun saatlerde yol kapasitesi düşüyor, ikinci sıra park artıyordu.
Sonuç: Uygulama şehircilik ilkelerine ve trafik güvenliğine aykırıydı.
Sonuçta ne oldu?
Isparta İdare Mahkemesi, bilirkişi raporunu esas aldı ve belediyenin kararlarını iptal etti.
Danıştay da bu yaklaşımı hukuka uygun buldu.
Yani: Yetki var, ama yanlış kullanılmış.
Bu kararın pratik önemi nedir?
Bu karar, Türkiye’de belediyelerin otopark politikaları açısından bir dönüm noktasıdır. Şu mesajı verir:
- Belediye “trafik düzenlemesi” diyerek her caddeyi otoparka çeviremez.
- İmar planı, trafik güvenliği ve şehircilik ilkeleri dikkate alınmak zorundadır.
- Bilimsel ve teknik inceleme yapılmadan alınan kararlar hukuka aykırıdır.
- “Yetkim var” demek tek başına yeterli değildir.






