Evlilik Sona Erse Bile Neden Kayınvalide ile Evlenilemez? Türk Medeni Kanunu’nda Kayın Hısımlığına Dayalı Evlilik Engeli, Kayınbaba ile evlilik mümkün müdür?
Günlük hayatta bazen magazin dünyasında, bazen de toplumun kenarına itilmiş vakalarda karşımıza çıkan ilginç bir hukuki konu var: Boşanmış bir kişi, eski eşinin annesiyle ya da çocuğuyla evlenebilir mi?
Bu soru, ilk bakışta absürt gibi görünse de, hukuken çok net bir cevabı var. Ve bu cevap, yalnızca ‘etik’ veya ‘ahlaki’ bir değerlendirmeden ibaret değil — Türk Medeni Kanunu’nda açıkça yasaklanmış bir evlenme engelidir.
Evlilik Bitse Bile Bazı Akrabalıklar Bitmez: Kayın Hısımlığı Ne Demek?
Çoğu kişi “hısımlık” kavramını yalnızca kan bağı ile sınırlı zanneder. Oysa Türk Medeni Kanunu’na göre kayın hısımlığı (sıhrî hısımlık) da bazı hukuki sonuçlar doğurur.
Kayın hısımlığı, evlilik dolayısıyla meydana gelen hısımlıktır. Örneğin bir kişi evlendiğinde, eşinin annesi o kişinin kayınvalidesi, eşi ise annenin damadı ya da gelini olur. Bu hısımlık, doğrudan bir kan bağına dayanmaz ama hukuken evlenmeye engel teşkil edebilir.
Türk Medeni Kanunu Madde 129 Ne Diyor?
TMK m.129/2:
“Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında evlenme yasaktır.”
Bu ne anlama gelir?
- Evlilik resmi olarak sona erse bile (örneğin boşanmayla ya da eşin vefatıyla),
- Eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu (anne, baba, büyükanne, büyükbaba) veya altsoyu (çocuk, torun) evlenemez.
Örnekle Anlatalım:
- Ahmet ve Ayşe boşandı.
- Ahmet, artık Ayşe’nin annesiyle evlenemez.
- Ayşe, artık Ahmet’in başka bir kadından olan oğluyla da evlenemez.
Çünkü bu kişiler arasında “kayın hısımlığı” doğmuştur ve bu hısımlık, evlilik sona erse bile ortadan kalkmaz.
Neden Bu Kadar Katı Bir Yasak Getirilmiş?
Bu yasağın temelinde birkaç önemli hukuki ve sosyolojik sebep yatıyor:
- Aile düzeni ve sosyal yapı korunmak istenmiştir.
Aynı aile içinde birden fazla kuşakta yer alan bireyler arasında evlilik, aile içi dengeleri alt üst edebilir. - Toplumsal değerler gözetilmiştir.
Boşanmış birinin, eski eşinin annesi ya da çocuğuyla evlenmesi toplumda büyük bir tabu olarak kabul edilir. - Etik ve ahlaki sınırlar korunmak istenmiştir.
Bu tür evlilikler, geçmişteki yakın ilişki nedeniyle psikolojik baskı ve çıkar ilişkilerine dayalı olabilir. Hukuk, bu ihtimalleri önceden bertaraf etmek ister.
Bu Kuralın İhlali Halinde Ne Olur?
Bu yasağa rağmen yapılan bir evlilik mutlak butlan ile geçersiz olur (TMK m.145).
Tarafların evli olmaları hiçbir hukukî sonuç doğurmaz. Hâkim, bu evliliği re’sen bile geçersiz sayma yetkisine sahiptir.
Peki Neden “Evlilik Sona Ermiş Olsa Bile” İfadesi Kullanılmış?
Çünkü kanun koyucu, bu yasağı sadece evlilik sürerken değil, evlilik sona erdikten sonra da devam ettirmek istemiştir.
Yani evlilik boşanmayla, ölümle ya da iptalle sona erse bile, kayın hısımlığı nedeniyle oluşan evlenme engeli ömür boyu sürer.
Bu yönüyle diğer geçici evlenme engellerinden ayrıdır.
Sık Sorulan Sorular
Eski eşin kardeşiyle evlenmek yasak mı?
Hayır. Türk Medeni Kanunu, eski eşin kardeşiyle evliliği yasaklamamıştır. Ancak bu durum, sosyal açıdan sorguya açık olsa da hukuken engel değildir.
Boşandığım eşimin çocuğuyla evlenebilir miyim?
Hayır. Bu, kayın hısımlığına dayalı bir evlenme engelidir. Boşanma olmuş olsa bile, eşinizin çocuğu ile (altsoyu) evlenmeniz yasaktır.
Bu tür evlilikler yurtdışında yapılırsa geçerli olur mu?
Eğer Türkiye’de ikamet eden bir vatandaş iseniz ve bu evlilik Türkiye’de yasaklanmış bir evlilik ise, yurtdışında doğan bu evlilik Türkiye’de geçersiz olur.
Kayın hısımlığı, boşanmadan sonra ceza hukuku bakımından dahi sonuç doğurmaya devam eder
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas Numarası: 2012/14-1397 Karar Numarası: 2013/265 Karar Tarihi: 28.05.2013 künyeli kararı ile; oğlundan boşanan gelinine karşı cinsel saldırıda bulunan kayınpedere; suçu akrabaya karşı işlemiş gibi ceza vermek gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.
”4721 sayılı Medeni Kanun’un 18/2. maddesindeki, “kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz” şeklindeki açık düzenleme ile bu hükmün TCK açısından uygulanmayacağına ilişkin herhangi bir kanuni düzenlemenin olmaması karşısında, kayın hısımlığı ilişkisi, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesi ile ortadan kalkmayacağından, suç tarihinde oğlunun eski eşi, yani eski gelini olan müdahile karşı işlediği cinsel saldın suçuna teşebbüsten dolayı sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 102/3-c maddesinin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.”
Kanun, Aileyi Korur
Türk Medeni Kanunu’nun bu düzenlemesi, sadece kağıt üzerindeki bir hısımlık tanımı değildir. Toplumsal dengeleri, ahlaki sınırları ve aile düzenini korumayı amaçlayan güçlü bir normdur.
Her ne kadar “evlilik bitmiş” dense de, bazı hısımlıklar hukuken tamamen yok olmaz. Bu sebeple, herhangi bir evlilik planlamasında yalnızca “kan bağı”na değil, eski eşlerle olan hısımlığa da dikkat edilmelidir.































