Deniz İş Hukukunda Alt İşverenlik Nedir?
Gemide taşeron işçi çalıştırılabilir mi, asıl işveren hangi alacaklardan sorumludur ve muvazaalı taşeronluk tespit edilirse ne olur?
Deniz taşımacılığı dışarıdan bakınca yalnızca kaptan, gemi adamı ve yükten ibaret görünür. Oysa bir gemide temizlik, bakım, güvenlik, kafeterya, restoran, teknik servis, elektrik-elektronik bakım gibi birçok farklı iş aynı anda yürür. İşte bu noktada gemi işvereni bazı işleri başka bir işverene verebilir. Bu ilişki uygulamada “taşeronluk”, hukuk dilinde ise “asıl işveren-alt işveren ilişkisi” olarak karşımıza çıkar.
Fakat deniz iş hukukunda mesele klasik iş hukukundan biraz daha karışıktır. Çünkü 854 sayılı Deniz İş Kanunu, alt işverenlik konusunda açık bir madde içermez. Buna rağmen gemilerde alt işverenlik ilişkisi kurulabilir. Buradaki asıl soru şudur: Deniz İş Kanunu susuyorsa, gemide çalışan taşeron işçinin haklarını hangi kanun korur?
Deniz İş Kanunu’nda Alt İşverenlik Düzenlenmiş midir?
854 sayılı Deniz İş Kanunu’nda alt işverenlik ilişkisini doğrudan düzenleyen özel bir hüküm yoktur. Kanun; gemiadamı, işveren, hizmet akdi, ücret, çalışma süresi, yıllık izin, fesih ve kıdem tazminatı gibi konuları düzenler. Ancak “asıl işveren-alt işveren ilişkisi” başlığı altında ayrı bir sistem kurmaz.
Söz konusu eksiklik, deniz iş hukukunda taşeronluk kurulamaz anlamına gelmez. Türk hukukunda sözleşme özgürlüğü esastır. Gemi işvereni de işin niteliğine uygun şekilde bazı işleri başka bir işverene verebilir. Özellikle yolcu gemilerinde, turistik gemilerde, kuru yük gemilerinde ve bakım-onarım süreçlerinde alt işverenlik uygulaması sıkça görülür.
Deniz İş Hukukunda Alt İşverenlikte Hangi Kanun Uygulanır?
Deniz iş hukukunda alt işverenlik tartışmasının merkezinde şu soru yer alır: Deniz İş Kanunu’nda hüküm yoksa İş Kanunu mu, Türk Borçlar Kanunu mu, yoksa Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu mu uygulanır?
Bu konuda doktrinde farklı görüşler vardır. Bir görüş, Deniz İş Kanunu’nda boşluk varsa İş Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunur. Başka bir görüş ise İş Kanunu ile Deniz İş Kanunu arasında genel kanun-özel kanun ilişkisi bulunmadığını, boşluk halinde Türk Borçlar Kanunu’na gidilmesi gerektiğini kabul eder.
Yargıtay kararlarında da bu tartışma kendisini göstermiştir. Yargıtay bazı kararlarında, Deniz İş Kanunu’nda alt işverenlik düzenlemesi bulunmadığı için 4857 sayılı İş Kanunu m.2’nin doğrudan veya birebir uygulanamayacağını; sosyal güvenlik boyutunda ise 5510 sayılı Kanun m.12’nin dikkate alınabileceğini belirtmiştir.
Ancak işçilik alacakları bakımından yalnızca 5510 sayılı Kanun’a dayanmak yeterli değildir. Çünkü 5510 sayılı Kanun daha çok sigorta primi ve sosyal güvenlik yükümlülükleriyle ilgilenir. İşçinin ücret, fazla mesai, yıllık izin, kıdem tazminatı gibi alacaklarını çözmek için iş hukuku mantığına ihtiyaç vardır.
Gemide Alt İşverenlik İlişkisi Nasıl Kurulur?
Deniz iş hukukunda geçerli bir alt işverenlik ilişkisinden söz edebilmek için bazı şartların birlikte bulunması gerekir. Bu şartlar eksikse ilişki hukuken sorunlu hale gelir.
İki Ayrı İşveren Bulunmalıdır
Alt işverenlik ilişkisinde bir asıl işveren, bir de alt işveren bulunur.
Deniz iş hukukunda asıl işveren; gemi sahibi veya kendisine ait olmayan bir gemiyi kendi adına ve hesabına işleten kişidir. Alt işveren ise bu işverenden belirli bir işi alan ve kendi işçilerini bu işte çalıştıran ayrı işverendir.
Burada önemli olan nokta, iki işverenin ekonomik ve hukuki açıdan gerçekten ayrı olmasıdır. Kâğıt üzerinde farklı şirketler kurup fiilen aynı yönetimle iş yürütmek, muvazaa tartışmasını doğurur.
Asıl İşveren Gemide Kendi İşçilerini Çalıştırmalıdır
Alt işverenlik ilişkisi için asıl işverenin gemide kendi işçileriyle bir iş organizasyonu yürütmesi gerekir. Asıl işveren gemide hiç işçi çalıştırmıyor ve tüm işi başka bir firmaya bırakıyorsa, klasik anlamda asıl işveren-alt işveren ilişkisinden söz etmek zorlaşır.
Örneğin gemi işletmecisi, gemide kaptan, zabit, tayfa veya diğer gemiadamlarını çalıştırıyor; temizlik veya bakım işini başka bir firmaya veriyorsa, alt işverenlik ilişkisi gündeme gelir.
Verilen İş Gemideki Faaliyetle Bağlantılı Olmalıdır
Alt işverene verilen iş, gemide yürütülen asıl faaliyetle bağlantılı olmalıdır. Gemiyle hiçbir ilgisi olmayan bağımsız bir işin başka bir firmaya verilmesi, alt işverenlik ilişkisi oluşturmaz.
Örneğin yolcu taşıyan bir gemide temizlik, kafeterya, restoran, güvenlik veya bakım işi gemideki hizmet üretimiyle bağlantılıdır. Bu işler koşullarına göre alt işverene verilebilir.
Yardımcı İşler Alt İşverene Verilebilir mi?
Yardımcı iş, asıl faaliyetin doğrudan parçası olmayan; fakat asıl iş devam ettiği sürece ona bağlı şekilde süren iştir.
Örneğin kuru yük taşımacılığı yapan bir gemide asıl iş yük taşıma faaliyetidir. Bu gemide genel temizlik, yemekhane hizmeti veya bazı bakım işleri yardımcı iş niteliği taşıyabilir. Bu nedenle bu tür işler alt işverene verilebilir.
Cruise Gemilerinde Asıl İş Nasıl Belirlenir?
Her gemide aynı işi aynı şekilde değerlendirmek doğru olmaz. Cruise gemisi örneğinde durum değişir. Cruise gemisi yalnızca taşıma yapmaz; konaklama, restoran, eğlence ve turistik hizmet sunar. Bu nedenle restoran, oda temizliği, bar ve servis işleri bu gemide yardımcı iş değil, asıl işin parçası sayılabilir.
Asıl İşin Bir Bölümü Alt İşverene Verilebilir mi?
Asıl işin bir kısmını alt işverene vermek daha sıkı şartlara bağlıdır. İş Kanunu sisteminde asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi için işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık şartı birlikte aranır.
Bu ölçüt deniz iş hukuku açısından da önem taşır.
Örneğin geminin elektrik-elektronik sistemlerinin ileri teknik bilgi gerektiren bakım ve onarım işleri uzmanlık gerektiriyorsa alt işverene verilebilir. Buna karşılık geminin sevk ve idaresi, rota planlaması veya kaptanlık faaliyeti gibi geminin temel yönetimine ilişkin işler kolayca alt işverene devredilemez.
Alt İşveren İşçileri Başka İşlerde Çalıştırılabilir mi?
Alt işveren, işçilerini asıl işverenden aldığı işte çalıştırmalıdır. Temizlik işi için getirilen işçi güvenlikte, mutfakta veya geminin başka bir operasyonunda çalıştırılırsa, bu işçi bakımından alt işverenlik ilişkisi tartışmalı hale gelir.
Aynı şekilde alt işveren işçileri sürekli farklı işverenlerin farklı işyerlerinde dolaştırıyorsa, “sadece bu işyerinde alınan işte çalışma” şartı zedelenir.
Avukata Sor
Gemide çalışma, taşeron işçilik, kıdem tazminatı veya işçilik alacağı konusunda hukuki değerlendirme almak için iletişime geçebilirsiniz.
WhatsApp’tan YazGemide Çalışan Taşeron İşçi Kime Dava Açabilir?
Geçerli bir alt işverenlik ilişkisinde işçi, işçilik alacakları için yalnızca kendi işverenine başvurmak zorunda değildir. Asıl işveren de alt işverenle birlikte sorumluluk taşır.
Bu hak özellikle gemide çalışan işçiler için büyük önem taşır. Çünkü alt işveren şirketin ekonomik gücü zayıf olabilir, şirket kapanabilir veya işçi alacaklarını ödeyemeyebilir. Böyle bir durumda asıl işverenin sorumluluğu işçi açısından güvence oluşturur.
Asıl İşveren Hangi İşçilik Alacaklarından Sorumludur?
Asıl işveren, alt işveren işçisinin gemide çalıştığı dönemle sınırlı olarak sorumluluk taşır.
- Ücret alacağı
- Fazla çalışma ücreti
- Hafta tatili ve genel tatil alacakları
- Yıllık izin ücreti
- Kıdem tazminatı
- İhbar tazminatı
- Toplu iş sözleşmesinden doğan haklar
- İş sözleşmesinden kaynaklanan diğer parasal haklar
Burada kritik ayrım şudur: Asıl işveren, alt işveren işçisinin yalnızca kendi gemisinde çalıştığı süre bakımından sorumlu olur. İşçi daha önce başka gemide, başka işveren yanında veya farklı bir projede çalışmışsa, asıl işveren bu dönemlerden doğan borcu üstlenmez.
Gemide Çalışan Alt İşveren İşçisine Deniz İş Kanunu mu İş Kanunu mu Uygulanır?
Alt işveren işçisi gemide çalışmaya başladığında, işin niteliği deniz iş hukuku kapsamına giriyorsa Deniz İş Kanunu hükümleri önem kazanır. Çünkü deniz taşıma işi, İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan özel bir alandır.
Bu nedenle gemide çalışan işçinin çalışma süresi, fesih, kıdem tazminatı, yıllık izin ve ücret gibi hakları değerlendirilirken Deniz İş Kanunu hükümleri göz ardı edilmemelidir.
Ancak Deniz İş Kanunu’nun 48. maddesi, gemiadamına daha elverişli hak sağlayan kanun, sözleşme, toplu iş sözleşmesi, örf ve adet kaynaklı hakları korur. Bu nedenle somut olayda işçi lehine daha avantajlı bir düzenleme varsa, bu düzenleme ayrıca dikkate alınmalıdır.
Muvazaalı Alt İşverenlik Nedir?
Muvazaalı alt işverenlik, görünürde taşeron ilişkisi kurulmasına rağmen gerçekte işçinin asıl işverenin işçisi gibi çalıştırılmasıdır. Başka bir anlatımla işverenler kâğıt üzerinde bir taşeronluk sistemi kurar; fakat fiili çalışma düzeni bu sistemi doğrulamaz.
Gemilerde Muvazaa Sayılabilecek Durumlar Nelerdir?
- Asıl işverenin işçileri alt işveren şirketine geçirilip aynı işi daha kötü şartlarda yapmaya devam ediyorsa
- Daha önce gemide çalışan kişi sonradan alt işveren gibi gösteriliyorsa
- Asıl iş herhangi bir teknolojik uzmanlık gerekmeden bölünüp başka firmaya veriliyorsa
- Alt işverenin bağımsız organizasyonu yoksa
- Alt işveren sadece bordro şirketi gibi davranıyorsa
- İşçiler fiilen asıl işverenin emir ve talimatıyla çalışıyorsa
- Taşeronluk işçilerin ücret, kıdem, sendika veya toplu iş sözleşmesi haklarını azaltmak için kullanılıyorsa
Hâkim bu noktada yalnızca sözleşmeye bakmaz. Fiili çalışma düzenini, emir-komuta ilişkisini, ekipmanı kimin sağladığını, işçileri kimin yönettiğini, ücretlerin nasıl belirlendiğini, alt işverenin gerçekten uzmanlık taşıyıp taşımadığını ve ilişkinin işçi haklarını azaltma amacı taşıyıp taşımadığını inceler.
Muvazaalı Taşeronluk Tespit Edilirse Ne Olur?
Alt işverenlik ilişkisi muvazaalı çıkarsa hukuk önemli bir sonuç doğurur: Alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.
Bu sonuç işçi açısından güçlü bir koruma sağlar. Çünkü işçi, sanki en baştan beri asıl işverenin işçisiymiş gibi hak talep edebilir. Ücret farkı, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, toplu iş sözleşmesinden doğan haklar ve diğer işçilik alacakları buna göre hesaplanır.
Özellikle deniz işlerinde uzun süre aynı gemi organizasyonu içinde çalışan; ancak farklı taşeron şirketler üzerinden gösterilen işçiler bakımından bu tespit büyük önem taşır.
Yabancı Bayraklı Gemilerde Alt İşverenlik Nasıl Değerlendirilir?
Deniz İş Kanunu kural olarak Türk bayraklı ve kanunda belirtilen nitelikleri taşıyan gemilerde çalışan gemiadamları için uygulanır. Yabancı bayraklı gemilerde çalışan işçiler açısından görevli mahkeme, uygulanacak hukuk ve işçilik alacaklarının hangi rejime göre belirleneceği ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle yabancı bayraklı gemide çalışan bir işçinin davasında doğrudan “Deniz İş Kanunu uygulanır” demek hatalı olur. Geminin bayrağı, işverenin merkezi, iş sözleşmesindeki hukuk seçimi, fiili çalışma yeri ve uyuşmazlığın Türkiye ile bağlantısı birlikte incelenmelidir.
Deniz İş Hukukunda Taşeronluk Her Zaman Geçerli midir?
Deniz İş Kanunu alt işverenlik konusunda açık bir madde içermese de deniz işlerinde alt işverenlik ilişkisi kurulabilir. Ancak bu ilişki işçiyi koruyan temel ilkeleri ortadan kaldıramaz.
Gemide yardımcı işler alt işverene verilebilir. Asıl işin bir bölümü ise ancak işin ve işletmenin gereği ile teknolojik uzmanlık şartı birlikte varsa alt işverene bırakılabilir. Alt işveren işçileri yalnızca alınan işte çalışmalı, işçi hakları azaltılmamalı ve taşeronluk sistemi gerçeği yansıtmalıdır.
Aksi halde mahkeme muvazaa tespiti yapabilir. Böyle bir durumda işçiler başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır ve işçilik alacaklarını buna göre talep eder.
Deniz iş hukukunda alt işverenlik, klasik taşeronluk uygulamasından daha dikkatli incelenmesi gereken bir alandır. Çünkü geminin niteliği, bayrağı, yapılan işin türü, işçinin fiili görevi ve işverenler arasındaki gerçek ilişki sonucu doğrudan değiştirir.































